Sağlık ve eğitimde devlet küçülürse?

Pek çok tanımlaması olabilir. Ancak devlet, en geniş hizmet organizasyon kurumu olarak da tanımlanabilir.
Çünkü devlet, insan odaklıdır.
Dağa, taşa, denize, dereye yönelik politikaların temelinde de insanların o alanlardaki beklentileri vardır.
Dünya genelinde yaşanan upuzun deneyimlerden sonra devletle birlikte özel sektör de var oldu.
Kural koyucu devlet olsa da, konulan kuralların denetlenmesinin ne kadar olası olduğu ya da ne kadar başarılı olduğu sorgulanırdır.
Özellikle pek çok etkenle devletin zayıfladığı, siyasetçinin güçsüz olduğu yerde özel sektör önde olur.
***
Sürdürülebilirken hayatın her alanında önemlidir.
Sürdürülebilirlikte, devletle, özel sektörün arasında çok ciddi farklılık vardır. Devlette, hizmet kalitesi, vatandaşın, verilen hizmetten memnuniyeti esastır. İhtiyaç duyulan kaynağın olması gereken kadar olması da önemlidir. HİZMET VERİLİRKEN BİRİLERİ HAKSIZ KAZANÇLA KÖŞEYİ DÖNMEMELİ.
Özel sektörün sürdürülebilirlikte birinci prensibi PARA KAZANMAKTIR. Kazancın olmadığı yerde özel sektör olmaz.
Tam da bu noktadaki ince ama çok önemli ayrıntı, devletin ne kadar küçülüp, özel sektörün ne kadar büyüdüğünü sorgulatır.
Örneğin sağlık ve eğitimde, ‘Sağlık ve eğitimde devlet küçülürse?’ sorusunu sordurur.
***
Devlet küçülür mü, büyür mü? Bu soru yıllardır, hep sorulur.
Ama asıl soru şudur: Devlet nerede küçülür?
Çünkü devlet her yerde aynı anlamı taşımaz. Özellikle bürokraside, ya da ihale süreçlerinde adil “küçülme” alkış alır. Ama konu sağlık ve eğitim olunca, küçülmenin adı değişir. Orada küçülme, çoğu zaman geri çekilme demektir.
…Ve geri çekilen devletin bıraktığı boşluk, kendiliğinden adaletle, adaletli dolmaz.
***
Sistem ya da rejim ne olursa olsun, doğudan batıya, kuzeyden güneye tüm dünyada, sağlık ve eğitim, devletin, yönetimin vitrinidir. Bir ülkenin insanına ne kadar değer verdiğini bu iki alana bakarak anlarsınız.
Hastaneye gittiğinizde cebiniz değil, kimliğiniz soruluyorsa; okula girdiğinizde çocuğunuzun soyadı ya da cüzdan kapasiteniz değil, yeteneği konuşuluyorsa orada devlet vardır. Devlet küçüldüğünde ise ilk darbe, sağlık ve eğitimden gelir.
Çünkü, sağlık ve eğitimin gideri çok, maddi getirisi yoktur.
Çünkü eğitim ve sağlık sabır ister.
Çünkü sağlık ve eğitimin sonuçları sandık dönemine değil, kuşaklara yayılır.
***
Dünyadaki değişim ne olursa olsun devletçi anlayıştan kopmadım.
Özel sektörün düşmanı da olmadım. Ancak bu alanlarda, Kıbrıs ağzıyla şiddalamayı, dürtmeyi de hep görev saydım.
“Özel sektör daha verimli” denir. Doğrudur; ama verimlilikle adalet aynı şey değildir.
Özel hastane verimlidir; çünkü müşteri seçer. Devlet hastanesi adildir; çünkü seçemez. Özel okul başarılıdır; çünkü imkânı olanı alır. Devlet okulu ise toplumun tamamını taşır. İşte bu yüzden sağlık ve eğitim, piyasanın insafına bırakıldığında, başarı istatistikleri yükselirken toplumsal eşitsizlik derinleşir.
***
Devlet, sağlık ve eğitimde küçüldükçe vatandaş büyümez, yalnızlaşır. Sağlıkta katkı payı artar, eğitimde “bağış” normalleşir. Önce “küçük katkılar” denir, sonra katkısız hiçbir şey kalmaz. Yoksulun hastalığı ağırlaşır, yoksulun çocuğu yarıştan erken düşer. Fırsat eşitliği, bir kavram olarak sözlüklerde, teorik tanımlamalarda kalır.
Bir ülkenin en pahalı yatırımı, silah değil, insanıdır. Ama insan yatırımı, hemen geri dönmez. Eğitimde harcanılan paranın karşılığı yıllar sonra alınır. Sağlıkta yaptığınız yatırımın sonucu, bütçede değil, yaşam süresinde görünür.
Bizim küçük adamızda da maalesef, siyaset, siyasetçi kısa vadeyi sever. İşte tam da bu yüzden devletin küçülmesi, sağlık ve eğitimde de “tasarruf” başlığı altında sunulur. Oysa bu tasarruf değil, gelecekten borç almaktır, geleceğe zarar vermektir.
***
Devlet sağlıkta küçülürse, hastalık sınıfsallaşır. Parası olan, kampanya beklemeden, erken teşhis olur, olmayan kaderine razı edilir. Devlet eğitimde küçülürse, eğitimde, kültürde adeta cehalet miras kalır. Yoksulun çocuğu yoksulluğu devralır. Toplumda hareketlilik durur, toplumda farklılık kemikleşir. Bireysel bir sorun olarak görülen bu durum, toplumsal barışı da yaralar.
***
Elbette devlet her şeyi tek başına yapamaz. Ama düzenler. Denetler. Erişimi garanti eder. Devletin görevi okul işletmekten ibaret değildir; nitelikli eğitimi herkes için ulaşılır kılmaktır. Devletin görevi, hastane işletmekten ibaret değildir; sağlığı bir hak olarak korumaktır. Küçülme, bu görevlerden vazgeçmek anlamına geliyorsa, bunun adı reform değil, geri adımdır.
***
Sağlık ve eğitimde küçülen devlet, başka alanlarda ‘büyümek’ zorunda kalır. Güvenlikte, sosyal yardımlarda, cezaevlerinde… Çünkü ihmal edilen her çocuk, ertelenen her tedavi, uzak olmayan bir gelecekte, daha ağır bir faturayla geri döner.
Devletin asıl büyüklüğü bütçesinde değil, insanına dokunduğu yerde ölçülür. Sağlıkta ve eğitimde çekilen devlet, toplumun omuzlarına daha ağır bir yük bırakır. Ve o yük, en çok da en zayıf olanı ezer.
ACI AMA GERÇEK BUDUR.
***
Sağlıkta doktorların mesai tartışması bir biçimde bu yazımın dürtüsü oldu ve 676 kelimelik yazımı tamamlayıp noktayı koydum.




