Cevdet Yılmaz’ın “İç Cephe Güçlü Olmalı” Vurgusu Hepimizi Kapsıyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz ile dün canlı yayında Kıbrıs’ı konuştuk.
Sayın Yılmaz ekonomi bilgisi ve vizyonu tartışılmaz bir isim.
Şimdi de KKTC ile TC arasındaki Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü’nün uygulanmasını yakından takip ediyor.
Kıbrıs’ı ve Kıbrıs Türkünü çok iyi anlamış ve öyle sevmiş birisi Cevdet Yılmaz.
Onu dinlerken bunu gayet net bir şekilde anlayabiliyorsunuz.
Projeleri yürekten gelen bir inançla ve de heyecanla anlatıyor.
İnanıyor…
Bu çok önemlidir.

Hem yaptığı işe inanıyor hem de Kıbrıs Türklerine, yani bize.
Hem bugünü doğru yönetmenin hem de yarını doğru planlamanın önemine vurgu yaptı.
Konulan hedeflerin belirlenmesinde izlenen yolu anlattı, başarılı sonuçları anlatırken ise büyük bir heyecan yaşadı.
Bu heyecanını gizlemek ihtiyacı da duymadı.
Çünkü belli ki bu durumdan, yani başarıdan sonsuz bir keyif almaktaydı.
Bunlar çok önemlidir.
Hemen yanı başımızda belki de bir dünya savaşı bile çıkartabilecek ciddiyette çatışmalar ve savaşlar yaşanmakta.
Dünya soluğunu tutmuş bu durumu takip etmekte.
Türkiye Cumhuriyeti hemen yanı başındaki bu olayları en başından bu yana büyük bir dikkatle ve de ciddiyetle takip etmekte.
Ama sadece takip etmiyor. Diplomasi bakımından da en üst düzeyde dahil oluyor.
Türkiye’nin bugün sahip olduğu askeri güce rağmen halen diplomasi yolunu ısrarla takip etmesi ve tüm diğer tarafları da savaşmak yerine bu yola davet etmesi çok önemlidir.
Dikkatle ve takdirle izlenmesi gereken bir davranıştır.
Türkiye Cumhuriyeti en başından beridir Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşa diplomatik öncülük etmiştir.
Bugün herkes iki ülke arasında bir ateşkese varılacaksa bunun ancak Türkiye’nin gayretleri ve öncülüğünde olabileceğinden emin.
Aynı şekilde İsrail’in Filistin halkına yönelik katliamında da Türkiye hem tepkisel anlamda en üst düzeyde ve hem de bunun son bulması yönünde uluslararası diplomasiyi zorlamakta.
Sadece bununla da kalmıyor. Afrika’daki ülkelerin aralarındaki savaşların sonlanması için de Türk diplomasisi başarıyla devrede.
Ve son olarak İsrail ile İran arasındaki savaş şiddetindeki çatışmada da Türk diplomasisi devreye girdi, çalışıyor.
İşte tüm bu yoğun gündemin arasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile arasındaki işbirliğini asla geri plana düşürmüyor.
Kıbrıs Türkü’ne yönelik desteğini asla aksatmıyor. Aksine artan bir hacimle devam ettiriyor.
Yani özetle, Türkiye’nin gözünde, daha doğrusu kalbinde Kıbrıs’ın yeri bir başka. Kıbrıs Türk Halkı’nın yeri bir başka.
Şartlar ve koşullar her ne olursa olsun Kıbrıs asla ikinci sıraya düşmüyor.
Hep ilk sırada.
Türkiye Cumhurbaşkanı Yılmaz’ın anlattıklarında da bunu bir kez daha gördük..
Ve son olarak, Sayın Cevdet Yılmaz belki de önemlisi “iç cepheyi güçlendirmek” oldu..
“Biz iç cepheyi hep güçlü tutmak için çalışıyoruz” derken “burada sizin de bunu yapmanız önemli” dedi.
Evet, önemli.
Hele ki bugünlerde…
İç cepheyi güçlü tutmalıyız..
