Derviş Doğan

Ahkam Kesmenin Bile Bir Gerçekliği Var

Bir yanda Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportuyla Güney Kıbrıs Havaalanlarından  çocuklarını Avrupa’nın dört bir yanına uğurlayanlar, diğer yanda Kıbrıs’ın kuzeyinde, tanınmamışlığın, izolasyonun ve çözümsüzlüğün yükünü her gün omuzlarında taşıyan insanlar… Ve işin en ironik kısmı, her iki grubun da aynı siyasi söylemi dillendirmesi: “Kıbrıs sorunu çözülmezse de olur, biz yolumuza KKTC ile devam ederiz.”

 

Bu ne büyük bir çelişki.

 

“Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği”nden bahsederken, egemenliğini başka bir devletin verdiği pasaportla Avrupa’da özgürce yaşamakta bulan bir siyasal akıldan bahsediyoruz. “İki devletli çözüm”ü savunurken, tek tanınan devletin sağladığı haklardan sonuna kadar faydalanmayı bir “hak” olarak gören bir pratik… Cüzdanında hem Kıbrıs Cumhuriyeti hem Türkiye hem de KKTC pasaportlarını taşıyan ama tek bir gerçeklikte sıkışıp kalan bir zihin dünyası bu.

 

Her fırsatta “mevcut durum sürdürülebilir” deniyor. Peki kimin için?

 

Yurtdışında tatil yaparken AB vatandaşlığı sayesinde sıraya bile girmeyen mi sürdürülebilir buluyor bu durumu, yoksa genç yaşında hayalindeki uluslararası spor müsabakasına sadece pasaportunun geçersizliği yüzünden katılamayan mı?

 

Lefkoşa’nın kuzeyinden bakıldığında dünya çok küçük görünüyor. Çünkü önümüzde görünmeyen ama son derece somut sınırlar var: Tanınmayan bir ülkenin yurttaşı olmanın getirdiği görünmez bir duvar, uluslararası alanda sadece “Türkçe konuşan bir azınlık” muamelesi gören bir halk gerçeği…

 

İşte tam da bu yüzden “çözüm olmasa da olur” diyenlerin samimiyetini sorgulamak mecburiyetindeyiz. Çünkü onların çocukları AB vatandaşlığıyla Avrupa’da okurken, buradaki çocuklar askere gidiyor, işsizlikle boğuşuyor, dünyadan kopuk bir geleceğe hapsediliyor.

 

Bu insanlar bir çözüm istemiyor olabilir. Çünkü mevcut durumda zaten “çözülmüş” gibiler: Onlar için dünya açık, uçaklar hazır, üniversiteler kapılarını çoktan aralamış. Ama burada, bu çözümsüzlüğün tüm yükünü omuzlarında taşıyanlar için hayat bu kadar kolay değil. Ve artık bu çelişkiyi yüksek sesle dile getirmenin, yüzleşmenin zamanı geldi.

 

Çünkü barış sadece pasaportla gelen bir ayrıcalık değil; herkes için ortak bir gelecek hayalidir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu