Derviş Doğan

Siyasette Üslup ve Güven Meselesi

Son günlerde kamuoyuna yansıyan bir tartışma, aslında siyasette üslubun ve güvenin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Kudret Özersay’ın, Sibel Tatar’a yönelik siyasete katılım önerisinde bulunduğu iddiası, ardından gelen açıklamalarla farklı bir boyut kazandı.

İddiaların basına yansımasının ardından Halkın Partisi cephesinden gelen tepkiler dikkat çekiciydi. Önce Genel Sekreter Turgut Alas, ardından da parti başkanı Özersay’ın açıklamaları, adeta Sibel Tatar’ın beyanlarını yalanlayan bir çizgide şekillendi. Oysa burada asıl tartışılması gereken, bir teklifin yapılıp yapılmadığından ziyade, bu sürecin nasıl yönetildiğidir.

Siyasette bir isme teklif götürmek son derece doğal bir durumdur. Hele ki bu isim kamuoyunda saygın bir yere sahipse, böyle bir girişim yadırganmamalıdır. Ancak mesele, bu tür temasların ardından sergilenen tavırdır. Kamuoyunun gözünde güven inşa etmek zor olduğu kadar, kaybetmek de bir o kadar kolaydır.

Sibel Tatar’ı yakından tanıyanlar, onun bu tür konularda ciddiyetle hareket ettiğini bilir. Dolayısıyla ortaya koyduğu bir beyanın “asılsız” olduğu yönünde bir izlenim yaratmak, sadece şahsına değil, aynı zamanda kamuoyunun algısına da zarar verir. Bu noktada, siyasilerin daha dikkatli ve yapıcı bir dil kullanması gerektiği açıktır.

Sonuç olarak, bu tartışma bize bir kez daha şunu hatırlatıyor: Siyasette sadece yapılan hamleler değil, o hamlelerin nasıl anlatıldığı ve savunulduğu da en az o kadar önemlidir. Üslup, güvenin temelidir. Ve güven, siyasetin en kıymetli sermayesidir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu