Erhürman, fazlasıyla memnun olduğuna göre…

KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, BM Genel Sekreteri Guterres’le New York’ta BM Genel Merkezinde 1 saat 10 dakika görüştü.
Programlanmış süre 30 dakikaydı. Planlanan süre 40 dakika aşıldı.
Önceki akşam BRT özel yayınında Sonay Orbay’ın konuğuydum.
Görüşme sonrası Tufan Erhürman’la canlı bağlantı kuruldu. Erhürman, sıcağı sıcağına sorularımızı yanıtladı. Önceki akşam Erhürman’ın yaptığı açıklamalar ve sorularımıza verdiği yanıtlar, dün akşam adaya dönüşünde yaptığı açıklamalarla büyük ölçüde örtüşüyordu.

Erhürman’a, New York’a uçarken beklentileriyle görüşme sonrası mukayesesini sordum. Net bir şekilde beklentilerinin ötesinde yararlı ve verimli bir görüşme olduğunu söyledi.
Diplomaside süre, bazen söylenenden daha çok şey anlatır.
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın, António Guterres ile New York’ta yaptığı görüşme 30 dakika olarak planlandı. Ama 1 saat 10 dakika sürdü. Kâğıt üzerindeki takvim başka, masadaki gerçeklik başka… İşte siyaset tam da bu farkta başlar.
***

Erhürman görüşme sonrası “yararlı ve verimli” dedi. Diplomasi dilinde bu iki kelime sıradan değildir. “Yararlı” demek, konuşmanın sadece nezaket çerçevesinde kalmadığını; “verimli” demek ise karşılıklı zihin egzersizi yapıldığını anlatır. Yani taraflar birbirini dinlemiş, not almış ve muhtemelen bazı başlıklarda derinleşmiştir.
Sorulması gereken soru şu: 40 dakika neden uzadı?
Kıbrıs meselesi 40 dakika uzatmaya sığacak bir dosya değil. 1960’tan bugüne taşınan yük, 1963 ve 11 sene sonra1974’ün fiili gerçekliği, Crans Montana’da dağılan umut, Doğu Akdeniz’de sertleşen enerji denkleminin Kıbrıs sorunuyla bağlantısı, çözümsüzlüğün bedelinin eşitsizliği… Bunlar bir diplomatik nezaket görüşmesinin ötesinde, ciddi stratejik başlıklardır. Eğer süre uzadıysa, ya anlatılacak çok şey vardı ya da karşı taraf gerçekten dinlemek istedi.
***
Tufan Erhürman akademik kökenli bir siyasetçi. Hukukçu refleksi vardır. Cümle kurarken zemini sağlamlaştırmayı sever. Bu nedenle New York’taki görüşmenin içeriğinde, mutlaka yaptığı uluslararası hukuk vurgusunun güçlü olması şaşırtıcı olmaz. Çünkü Kıbrıs sorunu sadece bir toprak veya egemenlik meselesi değil; aynı zamanda uluslararası sistemin tutarlılık sınavıdır.
***
BM Genel Sekreteri’nin ajandası dünyanın en yoğun takvimlerinden biridir. 30 dakikalık randevunun 70 dakikaya çıkması, diplomatik literatürde “önemsiz” kategorisine girmez. Tam ters, “önemli” olarak nitelenir.
Ancak temkinli olmak gerekir. Diplomasi, beklenti üretme sanatı değildir. Diplomasi, zemini sağlamlaştırma sanatıdır. “Verimli geçti” ifadesi çözümün kapıda olduğu anlamına gelmez. Ama kapının tamamen kapalı olmadığını gösterir. Sorunun çözümü bizimle Guterres arasında olsa, yarın çözüm bulunur. Ancak çözümsüzlüğün konforundan yararlanan Rum tarafını da birlikte noktasına getirmek önemlidir. Bu süreçte suçlanan, süreci olumsuz etkileyen taraf olmamanın yararı vardır. Yeter ki olumlu diplomasinin meyvelerinin hasat edilmesi bilinsin.
***
Diplomaside en zor şey güven inşa etmektir. Güven yoksa metinler işe yaramaz. Güven yoksa imzalar kalıcı olmaz. Eğer 40 dakika fazladan konuşulduysa, belki de güven inşasının küçük ama anlamlı tuğlaları konmuştur.
Unutmamak gerekir: Kıbrıs dosyası donmuş değildir; sadece ağır ilerlemektedir. Uluslararası sistem krizlerle meşgulken küçük coğrafyaların dosyaları rafta kalabilir. İşte bu yüzden liderlerin birebir temasları hayati önem taşır. New York’taki o oda, belki de uzun süredir söylenmeyen bazı cümlelere tanıklık etti.
***
Erhürman’ın açıklamasında dikkat çeken bir başka unsur da tondu. Karamsarlık yoktu… İyimserlik ise dengeliydi … Dengeli bir ifade. Bu, beklenti abartası olmadan diplomatik kanalı açık tutma yaklaşımıdır. Siyasette hangi yönde olduğu fark etmez ölçü kaçarsa, toplumda hayal kırıklığına zemin yaratılır. Bu nedenle kontrollü mesaj çok önemlidir.
***
30 dakikalık planlanan bir görüşmenin 70 dakika sürmesi tek başına çok şey anlatmaz. Ama diplomatik ilgisizliğin değil ilginin göstergesidir. Kıbrıs meselesinde ilerleme, bir büyük sıçramayla değil; küçük ama istikrarlı adımlarla mümkündür.
New York’taki o 40 dakika fazla süre, belki tarih kitaplarına geçmeyecek. Ama eğer doğru okunursa, sürecin yönüne etkileri fark edilebilir..
Diplomaside bazen saatler değil, dakikaların niteliği belirleyicidir.
…Ve Kıbrıs’ta her dakika, yarım asrı aşan bir hikâyenin içindedir.




