Makamlar Değişir Yalakalar Yine Aynı Kalır

Siyasette makamlar değişir, koltuklar el değiştirir, yüzler yenilenir. Cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar gider; yerlerine yenileri gelir. Ancak garip bir şekilde bazı figürler hiç değişmez. Dün Ersin Tatar’la yan yana poz verenler, bugün aynı samimiyetle Tufan Erhürman’la fotoğraf paylaşabiliyor. Bu durum yalnızca bana mı tuhaf geliyor, emin değilim ama ortada inkâr edilemez bir gerçek var: Güç değişse de güce yanaşanlar hep aynı kalıyor.
Bu kişiler için önemli olan fikirler, ilkeler ya da tutarlılık değil; yalnızca kimin kazandığı, kimin güçlü olduğu. Dün savunduklarını bugün inkâr etmekte, bugün alkışladıklarını yarın yok saymakta hiçbir sakınca görmüyorlar. Çünkü onların pusulası değerler değil, çıkarlar. Rüzgâr nereye eserse oraya yöneliyor, kim ayakta kalırsa onun yanında saf tutuyorlar.
Asıl sorun ise bu döngünün artık sıradanlaşması. Toplum olarak bu tabloya şaşırmıyoruz, hatta kabulleniyoruz. Oysa bu “normalleşme”, siyasetin samimiyetini ve güvenilirliğini aşındıran en tehlikeli alışkanlıklardan biri. İlkesizliğin ödüllendirildiği, tutarlılığın ise görmezden gelindiği bir ortamda, değişimin yalnızca isimlerle sınırlı kalması kaçınılmaz oluyor.
Sonuç olarak makamlar değişiyor, makam sahipleri değişiyor; ama yalakalar hep aynı. Çünkü onların tarafı hiçbir zaman halk ya da doğrular olmadı. Onların tarafı her zaman güçlü olandı. Ve ne yazık ki bu gerçek, siyaset değiştikçe değil, ancak bu zihniyet sorgulandıkça değişebilir.
