Anılarda yolculuk… Dünyada yalnız yaşamıyoruz!

Gelin birlikte 25 yıl, çeyrek asır geriye gidip, 12 Eylül 2002’de KIBRIS Gazetesinde, ” Dünyada yalnız yaşamıyoruz!” başlıklı yazımı, o günden sonra yaşananları anımsayarak okuyalım..
***
Dünyada artık kimse, hiçbir ülke, devlet yalnız yaşamıyor.
Altmış yaşın üzerinde olanlar anlatırlar, yaklaşık 40-50 yıl öncesine kadar yarım avuçluk Kıbrıs’ta bile iletişim kopuktu. Lefkoşa’dan Mağusa’ya, katır sırtında dinlene dinlene gitmek çok zaman alırdı.
Baf ise dünyanın öteki ucu kadar uzaktı.
İngiltere’ye gemi ile yaklaşık bir haftada gidilirdi.
Şimdi öyle mi? Lefkoşa-Mağusa yolu neredeyse yarım saate indi. Sabah kahvaltısını Kıbrıs’ta yapan öğle yemeğini Londra’da alabiliyor. Dünya sadece ulaşım ve iletişimle yakınlaşmada. Başta ekonomi olmak üzere çeşitli nedenlerle dünyayı bir bütünleşme sürecine hızla getirdi.
***
Bu önemli değişim, artık sorunları dar bölgeden kurtarıp uluslararası bir platforma taşıyor. İşte Kıbrıs örneği. Normalde sorun Kıbrıs Türk-Rum ve Türkiye ile Yunanistan arasında algılanabilir. Ancak dört tarafla sınırlı mı? Hayır. Başta ABD, İngiltere. Avrupa Birliği, Rusya olmak üzere herkes Kıbrıs’la ilgili hesaplar yapıyor.
Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü öncelikle bizleri yakıyor. Bizleri etkiliyor. Ardından da Türkiye ve Yunanistan’ı.
Türkiye, görünürde Avrupa Birliği’ne üye olmak, AB ailesine katılmak istiyor. Türkiye’nin AB’ye üye olması için öncelikle yapması gereken ev ödevi dosyası çok kabarık. Ulusal programı yeterli ve samimi bulunmadı.
Türkiye’nin ev ödevi için çok uzun zamanı olduğu hesaplanırdı. Şimdi bu da tehlikede. AB, aday ülkelerin adaylık süresini beş yılla sınırlamaya hazırlanıyor. Bunun anlamı, ya beş yıl içinde ödevlerini yapıp, AB ailesine katılırsın, ya da AB’yi unutursun.
***
Gizlisi saklısı yok, Kıbrıs, Türkiye’nin AB ilişkilerinde ciddi bir problemdir.
Türk tarafı istediği kadar Kıbrıs’ı ayrı tutmaya çalışsın, bu mümkün değildir. Çok iyi anımsıyorum, uluslararası bir toplantıda yabacı bir diplomat hem de İstanbul’da Türkiye’nin önde gelen dış politika yazarlarının gözlerinin içine baka baka, “Kıbrıs sorunu hallolmadan, Türkiye’nin AB yolunda üreteceği her karar, atacağı her adım, bu açık pencereden esen sıradan bir rüzgarın alıp götüreceği kadar hafif ve önemsizdir” demişti.
Türk tarafı AB beklentileri nedeniyle Kıbrıs’ta tavla teslim mi olsun?
Hayır bunu istemiyoruz. En önemlisi Başta BM Sekreteryası olmak üzere ABD ve AB de istemiyor. Ancak bizim bu noktada akılcı politikalarla bize yardım etmek isteyenlerin elleriyle ellerimizi birleştirmemiz gerekir. Durum çok kritik bir dönemece girdi. Risk altında olan sadece Kıbrıs, KKTC değil, Türkiye’nin de geleceğidir.
Bakınız Türkiye’nin deneyimli yazarlarından Cengiz Çandar, Kıbrıs’la ilgili son yazısında neler yazıyor:
“Türkiye, ‘yumurta kapıya geldiği’ için telaşla istediği kadar anayasa değişikliği yapıp, Avrupa Birliği’nin ‘izleme raporu’nu etkilemeye çalışsın; Kıbrıs sorununda takınılan tutumla mesafe alması mümkün değil. Kıbrıs, Türkiye’nin Avrupa Birliği yolunda, yol üzerine dikilen ve yerinden oynatılması çok zor, ağır bir ‘barikat’ halinde.
… Denktaş, tam anlamıyla ‘hamur yoğurmak istemeyen kadın, akşama kadar un eler’ tavrı içinde. Bunu ‘dış dünya’ yutmayınca, ‘içeri’ye gaz verilmek isteniyor. Yapılan, düpedüz ‘iç tüketim’e yönelik, klasik deyimle ‘Türk’ün Türk’e propagandası’
… Aslında ‘Kıbrıs’ta şahinlik’le Türkiye’nin AB ufku karartılmak isteniyor. Buna karşı durmak bir ‘vatanseverlik ödevi’ haline geldi. Türkiye’nin ‘vetosu’ ile Kıbrıs’ın AB üyeliğinin engellenemeyeceği aşağı yukarı belli olduğuna göre, bu politikayla hem Kıbrıs Türk toplumu, hem de Türkiye’nin ‘Avrupa şansı’ kaybediliyor…”
***
Hade Cengiz Çandar, Türk resmi politikasını gazeteci penceresinden bakıp eleştiriyor. Peki Türkiye Başbakanlık AB Genel Sekreteri Volkan Vural’ın Gaziantep Sanayi Odası yayın organı “Değişim” yaptığı açıklamada, Türkiye’nin AB ile ilişkilerde yol ayrımına geldiğini belirtip, “Türkiye, ya fırsat penceresini ardına kadar açacak ya da kepenklerini indirip kendini evine hapsederek uygarlığın hızlı yürüyüşünde yenik duruma düşecektir” diyen konuşmasına ne demeli?
Günün sözü: Tehlike, aklı ve yeteneği imtihan eder ( 11 Eylül 2002- KIBRIS)




