Aziz KARAAZİZ

“Kosova Modeli”ne Karşı Sırbistan Yakınlaşması…

 

Kıbrıs’taki iki lider bugün bir kez daha bir araya gelecek.
Eğer bir aksilik olmaz ise iki lider ilk olarak Kayıp Şahıslar Komitesi’ni ziyaret edecek.
Ardından BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın aracılığında BM İyi Niyet Ofisi’nde ortak bir üçlü görüşme gerçekleştirecek.
Bu görüşmenin sonrasında Erhürman ve Hristodulidis, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Khassim Diagne tarafından düzenlenecek gayriresmi resepsiyona katılacak.
Oldukça yoğun ve de hareketli bir gün olacak.
Umarım verimli de olur.
Özellikle de Bayan Holguin’in katılımıyla gerçekleşecek üçlü görüşmede öze ilişkin konuşmaların olacağı kanaatindeyim.
Hristodulidis’in karşı öneriler ile geleceğini düşünmekteyim.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın ortaya koyduğu dört öneriyi sulandıracak nitelikte bir listeyi hayatımıza dahil edecektir.
Bunlar işin kehanet kısmı.
Bir de gerçekler bölümü var.
Mesela Rum tarafının yapmış olduğu son uluslararası anlaşma.
Sırbistan ile imzalanan askeri kuvvetlerin statüsüne ilişkin “Status of Forces Agreement” SOFA anlaşması zamanlaması açısından oldukça manidar niteliktedir.
Bu anlaşmaya Rum hükümeti adına imza koyan Dışişleri Bakanı Vasilis Palmas, ülkesinde bulunan Sırp mevkidaşına Kosova’nın bağımsızlık ilanını, “tek yanlı olduğu” gerekçesiyle tanımadıklarını söylemiş.
Böylece “Kosova Modeli”nin de önünü tıkamış olmayı hedeflediklerini anlıyoruz.
Rum Dışişleri Bakanı ayrıca, Güney Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığı sırasında, Sırbistan’ın AB üyelik sürecinde Brüksel ile kurumsal diyaloğunu güçlendirmek için mümkün olan her türlü desteği vereceğini de söylemiş.
Ocak ayında başlayacak altı aylık AB dönem başkanlığının Kıbrıs konusuna endeksleneceğine de böylelikle emin olduk.
Cumhurbaşkanı Erhürman görüşmeye tamamen ön yargılardan arınmış bir biçimde gideceğini söyledi.
Bu işin artık duygusal boyuta geldiğini o da çok iyi biliyor.
Belki de baş edilmesi en zor yanı da bu.
Tarafların kendi aralarında yaptıkları görüşmeler toplumların psikolojisini, toplumların duyguları da tarafların hareketlerini doğrudan etkilemekte.
Bunu aşmanın bir yolu var mıdır bilemem, ama Rum tarafının bu psikolojiyi sürekli kullandığına eminim.
Yine öyle bir dönemin eşiğindeyiz…
Bakalım bu sefer neler olacak..?

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu