Görülmek İstenmeyen Seçmenin Mesajı

Siyasette bazen en belirleyici unsurlar, en yüksek sesle konuşulanlar değil; bilinçli biçimde arka plana itilmeye çalışılan detaylardır. Sayın Tufan Erhürman’ın cumhurbaşkanı seçilmesi etrafında şekillenen tartışmalarda da tam olarak böyle bir durumla karşı karşıyayız.
Seçim sonuçları salt bir isim tercihi değil, aynı zamanda güçlü bir siyasal mesaj içermektedir. Yüzde 63 gibi dikkat çekici bir toplumsal destek, yalnızca bir “değişim isteği” ya da “yönetim tarzına tepki” olarak okunamaz. Bu desteğin içinde, Erhürman’ın Kıbrıs sorununa dair net ve uzun süredir değişmeyen yaklaşımının da bulunduğunu görmek gerekir. Bu yaklaşım ise açıktır: Kıbrıs’ta iki devletli çözüm modeli reddedilmektedir.
Ne var ki son dönemde, bu gerçeğin sistemli biçimde görmezden gelinmeye çalışıldığına tanık oluyoruz. Gerek Türkiye’de otoriteyi temsil eden çevrelerin, gerekse onların Kıbrıs’taki siyasal uzantılarının, ısrarla “iki devletlilik” vurgusu üzerinden Sayın Erhürman üzerinde bir baskı kurma çabası içinde olduğu gözlemlenmektedir. Bu baskının amacı açıktır: Seçmenin verdiği mesajı dönüştürmek, hatta mümkünse etkisizleştirmek.
Daha dikkat çekici olan ise, bu baskının kısmen karşılık bulmaya başlamış olmasıdır. Sayın Erhürman’ın, seçilmesinde belirleyici olan en temel faktörlerden birini yani seçmenin çözüm vizyonuna dair tercihini ikinci plana itme eğilimi, ister istemez şu soruyu gündeme getirmektedir: Seçimi kazandıran irade mi esas alınacaktır, yoksa seçim sonrasında oluşan siyasal konjonktür mü?
Demokrasilerde seçim kazanmak kadar, seçimi kazandıran toplumsal mutabakata sadık kalmak da önemlidir. Aksi hâlde sandık, yalnızca bir prosedüre indirgenir. Oysa Kıbrıs Türk toplumu bu seçimde yalnızca bir kişiyi değil, bir yaklaşımı, bir dili ve bir yön arayışını tercih etmiştir.
Bu nedenle bugün asıl tartışılması gereken, “iki devletlilik” söyleminin ne kadar yüksek sesle tekrarlandığı değil; halkın bu söyleme rağmen neden farklı bir tercihte bulunduğudur. Görmezden gelinmeye çalışılan detay tam da buradadır. Ve bazen siyasette en güçlü gerçekler, en çok üstü örtülmek istenenlerdir.
