Hasan Hastürer

Parti içi demokrasi, bir partinin kendine karşı dürüstlüğünün ölçüsüdür…

Bu ara uzun, çok kelimeli başlıklar attığımın farkındayım.

Kendi tercihim olmasına rağmen kendi kendime de soruyorum.

Yazımın bütününü okuma fırsatı olmayanların, yazımın başlığıyla bile düşünsel şiddalama, dürtü yaşamasını isterim.

CTP’nin genel başkanını seçtiği kurultayda, toplam siyasal kalite vardı. Aslında CTP’de Sıla Usar İncirli’nin genel başkan seçilmesiyle sonuçlanan süreç, çok normal ve olması gereken içerikteydi.

Sağ partilerde özellikle Derviş Eroğlu’ndan sonra yaşanan kötü örnekler nedeniyle CTP’deki parti içi demokrasi kalitesi göze daha çok battı.

***

Demokratik toplumların yaşaması, nefes alması, gelişmesi için en temel unsur siyasettir. Siyasetin sağlıklı işlemesi ise partilerin kendi içindeki işleyişle başlar. Yani toplumun demokrasi kalitesi, doğrudan doğruya siyasi partilerin iç demokrasi anlayışına bağlıdır.

Bunu yıllardır anlatıyoruz ama görüyoruz ki hâlâ birçok parti için iç demokrasi, vitrin süsü olmaktan öteye geçemiyor. Hatta vitrini bile düzenleyemeyenler var.

Oysa demokrasi, sadece meydanlarda alkışlanan bir  “slogan “değil, partilerin kendi evinin içinde uygulaması gereken bir yaşam kültürüdür.

***

Parti içi demokrasi, bir partinin kendine karşı dürüstlüğünün ölçüsüdür.

Çünkü dışarıya “eşitlik”, “adalet”, “katılım”, “şeffaflık” mesajları veren bir parti, bunları kendi bünyesinde uygulamıyorsa inandırıcılığını kaybeder. Siyasette güven en değerli sermayedir. Bu sermaye kaybedildiğinde, geriye sadece şekilden ibaret bir örgüt kalır. Ne toplum karşılık verir, ne de parti kendi içinde sağlıklı bir bağ kurabilir.

 

Demokrasi anlayışı önce herkesin, her partinin kapısının iç tarafından, hane içinden, parti yönetiminden, örgüt yapısından, karar alma süreçlerinden başlar. …

Eğer aday belirleme süreci kapalı kapılar ardında, belli grupların, KENDİLERİNİ PARTİNİN A HİSSDARI GÖERNLERİN  ağırlığıyla şekilleniyorsa orada demokrasi yoktur; güç dengesi vardır.

Eğer üyeler sadece seçim günü hatırlanıyor, karar süreçlerine dâhil edilmiyorsa orada demokrasi yoktur; yöneten-yönetilen ayrımı vardır.

Parti içi irade, aktif kadroların değil, partinin yolunu bilmeyenlerin, unutanların  katkısıyla ortaya çıkarsa orada parti için demokrasiye yabancı madde katılmış demektir.

Eğer fikir söyleyenler dışlanıyor, eleştirenler hain ilan ediliyorsa orada demokrasi yoktur; korku hüküm sürüyordur.

***

Parti içi demokrasinin önemi, sadece partinin kendi içinde adaletli olmasıyla sınırlı değildir. Aynı zamanda yönetime talip olan bir yapının, ülkeyi nasıl yöneteceğinin de provasını sunar. Kendi içinde üyeye söz hakkı vermeyen, eleştiriye tahammül etmeyen, saydam olmayan bir parti, iktidara geldiğinde bu kültürü değiştirmez. Bu yüzden parti içi demokrasi, ülkenin geleceği için de bir güvencedir.

***

Bazen parti içi yarışlar, kırgınlıkların ve çekişmelerin kaynağı gibi gösterilir.

Oysa demokrasi, yarışın kendisinde değil, yarışın nasıl yönetildiğinde saklıdır. Adaylar çıkabilir, fikirler çatışabilir, tartışmalar alevlenebilir.  Bunların hiçbiri zararlı değildir.

Asıl zarar, rekabetin düşmanlığa dönüştüğü, sürecin şeffaflıktan uzaklaştığı ve üyelerin iradesinin yok sayıldığı anlarda ortaya çıkar. Sağlıklı bir parti içi demokrasi, rekabeti güçlendirir; sağlıksız olan ise partiyi içeriden çürütür.

 

***

Kıbrıs Türk Toplumunda çok partili yaşam deneyimin tam 50 yıllık geçmişi var.

Uzun uzun yazıp, sorgulamasak da gidilecek daha çok yolumuzun olduğu kesin.

Parti içi demokrasinin olmadığı bir partide liyakat değil yalakacılıkla eş anlamlı sadakat belirleyici olur. Sadakatin olduğu yerde vizyon körelir, eleştiri yok olur, yaratıcı fikirler filizlenemez. Oysa demokratik bir yapıda herkes söz sahibidir; gençler, kadınlar, emekçiler, örgütler… Herkes kendini ait hisseder, herkes partiyi kendi evi gibi görür.

***

Parti içi demokrasi sadece bir yönetim biçimi değil; bir karakter meselesidir.

Demokrasiye gerçekten inanan partiler, önce kendi evlerini düzene koyar. Çünkü bilirler ki demokrasi, içeride filiz, dışarıda meyve verir. Toplumun siyasal kalitesi, partilerin, siyasi nitelikli örgütsel yapıların, içinden  başlayan ve temelinde adalet olan duyguyla yükselir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu