Onur Olguner: Binalarımızı deprem için yenilemeliyiz…

Kimse alınganlık göstermesin, ya da yarası olan gocunsun… Kuzey Kıbrıs, işlevsellik uzak sivil toplum örgütlerinin adeta çöplüğüdür. Son zamanlarda bunların sayılarında artış da var. Bunlar bildiri ya da ziyaret örgütleridir. Geçtiğimiz günlerde Mimarlar Odası’nı ziyaret edip, Oda Başkanı Onur Olguner’le, son derece verimli bir sohbet gerçekleştirdim. Mimarlar Odası, bir meslek odası. Onur Olguner, çok rahatsız olduğumuz sürü anlayışının dışında. Göreve geldikten sonra ekip arkadaşlarıyla çok verimli çalıştıklarını duymuştum. Sohbetimizde yerinde gördüm, dersen yanlış olmaz. Değişimle, verimlilik organizasyonuyla işlerin nasıl hızla düzeldiğinin örneği Mimarlar Odası’nda var. İlgilenenlere Mimarlar Odası’nı ziyaret etmeyi salık veririm.

Sözü fazla uzatmayayım… İşte Onur Olguner’e sorduğum sorular ve aldığım yanıtlar…
Hasan HASTÜRER: Sayın Başkan, öncelikle odanızı tanıyalım. Mimarlar Odası ne işler yapar, görevleri nelerdir?
Onur OLGUNER: Öncelikle odamıza hoş geldiniz diyerek başlamak istiyorum. Sizin gibi duayen bir gazeteciyi Lefkoşa Surlariçi’nde bulunan merkez binamızda misafir etmek bizim için çok değerlidir.
Biz Mimarlar Odası olarak yasamızda da tanımlandığı gibi “kamu yararına hizmet veren” ve “kamu niteliğindeki bir meslek örgütüyüz.” Bu sebepten dolayı çalışmalarımızda sadece üyelerimize değil, aynı zamanda mimari konular aracılığıyla kamuya da elimizden geldiğince faydalı olmaya çalışıyoruz.
Bu hizmetlerden ilki belki de toplum tarafından en fazla bilinenidir: Mimarlar Odası Vize Bürosu.
Mesleki denetimi yaptığımız bu vize bürosunda aynı zamanda her vatandaşın evini, iş yerini ve binalarını yaparken yasaların önünde eşit muamele görmesini de sağlıyoruz. Dahası, sağlıklı binaların hayata geçmesi için önemli bir rol üstleniyoruz.
Bunun yanında son bir yılda özellikle imar planları ve emirnameler konusunda aktif rol almak için özen gösterdik.
Tarihi kültürel miras ile ilgili yaptığımız çalışmalardan, sadece bu yıl içinde basmış olduğumuz 11 adet mimari kitaba kadar; imar planlarından deprem ve yangın felaketleri ile ilgili çalışmalara kadar geniş bir çalışma yelpazemiz bulunuyor.
Tüm bu çalışmaları, kamu görevi yapan bir meslek odası olduğumuzun bilinciyle sürdürüyoruz.

Hasan HASTÜRER: İmar planları konusu açılmışken, imar planlarında rolünüz nedir?
Onur OLGUNER: Her ne kadar imar planlarını şehir plancı dostlarımız koordine ediyor olsalar da, sahada olan ve detayları bilen teknik uzmanlar olarak imar planlarının hazırlanma sürecinde önemli bir paydaş olma görevini üstlendik.
Bu süreçlerde savunduğumuz konulardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:
Yeşilin ve bitkilerin binalarımıza girmesini sağlayacak çatı bahçeleri ve yeşil cephelerin teşvik edilmesi, şehirlerin genişleyerek altyapı ve trafik sorunlarına sebep olmasını önlemek için banliyöleşme yerine merkezde, ancak belli bölgelerde yüksek yapıların yapılması, kültürümüz olan balkonların planlar tarafından daha fazla teşvik edilmesi, yaşam konforumuzu artıracak mimari uygulamaların imar planlarına eklenmesi, bu dönemde yapılan her imar planı ve emirname için yayımlamış olduğumuz raporlar sayesinde elimizi taşın altına koyarak evlerimizin ve iş yerlerimizin daha yaşanabilir olması için mücadelemize devam ediyoruz.
Şehir plancısı arkadaşlarımıza destek veriyoruz.
Hasan HASTÜRER: Vize Bürosu’ndan bahsettiniz. Son dönemde bu konudaki çalışmalarınız nelerdir?
Onur OLGUNER: 2024 yılının başında Mimarlar Odası yönetimine geldiğimizde, kamu hizmeti veren Vize Büromuzu bir kaos hâlinde bulduk. Bir dosya içeriye verildiğinde ancak 24 iş gününde bakılabiliyordu. Bu, oda tarihinde belki de daha önce hiç olmamıştı. Takvim gününe vurduğunuzda bu süreç 1,5 aya denk geliyordu. Geldiğimiz ilk günden kolları sıvayarak çalışmaya başladık.
İlk önce bütçemizi, gelir ve giderlerimizi inceleyerek hareket alanlarımızı belirlemeye başladık. Gerektiği yerlerde istihdam yapıp, gerektiği yerlerde ise giderlerimizi azalttık.
Eski başkanların ağırlıkta olduğu bir ad hoc komite kurarak sorunların temeline indik. En önemlisi, gereksiz bürokrasiyle savaş açtık. Çözülebilecek her sorunun çözülmesi için inisiyatif aldık.
Yapmış olduğumuz çalıştaylar, reformlar ve sürekli ilgi sayesinde şu anda Vize Büromuz 4 ile 5 iş günü arasında bir sürede dosyalara bakabilmektedir. Bu süre şu anda takvim günü olarak bir haftaya denk geliyor.
Dahası, bütçemiz de yapmış olduğumuz adımlar sayesinde güçlenmiş ve üyelerimize gerek kitap basımı gerek teknik seminerler vermek konusunda bizlere hareket alanı sağlamıştır.
Bizler yasada Mimarlar Odası’nı hep küçük ölçekte bir devlet kurumu olarak görüyoruz.
Çalışarak, bütçe disiplini ile ve demokratik katılımları artırarak bu ülkenin Mimarlar Odası üyelerine bürokrasiden arınmış hızlı ve şeffaf bir hizmet vermeyi artırabiliyorsa, inanıyorum ki belediyelerimiz ve devletimiz de bu başarıyı sağlayabilirler.

Hasan HASTÜRER: Deprem artık ülkemizin bir gerçeği. Depremle ilgili Mimarlar Odası olarak çalışmalarınız var mı?
Onur OLGUNER: Deprem konusunu önem sırasında en yukarıya koyan kurumlardan birisiyiz. Her ne kadar deprem anında binaların mukavemeti ile ilgili hesapları yapan meslek inşaat mühendisleri olsa da, bu binaların yenilenmesi ile ilgili çalışmalar özellikle şehir plancı arkadaşlarımız ve bizlerin meslek alanlarına giriyor.
Ülkemizde yaşanabilecek olası bir depremde pek çok binamızın riskli gruba girdiğini sanıyorum artık söylemeye ihtiyacımız yok. Bu, artık tüm toplumun bildiği bir bilgi hâline gelmiş durumda.
Olası bir depremde yaşanacak yüksek sayıdaki can kayıplarını en aza indirmek için KKTC Başbakanlığına, diğer meslek odaları ile birlikte davet edildik. 19 haftadır ‘Afet Riski Altındaki Yapıların Dönüştürülmesi (ARAYD) yasa tasarısı’ ile ilgili İnşaat Mühendisleri Odası ve Şehir Plancıları Odası’nın davet edildiği bu komitede çalışma yapıyoruz.
Deprem anında yıkılma riski taşıyan binaların yenilenmesini ele alan bu çalışma, vatandaşın cebinden herhangi bir ödeme çıkmadan, arazi üzerinde katma değer katarak bu tehlikeli binaların yenilenmesini öngörüyor.
Üzerinde çalıştığımız gibi hayata geçerse, önümüzdeki 10 yıl içerisinde yaşanabilecek bir depremde çok sayıda hayat kurtaracak bu yasa tasarısı, kurtardığı sayıyı artarak artırmaya devam edecek.
Umuyoruz ki bilim insanları tarafından hazırlanmış bu taslak, ruhuna müdahaleler edilmeden ve siyasi çekişmelere kurban edilmeden uygulamaya geçecek ve toplumumuz binalarını deprem anına hazır hâle getirme maratonuna başlayabilecektir.
Hasan HASTÜRER: Mimarlar Odası olarak son bir yıldır toplumda odanızla ilgili ciddi görünürlük var, bunu neye bağlıyorsunuz?
Onur OLGUNER: Bunu tek bir kelime ile açıklayabilirim: Çalışmak. Çok çalışmak.
İnanıyorum ki biz Kıbrıslı Türklerin kurmuş olduğu bu düzende eksikleri gidermeye ve diğer toplumlarla açığı kapatmaya ihtiyacımız var. Bunu yapabilmenin tek yolu ise çalışmaktır, hatta çok çalışmaktır.
Bu çalışmayı sadece siyasetten beklemek doğru değildir. Elbette ki devlet de çalışacak, belediyelerimiz de çalışacak, meslek odalarımız da çalışacak, mimarlarımız da çalışacak, mühendislerimiz de çalışacak, siyasetçilerimiz de çalışacak, memurlarımız da çalışacak, gazetecilerimiz de çalışacak.
Bizlere öğretilmeye çalışılanın aksine, biz Kıbrıslı Türkler çalışkan bir toplumuz! Biz hep buna inandık. O yüzden geldiğimiz günden beridir yönetim kurulundaki ekibimiz ile birlikte inanılmaz bir çaba ortaya koyuyoruz. Bu emeğin sonucunu gördükçe de mutlu oluyor, çalışmaya daha da şevkleniyoruz.
Sizin gibi halkın içerisinde olan bir gazeteciden bu tespiti duymak da bizim için çok değerlidir. İnanın ki bu tespit bizi çalışmalarımızda daha da teşvik edecektir.
Hem bu tespit için hem de odamıza yapmış olduğunuz ziyaret için teşekkür ederim.




