Hasan Hastürer

Eroğlu, bu hayatta, alkışı da ihaneti de gördü…

Üçüncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve eşi Meral Eroğlu ile geleneksel bayram sohbetlerimiz yıllardır gerçekleşir.

Sohbetlerimizde, hiçbir zaman insani, sosyal konular, siyasal konuların gerisinde kalmaz.

***

Derviş Eroğlu, eski adı Ovgoroz olan Ergazi’den bir köy çocuğudur. Hayatın, yüzüne gülmesi biraz zaman alsa da, insani değer yargıları her zaman hayatına yön vermiştir.

En uzun süre UBP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık, sonrasında Cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulundu.

Elbette, altında imzası olan kararlarda sorumluluğu vardır. Ancak Eroğlu’nda tüm siyasi görüşleri de kapsayarak, düşmanca bir öfke birikmemiştir. Bunu çok önemli buluyorum.

***

Eroğlu, UBP’yi Rauf Denktaş kontrolünden çıkarmak isteyerek bir araya gelenlerin verdiği görevle UBP’ye genel başkan seçildi.

O seçim, bir anlamda UBP’de Rauf Denktaş’ın her şeyi kontrol ettiği dönemi sonlandırmıştır.

Eroğlu, Rauf Denktaş’a saygısızlık yapmasa da, Denktaş, Eroğlu’nu, özellikle Cumhurbaşkanlığında ilk tur oylarını yüzde ellinin altına düşürmesinden sonra hiç affetmedi hatta sevmedi.

En az otuz yıldır Derviş Eroğlu ile sohbet ederim.

Siyasi görüşüme hiçbir zaman saygısızlık yapmadı. Dahası seçim dönemleri dahil, hiçbir zaman oy istikametimle ilgili, talep bir yana, soruya bile muhatap olmadım. ‘Hiçbir zaman sağ partilere, UBP’ye oy vermediğimi’ yazıp, ekranlardan da söylediğim zaman bile bir araya gelişlerimizde soğukluk olmamıştır.

***

Eroğlu da aktif siyasete seçim kaybederek veda etti.

Peki o kaybettiği seçimi bahane ederek, partisine ya da topluma, Kıbrıs Türk halkına küstü mü?

Küsmedi.

***

Bayram sohbetimizi bu bayram, bayramın ikinci günü olan Cumartesi yaptık.

Derviş Bey, uzun sayılacak bir süredir, ciddi olarak nitelenebilecek sağlık sorunları yaşıyor. Bir operasyon ve devamında arka arkaya gelen talihsizlikler.

En son YDÜ Hastanesindeki odasında sohbet etmiştik.

Öncesinde İstanbul’daki tedavi sürecini Meral Hanım’la telefonla konuşarak izlemiştim.

Cumartesi bayram ziyaretine gittiğimde, görevli, alt kattaki salon yerine üst katta görüşeceğimizi söyledi. Merdiven basamaklarından yavaş yavaş yukarı çıkarken, sağlık durumu bakımından nasıl bir Derviş Bey’le karşılaşacağımın merakını yüreğimde hissediyordum.

Evdeki çalışma odasından geçip, güneşlik diye de isimlendirilecek bir oturma odasında buluştuk.

Daha karşılaşır karşılaşmaz, ‘İzninizle sehpanın kenarına vurup, ‘Derviş Bey’e 41 kere maşallah deyim’ dedim.

Allah sağlıklı daha uzun ömür versin. Cumartesi gördüğüm Derviş Eroğlu, son iki yılda gördüğüm en iyi, en sağlıklı görünendi.

Sağlığıyla ilgili rapor gibi yazmama gerek yok. Önümüzdeki günlerde küçük bir operasyon daha geçirip, desteksiz beslenme dahil, her bakımdan normale dönecek.

***

Fotoğraf da çektik.

Derviş Bey’i ilk defa, sportif bir kıyafetle gördüm.

Yetişip, yayınlanmamak üzere özel çektiğimi söylediğim için yayınlamıyorum.

Yoksa, fotoğraf paylaşsam, yazdıklarımı daha iyi anlayacaksınız.

***

Derviş Bey ve Meral Hanım’la siyaseti bile sosyal gömlek giydirerek konuştuk.

Şunu net olarak ifade edeyim. DERVİŞ BEY, TOPLUMDAN KOPUK DÜŞÜNMEZ.

Siyasete ilgiyi, artık biraz da hobi yanı olan, toplumsal bir sorumluluk olarak görüyor.

Sokağa çıkmasa da hem UBP’lilerin, hem de toplumun Cumhurbaşkanlığı seçimi dahil güncel konularda neler düşündüğünü eksiksiz biliyor.

***

Hem Derviş Bey, hem de Meral hanım, en çok ne zaman duygulanıyor?

Bu sorunun yanıtı gayet nettir.

Zaman tünelinde yolculuk yapıp, Derviş Eroğlu, Ovgoroz’a, Meral Eroğlu da Mağusa’ya gittiği zaman, ikisinin de gözleri dolar gibi oluyor… Cumartesi günkü yaklaşık bir saatlik görüşmememizden sonra, şunu öne çıkarıp, yazıma başlık yapıyorum:

Eroğlu, bu hayatta, alkışı da ihaneti de gördü.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu