Derviş Doğan

Gerçeklik Zemininde Siyasi Bir Yol Haritası Şart

Kıbrıs meselesi, yarım asrı aşkın süredir ada halklarını, bölgeyi ve uluslararası toplumu meşgul etmeye devam ediyor. Ancak bugün gelinen noktada, geçmişteki tartışmalardan ziyade geleceğe yönelik net bir duruşun sergilenmesi her zamankinden daha hayati hale gelmiştir. Özellikle Kıbrıs Türk tarafı açısından, siyasal pozisyonun hangi temele oturtulacağı sorusu, yeni dönemin belirleyici unsurlarından biridir.

 

Kıbrıs Türk halkının önünde hâlâ iki temel siyasi gerçeklik duruyor. Birincisi, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortağı olarak sahip olunan egemenlik ve yönetsel haklara dayanan, dolayısıyla güneyde atılan uluslararası adımlarda söz hakkını içeren perspektif. Kıbrıs Türk kurumlarının meşruiyetini de bu ortaklıktan doğan haklara dayandıran bu yaklaşım, adanın anayasal düzenindeki bölünmezlik ve bağımsızlık ilkelerine saygı temelinde şekilleniyor.

 

İkinci yaklaşım ise Kıbrıs Cumhuriyeti’nin zaman içinde Kıbrıs Rum yönetimi tarafından tek taraflı olarak sahiplenildiği; buna karşılık Kıbrıs Türk halkının kendi siyasi varlığını tesis ederek, Türkiye’nin desteğiyle yoluna bağımsız bir şekilde devam ettiği gerçeğinden hareket ediyor. Bu bakış açısında, güneydeki otoritenin uluslararası alandaki tasarrufları yalnızca kendi sorumluluğu altında değerlendirilmekte, Kıbrıs Türk tarafı adına sonuç doğurucu nitelik taşımamaktadır.

 

Bugün artık bu iki yaklaşım arasındaki belirsiz çizginin daha fazla sürdürülebilir olmadığı açıktır. Siyasal zeminin netleştirilmesi, yalnızca müzakere masasında daha tutarlı bir duruş sağlamakla kalmayacak; aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının uluslararası hukuk temelinde güçlü, saygın ve kararlı bir irade ortaya koymasına da katkı sağlayacaktır.

 

Bu nedenle önümüzdeki dönemde, gerçeklikle bağdaşmayan, zemini olmayan ya da yalnızca temenni düzeyinde kalan politik yönelimlere bel bağlamak yerine; uluslararası hukuk, tarihsel tecrübe ve siyasi meşruiyet temelinde sağlam bir strateji oluşturmak zorunludur. Aksi hâlde kaybedilen her on yıl gibi, önümüzdeki yılların da boşa akıp gitme riski vardır.

 

Kıbrıs Türk tarafının bugün ihtiyaç duyduğu şey, netliktir: Hangi hukuki ve siyasi zemin üzerinde durduğunu açık biçimde tanımlayan, dünya tarafından anlaşılabilir, sürdürülebilir bir pozisyon… İster ortaklık temelinde hak iddiası, ister ayrı bir devlet gerçekliği savunulsun; önemli olan, bu duruşun uluslararası hukuk bağlamında tutarlı ve siyasal olarak uygulanabilir olmasıdır.

 

Kıbrıs’ın geleceği ancak bu netlik üzerine inşa edilebilir. Aksi takdirde ada, geride kalan yarım asır gibi, belirsizliklerin gölgesinde yeni kayıp yıllar yaşamaya devam edecektir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu