Kıbrıs Sorunu Maddesel Hale Dönüştü

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın seçim öncesi dile getirdiği, sonrasında da resmen karşı tarafa, yani Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’e sunduğu dört madde konuyu maddesel boyuta taşımıştır.
Söz konusu maddeler aynı zamanda doğal bir şekilde Birleşmiş Milletler’e de sunulmuş oldu.
Cumhurbaşkanı Erhürman bu dört maddenin yanında 10 maddelik bir başka listeyi de dört madde ile eş zamanlı olarak iletmiştir.
Rum tarafının her zamanki tavrı olan bütünlüklü yaklaşım yerine konuyu bölük pörçük ele alma yaklaşımını burada da gördük.
Şimdi onların karşı maddelerini bekliyoruz.
Kuvvetle muhtemel bu hafta içerisinde gerçekleşecek buluşmalarda sunacaklar.
Bu arada, Ulusal Birlik Partisi (UBP) de Kıbrıs konusundaki son duruma ilişkin pozisyonunu maddeler halinde duyurdu.
UBP hassasiyetlerini beş madde halinde bu hafta Kıbrıs’a gelecek olan Genel Sekreter’in Kişisel Temsilcisi Holguin’e sunacak.
Konunun maddesel boyuta erişmesi sürpriz değil.
Ancak bu noktada ortaya konulan ya da konulacak olan tüm maddelerin birbirinden uzaklığı dikkat çekici.
Görünen odur ki bu madde listesi işi devam edecek.
Önceden ortaya konulmuş diğer maddeleri de dikkate aldığımızda işin maddesel boyutunun genişleyeceğini görmekteyiz.
Hal böyleyken tarafları müzakere noktasında buluşturacak bir zemini sağlamak imkansız gibi görünmekte.
O nedenle de müzakere masası yerine, gündelik sorunların ele alındığı görüşme masasına ağırlık vermek çok daha faydalı olacaktır.
Gelinen konakta Kıbrıs müzakereleri çok uzak bir olasılık şekline gelmiştir.
Bu noktada zaman harcamak yerine, her iki tarafın da faydasına olacak adımları görüşmek çok daha akılcı bir yaklaşım olur.
Özellikle de hidrokarbon konusunun Kıbrıs Türk tarafınca sürekli gündemde tutulması ve bu konuya ilişkin yapıcı öneriler için muhatapların ikna çalışmalarının yoğunlaşması gerekmektedir.
Bu konuyu öne çekmek kaçınılmaz bir zorunluluktur.
İç konulardan önce bu konunun halledilmesi, enerji ve zamanın bunun için harcanması lazımdır.
Yoksa yine boşu boşuna zaman harcamış, yarınlarımızı ve umutlarımızı tüketmiş oluruz.

