Dünya

Mücteba Hamaney seçildi; şahin kanat mı kazandı?

İran’da Mücteba Hamaney’in dini lider seçilmesi ne anlama geliyor? İran’da şahinler ve ılımlılar arasında görüş ayrılıkları mı var? Bu ayrılıklar Türkiye’ye yönelen füzede etkili olmuş olabilir mi?

 

ABD ve İsrail’in saldırılarında öldürülen İran’ın Dinî Lideri Ayetullah Ali Hamaney‘in yerine oğlu (Ayetullah) Mücteba Hamaney’in seçilmesinin yankıları sürerken, Türkiye’ye ikinci kez füzenin yönelmesi İran rejiminin ne yapmak istediğine ilişkin soruları da beraberinde getirdi.

İran’da Lider’i seçmekle görevli Uzmanlar Meclisi üyeleri pazar günü toplanarak, 56 yaşındaki Mücteba Hamaney’i yeni Dinî Lider olarak seçtiklerini açıklamışlardı.

Bu arada Milli Savunma Bakanlığı (MSB), İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına giren bir balistik füzenin NATO sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Açıklamada bazı mühimmat parçalarının Gaziantep’e düştüğü belirtilirken, bu Türkiye’ye yönelen ikinci füze oldu.

Peki oğul Hamaney’in seçilmesinin anlamı nedir ve Türkiye’ye düşen füzenin İran’daki iç siyasi dengelerle de bir ilgisi olabilir mi?

Mücteba Hamaney, öldürülen Hamas lideri Sinvar'ı anmak üzere 24 Ekim 202'’te Tahran'daki Hamas bürosunda Hamas temsilcisi Halid Kudumi ile bir araya gelmişti.
Mücteba Hamaney, öldürülen Hamas lideri Sinvar’ı anmak üzere 24 Ekim 202’’te Tahran’daki Hamas bürosunda Hamas temsilcisi Halid Kudumi ile bir araya gelmişti.Fotoğraf: Iranian Supreme Leader’s Office/ZUMA/dpa/picture alliance

Türkiye’ye düşen füze parçaları

Peki Türkiye’ye ikinci kez füzenin yönelmesine İran’daki iç dengeler açısından da bakmak gerekir mi?

DW Türkçe’ye konuşan İran ve Ortadoğu Araştırmacısı Dr. Mehmet Akif Koç, Türkiye’ye düşen füze parçalarına ilişkin gelişmelerin dikkatle incelenmesinin gerektiğini söyleyerek, bunun devam etmesi durumunda Türkiye ile İran’ın karşı karşıya gelebileceğini; bu nedenle füzenin nereden ve kimden geldiğinin dikkatli araştırılması ve sonucun kamuoyuna da açıklanması, bu tür saldırıların bir kez daha yinelenmemesi için tedbir alınması gerektiğini kaydediyor.

İran’ın şimdiye kadar Türkiye’ye yönelik saldırıları açık şekilde üstlenmemesine dikkat çeken Koç, “İran Körfez’de Amerikan üslerini vurduğunda bunu açıkça söylüyor ve verdikleri zararı biraz da gururla ifade ediyor. Ama Türkiye veya Azerbaycan söz konusu olduğunda genellikle ‘biz yapmadık’ diyor, bugünkü saldırıda da aynı ifadeleri kullandı ve üstlenmediler, bu da saldırıların kaynağı ve motivasyonuyla ilgili soru işaretlerini arttırıyor” yorumu yapıyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan birinci füzenin ardından Tahran’a gerekli uyarıları yaptıklarını belirterek, “Biz kolay kolay provokasyona gelen bir ülke değiliz. İranlı arkadaşlarımızla konuştuk. Eğer bu yolunu kaybetmiş bir füzeyse başka bir konu ama bunun devamı gelecekse tavsiyemiz: Aman dikkat edin, böyle bir maceraya İran’dan hiç kimse atılmasın” demişti.

Koç, İran içindeki farklı kanatların da Türkiye’ye yönelik bu durumda rol oynama ihtimalinin olup olmadığı sorusunu ise şöyle yanıtlıyor:

“İran’da ılımlı ve şahin kanatlar arasında özellikle siyasi ve askerî sahada çekişme var. Sivil yönetimi zor durumda bırakmak için böyle bir şey yapılabilir mi? Ben bu ihtimali de göz ardı etmiyorum. Bir olay bir kez olursa tesadüf dersiniz. Ama ikinci kez olursa artık tesadüf olmaktan çıkar. Üçüncüde, dördüncüde ise zaten bu açıkça provokatif ve kasıtlı bir şeye dönüşür.”

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, komşu ülkelere yönelik füze saldırıları nedeniyle “komşularımızdan özür diliyorum” diyerek, İran’a saldırı gelmediği sürece komşu ülkelere yeni saldırı yapılmayacağını açıklamıştı. Ancak bu açıklama İran içinde sertlik yanlısı siyasetçiler ve medya tarafından “zayıflık” olarak görülerek eleştirilmişti. Şahin kanattan gelen tepkiler üzerine Pezeşkiyan söylemini geri çekerek özür vurgusunu yumuşatmıştı.

Tahran'da Ayetullah Ali Hamaney'in yerine geçen oğlu Mücteba Hamaney'e destek için toplanan kalabalık.
Tahran’da Ayetullah Ali Hamaney’in yerine geçen oğlu Mücteba Hamaney’e destek için toplanan kalabalık.Fotoğraf: Vahid Salemi/AP Photo/picture alliance

“Şahin kanat” güç kazanıyor, ılımlılar güç kaybedebilir

Koç, Mücteba Hamaney’in dini liderliğe yükselmesinin İran’da uzun süredir beklenen bir gelişme olduğunu söylerken, Hamaney’in yükselişini özellikle Devrim Muhafızları ile uzun zamandır kurduğu güçlü ilişkilerin sonucu olarak değerlendiriyor.

Koç, “Mücteba İran’daki şahin kanadın içerisinden gelen bir isim. İran-Irak savaşından beri Devrim Muhafızları ile yakın ilişkileri olan biri. Seçilmesinde rol oynayan kişisel bir gücü varsa bu gücü tamamen Devrim Muhafızları üzerindeki etkisine ve onların kendisine sadakatine borçlu” diyor.

Koç, Hamaney’in yıllardır sistem içinde aktif rol oynadığını belirterek şöyle konuşuyor:

“Yaklaşık 20 yıldır zaten babasının siyasal işlerdeki danışmanı olarak çalışıyordu. Bu tür dinî kişilikler, bizim düşündüğümüz gibi sadece medresede oturup ders veren din adamları değil. Ordunun içinde, siyasetin içinde, sistemin içinde olan devrimci figürler.”

“Lider seçilmeden önce de Amerika ve İsrail’e karşı verilecek askerî yanıtların koordinasyonunun içindeydi. Devrim Muhafızları‘nın doğrudan ağzına baktıkları liderlerden bir tanesiydi” diyen Koç, bu nedenle seçim sonucunun İran için sürpriz olmadığını belirtiyor.

Koç’a göre bu gelişme İran iç siyasetinde dengeleri de değiştirebilir.

“İçeride güç mücadeleleri vardı. Ilımlı kanat kendine yakın birilerini seçtirmek istiyordu ama güçleri yetmedi. Savaş şartlarında Mücteba’nın seçilmesi herkesin beklediği bir şeydi. Bu süreçten sonra ılımlı kanadın gücünün daha da tırpanlandığı bir tablo görebiliriz.”

“Savaş şartlarında başka isim düşünülmedi”

Koç’a göre Mücteba Hamaney’in seçilmesinde İran’ın savaş koşulları içinde olması da belirleyici oldu.

“Savaş şartlarında İranlı elitler, geçmişteki söylem ve faaliyetleri nedeniyle çok güvenmediği veya daha ılımlı figürleri liderliğe getiremez. Çünkü savaş yürütülüyor. Böyle bir ortamda Devrim Muhafızları ile uyumlu çalışabilecek bir isim tercih edildi” diyen Koç, Devrim Muhafızları’nın başından beri Mücteba Hamaney’i desteklediğini hatırlatıyor.

Koç, bu süreci Suriye’de Baas dönemindeki iktidar devrine benzeterek, “1990’larda Hafız Esad henüz hayattayken kendisinden sonra Beşşar Esad’ın yönetime hazırlanmasına benzer bir süreç işledi. Mücteba da zaten babasının sağlığında yıllardır bu tür bir üst düzey görev için hazırlanıyordu ve sonunda babasından boşalan koltuğa oturmuş oldu” yorumu yapıyor.

Hanedan tartışmaları İran’da nasıl görülüyor?

Bu arada Mücteba Hamaney’in seçilmesi İran’da “hanedanlık” tartışmalarını da gündeme getirdi. Ancak Koç’a göre İran’ın siyasi-dini sistemi bu durumu farklı bir şekilde yorumluyor.

Koç, İmamiyye Şiiliği geleneğinde imamlığın babadan oğula geçmesi örneklerinin bulunduğunu hatırlatarak, “12 İmam inancını hatırlarsak; aslında hanedan fikrine tamamen karşı değiller. İmam Ali’den sonra İmam Hasan ya da İmam Hüseyin’in gelmesi onlar açısından hanedanlık değil, ilahi takdir” ifadelerini kullanıyor.

Koç’a göre İran’daki Velayet-i Fakih sistemi de bu mantıkla açıklanabilir.

“Sistem teorik olarak İmam Mehdi adına yönetiliyor. Mehdi gelene kadar onun temsilcisi, hatta vekili olarak yönetiyor Şii toplumu. Dolayısıyla Lider’in kim olacağını da insanlar seçmiyor, bilakis ‘teşhis ediyor’. Bu da seçim söylemini de bir ölçüde boşa çıkarıyor aslında ev hanedan suçlamalarına karşı teorik temelli bir açıklama sunuyor veya sunduğu düşünülüyor.”

Bu nedenle Mücteba Hamaney’in seçilmesinin İran’daki ideolojik çerçeve açısından tamamen çelişkili görülmediğini söyleyen Koç, “Kendi iddialarına ters bir durum yok. Olağanüstü şartlarda bunu meşrulaştırabilecek bir düşünsel çerçeve zaten mevcut. Olağanüstü şartlar, olağanüstü çözümler üretir” diyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu