Hasan Hastürer

İlişkiler, önce siyasi düzeyde bozuldu…

Türk insanı ile Kıbrıs Türk halkı arasında pazarlıksız, al – ver hesabı olmadan, saygı sevginin varlığını çocukluk günlerimden bilirim.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Kıbrıslı Türklerin yönetim yapıları arasında da yıllarca saygı- sevgi temelinde, farklı sıcak yanları olan bir ilişki oldu.

***

İlişkiler, insanlar arasında bozulmadı öncelikle.

İlişkiler, önce siyasi düzeyde bozuldu.

Oradan başlayan bozulma sokağa aktı.

***

1974’e kadar Kıbrıs Türkü, Türkiye’nin sivil ve demokratik olmayan yüzüyle yakın temas halinde oldu.

TMT’nin komuta kademesinde yer alan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kod isimli komutanları, olağanüstü yetkilerle donatılmıştı.

Bir anlamda kestikleri kestik, biçtikleri biçtikti.

İsterlerse severlerdi, isterlerde döverlerdi.

Ya da tek başlarına karar verip, Alpay Mustafa’nın öldürülmesi gibi öldürürlerdi.

İlginçtir o dönemde yaşanan onca rahatsız edici gelişmeye karşılık Kıbrıslı Türklerin, Türkiye sevgisi kalıcı yaralar almıyordu.

***

Ne olduysa 1974’ten sonra oldu.

Rum’un ganimeti haram lokma gibi boğazımıza takılıp kaldı.

Hayatın her alanında, tüm güzel değerler geriye gitti.

1950’li yılların sonlarında Türkiye’nin ihtiyacı var diye analarımız, ablalarımız, halalarımız, teyzelerimiz, kulaklarında küpeleri, bileklerinden bileziklerini, boğazlarından kolyelerini çıkarıp Türkiye’ye yardım olsun diye vermedi mi?

1963 sonrası da Türkiye Kızılayı’nın gıda yardımlarıyla beslenmedik ki?

1963’te Kıbrıs Türk Silahlı Kuvvetler Alayı, kışlasını terk edip Gönyeli ve Ortaköy’e mevzilendi.

O zor günlerde insanlarımız mutfağında pişenleri yakında nöbet tutan askerle paylaştı.

Derin araştırma olmadan, güvenle pek çok aile kızlarını Türk Askerine eş verdi.

Bazıları Anadolu’ya gittiği zaman evlendiği askerin orada evli olduğunu gördü, perişan oldu. Ancak tüm bunlar sevgiyi eksiltmedi.

1974’ten sonra adım adım geriye gitti her şey.

Çarşıda çanak, çölek almak isteyen istediği indirimi alamayınca, “ Hadi canım sende… Yazıklar olsun kurtarılmaya değmezmişsiniz” dendiği unutulmadı.

İkide bir, “ Türkiye geldi siz kurtardı” laflarıyla yüzleştik yıllarca.

Türkiye’den birileri bunları söylerken bizim başımızdakiler de “Anavatan” söylemlerinde ölçüyü kaçırdı.

Samimi olan, Ankara’dan birileri bizi adeta aşağılayınca, buradaki “Anavatan” söylemleri sokaktaki insanlarımızı rahatsız etti.

***

Her zaman Kıbrıs Türk insanının Türkiye’den beklentisi saygı ve sevginin karşılıklı olmasıdır.

Bunun adının ne olacağı çok da önemli olmadı.

Ancak Türkiye’nin KKTC’nin İMF’si gibi davranması ilişkileri farklı etkiledi.

Kimse, “Türkiye parayı versin, karışmasın” demedi.

Ancak o denetim sisteminin. doğru ve düzeyli olması istendi.

***

Kuzey Kıbrıs’ta farklı bir siyasi hoşgörü var.

Bazılarına göre en uçta olan söylemler için bile, “ Bırakın söylesin, noldu?” denebiliyor.

Ya da “Bu da onların görüşü” deniyor.

Kıbrıs Türk insanının çok büyük ekseriyeti için Türkiye’nin adadaki askeri varlığı rahatsız edici değildir.

Hele bugünkü konumuyla Türk askeri hiç rahatsız edici değil, diyebilirim.

Yıllar evvel Lefkoşa’daki inzibat birliğinin komutanı bile ismen geniş kesimlerce bilinirken bugün generallerin isimlerini bilmeyenler rahat yüzde  doksanın üzerinde.

***

Ankara ile Kuzey Lefkoşa ilişkilerinin, iyi, sorunsuz olması gerekir.. Ankara çok büyük, Kuzey Lefkoşa’mız çok küçük olabilir. Türkiye ile ilişkilerde saygı ve sevgiyi öne koymayı başardığımız an tüm sorunların hızla çözüme kavuşacağını göreceğiz.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu