Ekrem İmamoğlu’ndan Erdoğan’a uyarı: Sen dahi kendini koru…

İBB Davası’ndaki savunmasına dördüncü günde de devam eden Ekrem İmamoğlu, Erdoğan’a seslenerek “Ey Sayın Cumhurbaşkanı; seni uyarıyorum: Bu kalleşlikten, pusu sisteminden sen dahi kendini koru” dedi.
Ekrem İmamoğlu dâhil 53’ü tutuklu, toplam 436 sanığın yargılandığı İstabul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde görülmeye devam ediyor.
Davanın 101’inci gününde tutuklu İBB Başkanı İmamoğlu savunması için salona geldiğinde izleyiciler “Cumhurbaşkanı İmamoğlu”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “Başkanlar dışarı, foncular içeri” sloganları attı.
Mart 2025’ten beri cezaevinde olan İmamoğlu, Çarşamba gününden beri devam eden savunmasına bugün “Gönül isterdi ki 600 gün sonra savunma yapacağımız bir yargı düzeni bu ülkede olmasın. Ama ne yazık ki bu bize yaşatılıyor” sözleriyle başladı.
İBB Davası’nın tamamen siyasi bir dava olduğunu belirten İmamoğlu, “Bugün bu iftiraname; her kelimesiyle, her harfiyle siyasidir” dedi.
“Bu ülkeye ihanet operasyonları”
“Bunu aziz milletimize ve benim canım yurttaşlarıma, doğusuna, batısına, güneyine, kuzeyine, AK Partilisine, MHP’lisine, DEM’lisine, İYİ Partilisine, YENİ Partilisine, bütün partilere, bütün siyasi görüşe sahip insanlarına, Alevisi’ne, Sünni’sine, Kürt’üne, Türk’üne, Laz’ına, Çerkes’ine ilan ediyorum” ifadelerini kullanan İmamoğlu, “Türkiye’de son iki yılda yapılan her iş muhalefet aleyhine, gazetecilere, sivil toplum kuruluşlarına, sendikalara, iş insanlarına, her yapılan operasyon siyasidir. Bu ülkeye ihanet operasyonlarıdır” diye ekledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da seslenen İmamoğlu, “Buradan uyarıyorum. Ey Sayın Cumhurbaşkanı; bu kalleş düzen, bu kurulu, pusu düzeni, pusu sisteminden kendini de koru. Bir hemşehri olarak, Sayın Cumhurbaşkanı, seni uyarıyorum. Bu kalleş düzenden, bu yürütülen iş ve işlemlerden, akşamdan sabaha, sabahtan akşama Türkiye’yi yöneten bir insanın bunlardan haberi olmayacağını, buna vakit bile ayırmayacağını bilerek, bu kalleşlikten sen dahi kendini koru. Seni uyarıyorum” diye konuştu.
“Sen kimsin de senden korkacağım ya”
Savunmasında sözleri şair Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan İstiklal Marşı’na da atıfta bulunan İmamoğlu “Ya sen ne büyüksün Mehmet Akif ya. Sen neyi gördün de İstiklal Marşı’nı ‘Korkma’ diye başlattın. Sana kurban olurum Mehmet Akif. Hani Kuran-ı Kerim ‘İkra’ diye başlamış ya, ‘Oku’ demiş ya. O kadar önemli biliyor musunuz bu millete emanet olan o İstiklal Marşı’nda Mehmet Akif’in ‘Korkma’ diyerek başlaması. Korkma demiş bize. Bunu hisseden var mı içinde? Ben hissediyorum. Diyorum ya o dörtlüğü sanki benim için yazmış diye. Korkmayı da benim için yazmış diyorum ya. 87 milyon insan da bunu diyecek, benim için yazmış, korkma. Sen kimsin de senden korkacağım ya” dedi.
Duruşma salonundaki jandarma ve infaz koruma memurlarını kastederek “Şuradaki jandarma kardeş benden niye korkacak ya. İnfaz memuru benden niye korkacak ya. Kimsin? Allah’ın kulusun; bir. Bu devletin, bu memleketin bir yurttaşısın; iki. Kanunun önünde eşitiz; üç. Sen neysen ben oyum; dört” ifadelerini kullanan İmamoğlu, mahkemenin vereceği karara ilişkinse “Bu mahkeme ya bunu temsil edecek, sırtımızı size dayayacağız ya da size rağmen bu millet sırt sırta verecek, herkesle mücadele edecek. Bunu unutmayın” diye ekledi.
“Benim irademe sahip olacak kişi anasının karnından doğmadı”
Gelecekte tarihçilerin “bu karanlık dönemi şaşkınlıkla ve dehşetle yazacağını” söyleyen İmamoğlu, “Bir belediye başkanının metro yaptığı, borcunu ödediği, ihaleyi iptal edip işi daha ucuza yaptırdığı için yargılandığını okuyan çocuklarımız buna inanamayacak. ‘Bunu nasıl yaptılar?’ diye soracaklar. Bunu yapanların çocukları da okuyacak, utanacak, ar edecek. Babasından, amcasından, dedesinden utanacak. Allah kimseyi utanılacak bir dede veya baba durumuna düşürmesin” diye ekledi.
“O gün herkese hesap sorulacak: Bu dosyayı kim kurdu, kim imzaladı, kim sustu? Bu soruların cevabını bu salon ve tarih verecek. O tarih çok yakındır” diyen İmamoğlu, kendisine ve ailesine yönelik baskılara ilişkin de şu ifadeleri kullandı:
“Beni hapse atabilirsiniz, zindana tıkabilirsiniz. Avukatımı yanıma sanık olarak getirebilirsiniz. Sesimi, yüzümü ve fotoğrafımı yasaklayabilirsiniz. Kitabımı toplatabilirsiniz. Babamın emekli maaşına el koyabilir, oğlumun özgürlüğünü kısıtlayabilir, aileme her türlü saldırıyı yapabilirsiniz. Ama benim irademe sahip olacak kişi anasının karnından doğmadı. Ben milletimi temsil ediyorum. İnandığım ülküden, demokratik hukukun egemen olduğu özgür ve eşit bir Türkiye inancından asla vazgeçmeyeceğim. Baskılarınız, psikolojik operasyonlarınız, akşamdan sabaha geliştirdiğiniz stratejileriniz, kurduğunuz mahkemeler ve tutukladığınız masum insanlar üzerinden yürüttüğünüz karalama kampanyaları vız gelir, tırıs gider.”
İktidara seslendi: Devriniz bitmiştir
Savunmasının son bölümünde iktidara da seslenen İmamoğlu, “Bilmelisiniz ki kurmak istediğiniz bu rejimin ne Türkiye tarihinde ne de Türkiye’nin geleceğinde yeri vardır. Siz bir fetret devrine liderlik ediyorsunuz. Türkiye tarihinde kapanacak bir parantezin içindesiniz. O parantezin kapanmasını zorla engellemeye çalışıyorsunuz. Beni hapse atarak bu parantezin kapanmayacağını ve bu dönemin devam edeceğini zannediyorsunuz. Ama buradan söylüyorum: Devriniz bitmiştir” dedi.
“Bu dava, şahsımı siyaset sahnesinden silme çabasının çok ötesindedir. İktidarın asıl varmak istediği sonuç, kul hakkı üzerine inşa ettikleri rant ve israf düzenini korumaktır. Bu millete, ‘Sizin oyunuzun ve iradenizin benim karşımda hiçbir hükmü yoktur’ demektir. Hakkı yenen halkı çaresizliğe ve mutlak itaate mahkûm etmektir” ifadelerini kullanan İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hukuki ve ahlaki hiçbir meşruiyeti olmayan bu sürecin figüranı olmadım, olmayacağım. Bu salonda nasıl bir karar çıkacağını hep birlikte izleyeceğiz. Süreç devam ediyor. Endişem şudur: Bazı kararlar bu salon kurulmadan önce mi yazıldı, yoksa süreç içinde mi yazılacak? Bunu siz ispat edeceksiniz.”
İmamoğlu: Umudun söndürülmesine asla izin vermeyeceğiz
“Şunu herkes çok iyi bilsin: Zulüm karşısında boyun eğmek, haksızlık karşısında susmak bizim inancımızda yoktur” diye konuşan İmamoğlu şunları kaydetti:
“Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Oysa biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Oysa bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar. Ne kadar baskı yaparsanız yapın, yargıyı ne kadar sopaya çevirirseniz çevirin, bu millet iradesine ve rızkına vurulmak istenen prangaları tarih boyunca söküp attı. Yine söküp atacak. Bu ülkenin meydanlarında, sokaklarında ve sandıklarında yeşeren büyük umudun adliye koridorlarında kurulan kumpaslarla söndürülmesine asla izin vermeyeceğiz.”
İmamoğlu savunmasını şu sözlerle tamamladı:
“Siz ne yaparsanız yapın, son sözü daima millet söyler. Son hükmü daima ilahi adalet verir. Hiç kimsenin şüphesi olmasın: Adalet kazanacak. Demokrasi kazanacak. Cumhuriyet kazanacak. Bu aziz millet kazanacak. Hazreti Ali ne güzel söylemiş: ‘Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır. Aziz milletimizi ve sayın heyeti saygıyla selamlıyorum.”
İmamoğlu’nun savunmasını tamamlamasının ardından duruşmaya ara verildi. İmamoğlu salondan ayrılırken kendisini alkışlayan kalabalığa, “Millet kazanacak, millet kazanacak” diye seslendi.




