Hasan Kahvecioğlu

Mum yakın: Dünyanın en “kirli” ve en “yolsuz” 32 ülkesinden biri olduk…

Ciddi bir anketin “taptaze” bulguları bunlar…

Bu ülkede yaşayan insanların yüzde 73’ü, KKTC’de rüşvet ve yolsuzluğun “çok yaygın” olduğunu düşünüyor.

Her üç insanımızdan ikisi; 2025 yılında ülkede yolsuzluğun arttığını düşünmektedir. “Yolsuzluk azaldı” diyenlerin oranı sadece yüzde 3…

İnsanımızın yüzde 64’ü “rüşvet”in en yaygın olduğu alanlar olarak kamu bina ve arazilerinin kiralanmasını göstermektedir.

Kamu ihaleleri ve izin lisans işlemlerinde “rüşvet var” diyenlerin oranı yüzde 60…

Bu topraklarda yaşayan her üç insandan biri, “Son bir yılda sizin veya çevrenizden birinin rüşvet vermesi gerekti mi?” sorusuna “evet” demektedir.

Peki; bu ülkede “yolsuzluğa” karışanlar kimlerdir?

Yanıt; hükümet üyeleri ve onların atadıkları… Yüzde 59 anket katılımcısı öyle düşünüyor…

En az rüşvet alanlar kimlerdir? İnsanımızın yüzde 44’ü “polis ve savcılar” demektedir.

Peki insanımız en çok kime güvenmektedir?

Sosyal medyaya… Bir de geleneksel medyaya…

Kimin için “Hiç güvenmiyorum” denilmektedir? Yüzde 52’sinin yanıtı: Hükümet…

Bir de Meclis… İnsanımızın yüzde 47’si Meclis’e güvenmiyor…

Gelelim “kara para”ya…

İnsanımızın yüzde 55’i “Bu faaliyetlerle sıklıkla karşılaşılıyor” diye düşünmektedir.

Peki hükümet bunu önleyebiliyor mu?

İşte yanıt: “Hükümeti bu konuda hiç başarılı bulmuyorum…”

Böyle diyenlerin oranı, yüzde 55…

Peki yolsuzluğa karışanları cezalandırıyor muyuz?

Katılımcıların yüzde 39’u “hiçbir zaman cezalandırılmıyor” diyor.

Sonuç şu: KKTC’de yolsuzluk vardır ve giderek artmaktadır. Ama daha da önemlisi; son üç yılda torpile karşı hoşgörü konusunda “kayda değer bir artış” olmuştur.

Yani yolsuzluğa karşı, rüşvete karşı “tolerans” geliştiren bir “kitle”ye dönüşüyoruz…

Alıştık… Alıştırıldık… Kanıksadık…

İki değerli bilim insanımız; Ömer Gökçekuş ile Sertaç Sonan, dokuz yıldan beridir, uluslararası normlara uygun, ciddi ağırlık taşıyan bir “çalışma” yürütüyorlar.

Yoğunluklu olarak, toplumda temsiliyeti bulunan büyük örgütlere üye, iş insanlarıyla ve uzman kadrolarla anket çalışması yaparak bilimsel veriler ortaya koyuyorlar.

Yukarıdaki veriler bu iki akademisyenin yayımladığı “Kuzey Kıbrıs’ta Yolsuzluk Algısı 2025 Raporu”ndan alınmıştır.

Bu rapor sayesinde Kıbrıs’ın kuzeyinde ölçümlenen “yolsuzluk algısı”yla “dünyadaki yerimizi” öğrenmiş oluyoruz.

Tabii “yolsuzluk” konusunda, tüm dünyanın saygı duyduğu bir “temel referans” kaynağı var. Kısa adı “TI” olan “Uluslararası Şeffaflık Örgütü…”

100’ün üzerinde ülkede organizasyonu bulanan, Berlin merkezli bu “sivil toplum örgütü” hem AB’nin, hem de BM’nin başvurduğu; yararlandığı, danışmanlık aldığı, desteklediği bir kurum…

Bu kurumun her yıl yayımladığı bir “Yolsuzluk Algı İndeksi” var…

Tam 182 ülkede “yolsuzluk algısı”nın “derecesi” birçok parametre sayesinde “kılı kırk yararak” ortaya çıkarılıyor…

Tabii; biz bu listede yokuz…

Dünyada “KKTC” diye bir devlet olmadığı için, yolsuzluk algı indeksinde de yer almıyoruz.

İşte, Ömer Gökçekuş ile Sertaç Sonan, 9 yıldan beridir, bu örgütün (Transparency International) kabul edilmiş “norm”larını ve metodolojisini kullanarak dünya ülkeleri arasındaki yerimizi belirliyorlar…

182 ülkenin yer aldığı bu listede KKTC “kirlilikte” 150. sıraya denk gelen bir “başarı”ya sahip…

Yani; “kirlilikte” dünyanın en dibindeyiz…

Bengladeş, Kongo, Uganda gibi ülkelerin safındayız…

“Kıbrıs Cumhuriyeti” ise 49. sırada, Türkiye ise 124. sırada yer alıyor…

Peki bu “utanılacak” tabloyu kim yarattı?

Yurttaşa göre; UBP ve küçük ortakları DP ile YDP…

Keşke; bu ülkeyi yönetenler, böylesi bilimsel bir çalışmadan yararlanmayı düşünecek “kapasite”ye sahip olsalar…

Çünkü bu algının ölçülmesi sayesinde “yolsuzlukla mücadele” programları geliştirilebilir.

Bu konuda her yıl sağlanan ilerleme ya da gerileme saptanabilir.

Yolsuzluk konusundaki “algı”ya ilişkin olarak, özellikle iş dünyasının “nabzı” tutulabilir.

En önemlisi ise; “toplumsal farkındalık” konusunda ilerleme sağlanabilir…

Peki bu durumda mı KKTC? Buna istekli bir “siyasal irade” var mı?

Tam tersi var bu ülkede…

Ülkenin Başbakanı “rüşvet almakla” suçlanıyor. Bu konuda videolar yayımlanıyor. Başbakan, Meclis’e taşınan bu konuda kendisini “aklamak” gereği bile duymuyor, yazılanları ciddiye almıyor…

Meclis Başkanı’nın adı, mahkemelerde “yolsuzluk” dosyalarına giriyor.

Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’na yönelik, oğluyla ilgili “hileli kayıt” iddiaları ayyuka çıktı…

“Sahte diploma” ve “sahte reçete” rezillikleri ortaya atılıyor. Doktorlara, eczacılara “itibar süikasti” yapılıyor ama toplum henüz gerçeği “doyurucu” biçimde öğrenemiyor.

Başbakan’ın dört yıllık müsteşarı, yani 1. adamı rüşvet almak, rüşvet teklif etmek, rüşvet vermekle suçlanıyor, tutuklanıyor…

Merkezi İhale Komisyonu (MİK) Başkanı Salih Canseç, rüşvet ve görevi kötüye kullanma iddialarıyla tutuklanıyor…

İskan komitesi Başkanı Halis Üresin “görevi kötüye kullanmakla” suçlanıyor…

Tüm bu insanlar, Ünal Üstel’in “ekibi” olarak yanıbaşında iş tuttular…

Kısacası; 2025 yılı aslında “yolsuzluk” konusunda KKTC’nin “tavan” yaptığı bir yıl oldu…

O kadar ki; “yolsuzluk” ve kirlenme bir “algı” olarak değil, ete kemiğe bürünmüş bir rezillik olarak üzerimize yapıştı…

Dünyanın “en kirli” son 32 ülkesinden biri olduk…

İşte KKTC’yi bu üç partinin getirdiği düzlem…

Eserinizle gurur duyun…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu