“Mavi vatanımız”ı “Sormagir hanı”na çevirdiler…

Doğu Akdeniz, bizim hoyrat milliyetçilerin “mavi vatan”ıydı…
Ülkücü, kafatasçı, dinci hamasetin odağında yer alıyordu…
Ansızın; dünyanın en büyük savaş fuarına dönüştü…
Önce Yunanistan, arkasından Fransa, İngiltere, Almanya, İspanya buraya üşüştüler…
Kimisi geldi yerleşti, kimisi henüz yolda…
Bize hiç sormadan, Mavi Vatan’ı işgal ettiler…
İlk harekete geçen Yunanistan oldu…
Adaya dört tane F-16 savaş uçağı ve iki fırkateyn gönderdi…
Bunlardan biri olan yeni model savaş gemisi Kimon, Yunanistan Başbakanı Mitsotakis tarafından “Yunan filosunun gururu” olarak nitelendirilmişti.
Diğeri ise antik Yunan’dan bir paşanın adını taşıyan “Psara” fırkateyni…
Üzerlerinde gemisavar füzeleri…
Radarlar, torpidolar ve top sistemleri var.
Limasol açıklarında “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni korumak üzere mevzilenmiş bulunuyorlar…
“Kıbrıs Cumhuriyeti”nin asıl büyük stratejik ortağı ABD ise “mavi vatan”ı her taraftan kuşatmış durumda…
Dünyanın en büyük nükleer uçak gemilerinden “Gerald R. Ford” birkaç destroyerle birlikte mavi vatanı mesken tuttu…
İstediği zaman giriyor, dilediğinde çıkıyor…
ABD’nin Roosevelt ve Bulkeley güdümlü füze destroyerleri de bölgemizde…
Gizli görev yapan Amerikan denizaltıları mavi vatanda fink atıyor…
ABD, denizin altını da üstünü de denetimi altında tutuyor.
“Kıbrıs Cumhuriyeti”nin üçüncü stratejik ortağı Fransa da buralara yerleşmek üzere…
Fransız “Languedoc” fırkateyni birkaç gün önce Kıbrıs sularına giriş yaptı.
Fransa’nın tek nükleer uçak gemisi “Charles de Gaulle” Cebelitarık Boğazı’ndan geçti, o da buralara geliyor…
Bu gemiler Rafale savaş uçakları ile gelişmiş radar ve erken uyarı sistemleri, füze savunma sistemleri taşıyorlar.
Başka uçak gemileri de gönderdi Fransa…
Avrupa’da Kıbrıs’a en “cömert” davranan ülke oldu…
Fransa Başkanı Makron, dün Baf’ta, Yunanistan Başbakanı Mitsotakis ve Hristodulidis ile birlikte, tam bir gövde gösterisi yaptı…
Aslında Kıbrıs Rum tarafı, Yunanistan ve Fransa “İran bahane, Doğu Akdeniz şahane” mesajını veriyorlar dünyaya…
Hristodulidis, “Ben buralarda yalnız değilim” tatbikatları yapıyor…
Öte yandan İngilizlerin “Dragon” destroyeri de mavi vatanda tur atıyor…
Gerçekten de adı gibi bir ejderha…
Uzunluğu bir futbol sahasının uzunluğunun bir buçuk katı…
Birleşik Krallık, insansız hava aracı karşıtı füzelerle donatılmış iki tane de helikopter gönderdi Kıbrıs’a…
“Prince of Wales” uçak gemisi de yolda…
Almanlar da balıklama daldı Doğu Akdeniz’e…
“Nordrhein-Westfalen” fırkateyni; üzerinde helikopterliyle Limasol limanına vardı…
İspanya’nın “Kristof Kolomb” savaş gemisi de yolda…
İspanyol donanmasının en gelişmiş fırkateynlerinden biri…
O da bir buçuk futbol sahası boyunda…
Hava, deniz ve su altı tehditlerine karşı kapsamlı savunma yetenekleri var…
Gemi şu anda Baltık Denizi’nden Doğu Akdeniz’e doğru ilerliyor…
Bu arada İtalya, “Federico Martinego” fırkateynini Kıbrıs’a gönderme hazırlıkları yapıyor…
Dün, Türkiye de Kıbrıs’ın kuzeyine, 6 tane F 16 konuşlandırdı…
Bütün bu askeri yığınağın yanında, güneyde, “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin de Ulusal Muhafız Ordusu’na ait, gelişmiş silah sistemleri ile donatılmış çok amaçlı 4 adet “Airbus H145M” askeri helikopterini de hesaba katmalıyız.
Hatta 2 tane daha geliyor… Teslimat için sipariş edilmiş durumda.
Ayrıca 4 adet “Gazelle SA 342L” tipi hafif helikopteri de var.
Kısacası; bu adanın hem içi, hem dışı, hem de etrafı silah deposuna çevrildi.
İçinde yüzdüğü Doğu Akdeniz, şu anda dünyadaki en hareketli, en yoğun askeri yığınağın “yatağı” oldu.
Bu savaş gerilimi, bu “korkunç” tablo çok kırılgan…
Bir kıvılcım, bütün Ortadoğu’yu yok edebilir, bölgemizi haritadan silebilir…
Ne yazıktır ki Rum tarafı; bu kirli savaşta uluslararası hukuğun yanında değil… Bir BM üyesinin egemenliğine saldıran “güçlü”nün yanında yer aldı.
Üstelik, bu savaşı bahane ederek, “Avrupa beni korumalıdır” dedi ve bölgedeki askeri yığınağı davet etti…
Türkiye, bu dönemde “aklı başında” dengeli bir politika izliyor ve savaşın bir tarafı olmaktan kaçınıyor…
Bölgemizdeki bu savaş tamtamları; eski “politika”ların yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılacak gibi görünüyor.
En başta, “garantörlük” meselesinin anlamsızlığını sorgulayacak…
Olası bir “çatışma”da AB’nin, Doğu Akdeniz’i kruvazörlerle, uçak gemileriyle işgal edeceği dün Baf’ta sergilenen “show”dan anlaşılıyor…
Yani “garantör”lerin ve garantilerin hiçbir hükmü olmayacak…
İkincisi; “ayrı devlet” talebi devam eder ve “çözüm iklimi”nin oluşması üzerinde yoğunlaşmazsak, hep savaş tehdidinin süreceğini bilmeliyiz.
Hristodulidis “savaş” yandaşlığını, İsrail’in yanında durarak göstermiştir.
Oysa dünyada “savaş karşıtlığı” giderek zemin bulmaktadır…
ABD’de bile “Trump’ın yetkilerini kısıtlayan” tasarı, ancak birkaç oyla reddedilebildi.
Bu nedenle; İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, İngiliz eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, ABD’de senatör Bernie Sanders, ünlü aktörler; Robert De Niro, George Clooney ve Meryl Streep’e, Trump’a sert çıkışları ve “barış”ın yanında durdukları için selâm olsun…

