Parti içi demokrasinin çapını, daraltmak, partinin boğazını sıkmaktır…

Her yazımı yazmadan önce ciddi ciddi düşünürüm. Hatta bazı durumlarda konuyu dosya gibi düşüncemde var edip, aklıma gelenleri orada biriktiririm. Sıra yazmaya geldiğinde yaptığım aslında, aklımdakilerin yazılı çıktısını almaktır.
Bu yazım da, son günlerde gündemime aldığım bir konudur. Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından CTP Kurultayı toplandı… Sıla Usar İncirli, Erkut Şahali ve Asım Akansoy adaydı. Sevgili Sıla Usar İncirli, ilk turda %52.6 oyla rakiplerine bir anlamda fark atarak, birinci turdan CTP Genel Başkanı seçildi.
Seçim sonuçlanınca da, Sıla Usar İncirli ortada, üç aday birlikte ellerini birleştirip, “Seçim bitti, şimdi birlikte yola devam etme zamanıdır” mesajı verdi.
Orada ciddi bir siyasi olgunluk tablosu vardı.
Sıla Usar İncirli, Erkut Şahali ve Asım Akansoy’la birlikte yürüme tavrını ortaya koyarken, Şahali ve Akansoy’da “Parti içinde demokratik bir yarış yaşadık. Sonuca samimi olarak saygılıyız. Yoldaşlar olarak yola devam edeceğiz” dedi bir anlamda.
Elleri birleştirip, havaya kaldırmak, özü yansıtmayan bir tablo değildi herhalde.

***
30 Kasım 2025’teki CTP kurultayında genel başkan seçildi, bir de karar tasarıları oylandı.
Genel Başkan seçerken, yeni Parti Meclisi ve devamında yeni genel sekreter ve yeni MYK düşünülmedi.
Sonuçta yeni bir genel başkan seçilecekti. Belli ki CTP Sol Parti kimliğiyle, sağ partilerdeki lider kültü anlayışının çağrışımını bile aklından geçirmedi.
Nedir lider kültü? Çok uzatmayalım, sorusuz sualsiz itaat edilen, ilahlaştırılan lider modelidir. Komşu ülkelere baktığımızda örneklerini görmek kolaydır.
***
Görebildiğim kadarıyla Genel sekreteri Erkut Şahali ve MYK, Cumhurbaşkanlığı ve parti içi Genel Başkan seçimi organizasyonlarından başarıyla çıkmanın huzurunu taşıyor.
Genel Sekreter ve MYK istifa etmezse, yeni genel sekreter ve MYK seçimi Parti Meclisinde yapılabilir mi?
Seçimi hem CTP içinde hem de toplumda olumlu karşılanan Sıla Usar İncirli, mevcut genel sekreter ve MYK ile çalışmak istemiyorum. Uyumlu çalışmak istediğim genel sekreter ve MYK isterim der mi?
Devamında kendisiyle uyumlu çalışacak diyerek Genel Sekreter ve MYK önerir mi?
Önerisinin dışında adaylar çıkar ve listesi delinirse bu defa daha uyumlu Parti Meclisi mi gündeme gelecek?
Böyle bir durumda partinin kamu oyunda önemli olan bütünlüğü yara almaz mı?
***
Bu satırları yazmadan Başaran Düzgün arkadaşımla da sohbet ettim.
Bir soru sordum… “ En son ısmarlama takım elbise ne zaman diktirdin?”
Meşhur kahkahasını atıp, “Hazır giyim yokken, polisin arkasındaki İstanbul terzihanesinde, rahat 25-30 sene evvel” diye yanıtını verdi.
***
Sol, iddiasını eşitlikten, adaletten ve özgürlükten alan bir siyasal duruştur. Emekten yana olduğunu söyleyen, haksızlığa karşı durduğunu ilan eden, toplumun geniş kesimlerine daha adil bir düzen vaat eden, hukukun üstünlüğüne çok önem veren bir anlayışın, kendi iç işleyişinde bu değerleri yok sayması olmaz, olamaz.
Bu nedenle, sol partilerde parti içi demokrasi bir tercih değil, varoluş nedenidir.
Genel geçer bir kural olarak bilinir… Sağ siyaset, çoğu zaman lider kültü, hiyerarşi ve itaati doğal bir örgütlenme biçimi olarak sunar. Sol ise buna itiraz ederek doğar.
Eğer sol bir parti, kararlarını dar bir kadronun kapalı kapılar ardında aldığı, üyelerinin sadece alkışlamakla yetindiği bir yapıya dönüşürse, orada sol sadece bir etiket olarak kalır.
***
Parti içi demokrasi, sol partilerde düşüncenin oksijenidir. Farklı görüşlerin özgürce dile getirilebildiği, eleştirinin ihanet sayılmadığı, çoğulculuğun tehdit değil zenginlik olarak görüldüğü bir ortam olmadan sol siyaset nefes alamaz. Çünkü sol, tek sesliliğin değil, ortak aklın siyasetidir. Ortak akıl ise ancak katılımla, tartışmayla ve şeffaflıkla oluşur.
Daha da önemlisi, sol partiler toplumun vicdanına taliptir. Topluma demokrasi dersi vermeye kalkan bir yapının, kendi içinde farklı davranıp, takım içinde takım kurulursa, inandırıcılığı yerle bir eder.
***
Sol partilerde parti içi demokrasi aynı zamanda kadro üretiminin güvencesidir. Liyakat yerine sadakatin, emeğin yerine biatin, gruplaşarak güç elde etmenin esas alındığı bir örgütlenme, zamanla vasatlığı kurumsallaştırır. Oysa sol, dar çıkar hesaplarından uzak, nitelikli kadrolarla, düşünen, üreten ve sorgulayan insanlarla yol alır.
Unutmamak gerekir ki sol, iktidarı bir amaç değil, araç olarak görür. Amaç her bakımdan, adil bir toplum yaratmaktır. Bu amaca giden yolda kullanılan araçlar da en az hedef kadar temiz olmalıdır. Parti içi demokrasiden vazgeçen bir sol, iktidara yürürken ruhunu kaybeder. Geriye kalan ise adı sol olan, ama pratiğiyle sağdan farksız bir siyasal yapıdır.
… Bu yazdıklarımı kimse abartılı diye, nitelemesin… CTP’nin içinden geçmekte olduğu bu günleri bahane edip yazmak istedim.
Parti içi demokrasinin çapını, farklı hesaplarla daraltmak, partinin boğazını sıkmaktır.



