İran’ın kaç gün yetecek füze ve İHA’sı kaldı?

İran, ABD-İsrail’e karşı savaşında büyük oranda kendi üretimi silahlar kullanıyor. Savaşı ağırlıkla füze ve İHA’larla sürdüren Tahran kolayca pes etmek niyetinde değil. Peki buna gücü yetecek mi? Cephaneliğinde ne var?
Savaşın henüz üçüncü gününde, “ABD’nin aksine İran uzun bir savaşa hazırlandı” diyen İran Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani, İranlı yetkililerin savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana tekrarladığı mesajı yineledi:
“Bedeli ne olursa olsun kendimizi savunacağız.”
ABD ile İsrail, İran’a karşı koordineli ve yoğun bir askeri operasyon yürütüyor. Saldırılar özellikle üst düzey yöneticileri ve askerî tesisleri hedef alıyor.
İran ise misilleme olarak, İsrail’e ve Basra Körfezi’ndeki komşu ülkelerde bulunan Amerikan üslerine füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları gerçekleştiriyor. Sadece Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) İran’ın yüzlerce hava saldırısına maruz kaldığını açıkladı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper’a göre İran, 4 Mart Çarşamba gününe kadar saldırılarında 500’den fazla balistik füze ve 2 binin üzerinde İHA kullandı. Cooper, İran’ın bu saldırılarda sivilleri gelişigüzel hedef aldığını öne sürdü.
DW’ye konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir silah uzmanı, “İran’ın gerçekte kaç balistik füze ve İHA’ya sahip olduğunu tam olarak bilmiyoruz” dedi. Uzman, savaşın başından beri askerî uzmanlar arasında tartışılan bir tezi de doğruladı: Ekim 2024’te Hamas lideri İsmail Haniye’nin Tahran’da öldürülmesine misilleme olarak İsrail’e yüzlerce füze ile saldırısı düzenlemeseydi, İran kendi Pandora kutusunu açmamış olacaktı.
İran’ın bu saldırıyla uzun menzilli füze programının zayıflığını ortaya koyduğunu belirten silah uzmanı, uzun menzilli füzelerin hedeflerini hassas şekilde vuramadığını ve füze programının böylece yalnızca caydırıcılık potansiyelini kaybetmekle kalmayıp aynı zamanda doğrudan çatışmada psikolojik bir eşiği de aştığını belirtti.

Füze ve dron lojistiği ile üretimi
Savaşın başladığı 28 Şubat’ta İsrail ordusu, İran’ın yaklaşık 2 bin 500 balistik füzeye sahip olduğunu tahmin ediyordu. İran’ın fırlattığı füzelerin yanı sıra, İsrail ve ABD ordusunun saldırılarında çok sayıda füzenin henüz hiç kullanılmadan imha edilmiş ya da yüzlercesinin bombalanan cephaneliklerin enkazı altında kalmasıyla stoğun azalmış olduğu düşünülüyor.
İnternette dolaşan uydu görüntüleri Kermanşah, Kerec, Hürremabad ve Tebriz’deki füze üslerine yapılan ABD-İsrail saldırılarını gösteriyor. Görüntülerde son saldırılarda yıkıldığı iddia edilen yeraltı depo cephanelerinin çöken tünel girişleri de görülüyor.
“Hareketli füze rampalarının büyük bir kararlılıkla takip edildiğini görüyoruz” diyen silah uzmanı, “Beş yıl önce çok zor olan şey, bugün teknolojik gelişmeler sayesinde mümkün. Yine de bu sistemlerden ne kadarının gerçekten yok edildiği sorusu açık kalıyor” diyor.
Ancak geldiği belli olan savaştan önce bu depolardan kaç füzenin çıkarılıp ülke genelinde dağıtıldığı ve kaç füze rampasının kullanılabilir durumda olduğu bilinmiyor.
İran’ın ayrıca İHA üretim hızında esnek davranabildiği belirtiliyor. Söz konusu İHA’ların üretimi için büyük ve kolay hedef olabilecek üretim tesislerine ihtiyaç duyulmuyor. Daha önce sızdırılan Rus belgelerine göre Tahran ayda yaklaşık 5 bin İHA üretme kapasitesine sahip. Bu İHA’lar birkaç saatte inşa edilen basit bir rampa ile fırlatılıyor.
Şehid-136 tipi İHA’lardan birinin üretimi İran’a, sadece birkaç bin dolara mal oluyor. Buna karşılık Amerikan yapımı bir hava savunma füzesi Patriot’un maliyeti yaklaşık üç milyon dolar.
New York Times gazetesinin uydu görüntüleri ve doğrulanan videolara dayandırdığı haberine göre İran, savaşın ilk üç gününde, Ortadoğu’daki en az yedi ABD askeri üssüne veya yakınında bulunan haberleşme ve radar sistemlerinin parçası olan yapılara hasar verdi.

Uzmanlara göre İran, bu hedeflere saldırarak ABD ordusunun iletişim ve koordinasyon kabiliyetini aksatmak istiyor. ABD ordusunun iletişim altyapısı son derece gizli tutulduğundan hangi sistemlerin saldırılardan etkilenmiş olabileceği ise bilinmiyor.
Nüfus ve bölge için sonuçlar
London School of Economics’te Uluslararası İlişkiler Profesörü olan Fawaz Gerges, DW’ye verdiği röportajda, “Savaşı uzatmaya çalışacak olan İran zaman kazanmaya oynuyor” diyor.
“İran liderliğinin eylemlerini planlama ve koordine edebilmek için önceden zamanı oldu. Bence uzun bir savaşa hazırlanıyorlar” diyen Gerges, Tahran’ın öncelikli hedefinin temelde dayanıklılık olduğunu ve birinci, ikinci ve üçüncü şokları atlattıktan sonra direnişe devam etme kapasitesi bulunduğunu belirtiyor.
Savaşın bedelini ise özellikle saldırılara karşı savunmasız kalan İran’daki sivil nüfus ödüyor. ABD ve İsrail kendi ifadelerine göre hedefli vuruşlar yapsa da yoğun nüfuslu şehirlerde yüksek sivil kayıplardan kaçınmak neredeyse imkansız.
İran’dan yapılan açıklamada, savaşın ilk gününde ülkenin güneyindeki Minab şehrinde bir ilkokulun vurulması sonucu 168 çocuk ve öğretmenleri öldü. İran Devlet Televizyonu da Salı günü 7-12 yaş arasındaki çocuklarla öğretmenlerinin toplu cenaze törenlerini canlı yayınladı.
Birleşmiş Milletler (BM) söz konusu saldırıyı “kesinlikle şok edici” diye nitelendirerek soruşturma talep etti.
İsrail, Umman Körfezi’nden yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Minab’daki okula saldırı düzenlediğini yalanlarken Umman Denizi’nde birkaç uçak gemisiyle hazır bulunan ABD, olayın inceleneceğini duyurdu.




