Aziz KARAAZİZ

Uzlaşabilmeyi Demek ki Unutmamışız

 

Gazeteci Abdi İpekçi’yi bilmeyen, en azından adını duymayan sanırım yoktur.
Yıllar önce bir cinayete kurban giden duayen ismin en temel özelliği her zaman için diyalog ve uzlaşma yanlısı olmasıydı.
1970’lerin Türkiyesi’nde aşırı kutuplaşmış siyasi ikliminde, hem sağın hem de solun saygı duyduğu tek isimdi.
Döneminin siyasi liderlerini, özellikle Ecevit ve Demirel’i, bir araya getirmek, ortak paydada buluşturmak için adeta bir diplomat gibi çalıştı.
Ama olmadı, hem ömrü hem de o dönem Türkiyesi’nin siyasi iklimi yeterli olmadı.
Nur içinde yatsın.
Bugüne dönelim.
Ektam’da tam 34 gündür süren eylem tarafların uzlaşısıyla sona erdi.
Taraflar anlaştı, grev kalktı, eylem bitti ve üretim yeniden başlıyor.
Çok zor bir durumun uzlaşıyla sona ermesi, uzlaşı kültürünün galip gelmesi…
Meğer ne kadar çok özlemişiz bu durumu…
Uzlaşıyı ve uzlaşmayı…
Kutuplaşmak yerine konuşarak sorunlarımızı çözmeyi, farklılıklarımızı uzlaşarak ortada kaldırmayı ne kadar zaman olmuş yapmayalı.
Bunu fark ettik ve hatırladık.
Meğer biz konuşursak anlaşabilmekte ve uzlaşabilmekteymişiz.
Ne kadar güzel değil mi..?
Bir krizin sona ermesi ve bu sona ermede herkesin mutlu olması.
İşveren de işçiler de örnek bir duruma imza atmışlardır.
Elbette ki süreç çok güzel başlamadı.
Hatta zaman zaman tansiyon o kadar yükseldi ki herkes komaya girdi.
Ama işte bu kadar umutsuz görünen bir durumdan bile uzlaşı çıkarmayı başardık.
Şimdi mutlaka birileri alınan sonucun “direniş” neticesi olduğunu söyleyecektir.
Hatta bu durumdan kendisine pay çıkaranlar bile olacaktır.
Önemli değil, varsın olsun.
Benim için netice önemli.
Ve o neticenin adı da uzlaşıdır.
Bunu kaçırmayalım.
Farklı düşündüğümüz ve ayrı düştüğümüz tüm konuları böyle çözelim.
Uzlaşıyla, uzlaşmayla…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu