Gelin şimdi siz söyleyin… KKTC’de yarın bayram mı?

Gelin şimdi siz söyleyin… KKTC’de yarın bayram mı?
Çocukluğumuzun bayramları vardı…
Beklemekle güzelleşen, hayal ettikçe büyüyen bayramlar…
Bayram demek, bizim için sadece bir gün değildi. Bir ruh hâliydi. Bir heyecandı. Bir hazırlıktı. En önemlisi de bir umuttu.
Geriye sayım yapardık.
“Bugün arife… yarın bayram…”
O cümlenin içinde bile mutluluk vardı. Çünkü bilirdik…Bayram sabahı yeni ayakkabılarımızı giyeceğiz. Bayramlıklarımızı ilk kez o gün üzerimize geçireceğiz.
Cebimize harçlık girecek. Ve en önemlisi… yüzümüzde eksilmeyen bir gülümseme olacak.
***
Bugün yine arife…
Peki yarın bayram mı? Kâğıt üzerinde evet… Takvimlere göre evet…
Camiler dolacak mı? Büyük ihtimalle evet…Ama mesele orada bitmiyor.
Asıl soru şu: Bayram, insanların yüreğinde hissediliyor mu?
Etrafıma baktım…Sokakta, çarşıda, pazarda… İnsanların yüzünde o eski bayram telaşı yok.
Bir hesap var, ama, mutluluk hesabı değil. Geçim hesabı…
Bir sorgulama yaptım kendi kendime.
Tek ya da iki çocuğu olan… Hane geliri 150 bin TL civarında olan aileler bile zorlanıyor.
Evet, “zorlanıyor”… Belki bir ayakkabı alınmış… Belki bir kıyafet alınmış…
Ama bu, eski bayramların “rahatlığıyla” değil… Sıkılarak… Hesap yapılarak…
“Acaba başka neyi kısarım?” diye düşünülerek yapılmış bir alışveriş.
***
Daha geniş kesimlere bakınca tablo daha ağır…
Çocuklar, bayram sabahını, el öpecekleri anı bekliyor.
İçten içe şunu umuyorlar: Kaç para toplayacağız… Son bayramlar çocuklar için bu bağlamda da hüsran oldu… Nutuklar bayram harçlığı yerine geçse, otursunlar televizyonların karşısına… “Büyüklerden” bayramlık müjdesi beklesinler…
***
Bu bayramda kaç anne -baba çocuğunun gözünün içine gönül rahatlığıyla bakıyor.
İşte asıl mesele burada düğümleniyor. Çünkü bayram sadece bir gün değildir.
Bayram, bir çocuğun yüzündeki ışıktır. O ışık sönüyorsa…Bayram eksiktir.
***
Bölgemizde yaşanan savaş…Savaşın yarattığı ekonomik dalga… Belki doğrudan üzerimize bomba olarak düşmüyor… Ama etkisi cebimize düşüyor. Korku yaratıyor. Dar ve sabit gelirliyi daha da daraltıyor. Orta direği aşağıya çekiyor.
İnsanlar artık sadece bugünü değil, yarını, yarınları da düşünerek yaşıyor.
Böyle bir ruh hâli içinde bayram olur mu?
Olur… Ama eksik olur.
***
Kıbrıs Türk Halkı sadece ekonomik sıkıntı, ekonomik kaygı yaşamıyor. Sevgisizliğin ve saygısızlığın etrafımızda cirit atması her geçen gün artıyor. Yetişkinlere saygı, küçüklere sevgi ile yaklaşmayı bilmeyen, kronik statü hastası insanlar, mayın tarlasındaki mayın gibi beklenmedik yerden insanlarımızın karşısına çıkıyor, ya da ayağına takılıyor.
Bunlar için, ne bayram öncesi var, ne de sonrası..
İnsan ilişkilerinin bozukluğu içinde, bayramda insanların yüzleşmek istemediği insan sayısı, her gün çoğalıyorsa, gelin devamını siz getirin.
***
Bayram namazında camiler dolup taşacak… Camiye gidecek olanların etnik kökenini asla sorgulamak istemem. Bayram namazı sonrası camide bulunanlar tokalaşacak…“İyi bayramlar” denecek…Ama içten içe herkes aynı soruyu soracak: “Bu bayram… gerçekten bayram mı?”
Cevabı zor değil aslında…
Eğer bir çocuk, bayram sabahı aynaya bakıp mutlu olamıyorsa…
Eğer bir baba, çocuğuna mahcup oluyorsa…
Eğer bir anne içten içe “keşke” diyorsa…
O bayram… Sadece takvimde vardır.
Gelin şimdi siz söyleyin…
KKTC’de yarın bayram mı?



