Mutluluk algısı bireyselleşti

Mahkemelere yansıyan rakamlara göre son 5 yılda boşanan 5 bin 105 çiftin bin 522’si 16 yıl ve üzerinde evli olan çiftlerdi. Sosyolog ve Aile Danışmanı Dr. Nihal Salman, bu üzücü tabloyu yorumladı.
Uzun evlilikler bitiyor… Son beş yılda ülkede 5 bin 859 evlilik gerçekleşirken 5 bin 105 çift boşandı. Boşanmalarda en yüksek oran 16 yıl ve üzeri evliliklerde görüldü. Boşanan çiftlerin bin 522’si 16 yıl ve üzeri süredir evliydi. Bu grubu bin 248 çiftle 6-10 yıllık evlilikler, 791 çiftle ise 11-15 yıllık evlilikler takip etti.
“Çocuklar büyüyor ve bireysellik öne çıkıyor”… Sosyolog ve Aile Danışmanı Dr. Nihal Salman, “İnsanlar yıllarca fedakârlık yaptıklarını, çocuklarını büyüttüklerini ve sorumluluklarını yerine getirdiklerini düşünüyor. Bu noktadan sonra ‘Ben de mutlu olmalıyım’ anlayışı öne çıkıyor.” diyerek 16 yıl ve üzeri yıllardaki evliliklerin boşanmayla sonuçlanma oranlarının arttığını söyledi.
Cemre CEMALİ
Ülkemizde evlenen çift sayısıyla boşanan çift sayısı arasındaki fark giderek azalırken mahkeme verileri aile kurumunun karşı karşıya olduğu değişimi bir kez daha ortaya koydu. Son beş yılda ülkede 5 bin 859 evlilik gerçekleşirken 5 bin 105 çift yollarını ayırdı.
Veriler, eskiye kıyasla artık boşanmaların evliliğin ilk yıllarında değil, uzun süreli birlikteliklerde arttığını gösterdi.
Öyle ki 2021-2025 yıllarını da kapsayan son beş yılda boşanan çiftlerin bin 522’si 16 yıl ve üzeri süredir evliydi. Bu grubu bin 248 çiftle 6-10 yıllık evlilikler, 791 çiftle ise 11-15 yıllık evlilikler takip etti.
Ortaya çıkan tabloyu KIBRIS’a değerlendiren Sosyolog ve Aile Danışmanı Dr. Nihal Salman, son yıllarda aile kurumuna verilen toplumsal değerin zayıfladığını, bireysel mutluluk arayışının ise aile birliğinin önüne geçmeye başladığını söyledi.
Uzun süreli evliliklerdeki boşanma oranlarının artmasının bu değişimin önemli göstergelerinden biri olduğunu belirten Salman, çiftlerin sorunlar derinleşmeden profesyonel destek almaları gerektiğini vurguladı.
Salman, evlilik eğitimlerinin yaygınlaştırılmasının ve aile içi iletişimin güçlendirilmesinin birçok evliliğin sağlıklı şekilde sürdürülebilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.
Uzun süreli evlilikler çatırdıyor
Mahkemelerin yayımladığı yıllık faaliyet raporlarına göre 2021-2025 yıllarını kapsayan 5 yıllık sürede ülkemizde 5 bin 859 evlilik gerçekleşirken, 5 bin 105 çift de boşandı.
Boşanmaların evlilik sürelerine göre dağılımına bakıldığında, en yüksek sayı 16 yıl ve üzeri evliliklerde görüldü. Beş yılda boşanan çiftlerin bin 522’si 16 yıl ve daha uzun süredir evliydi. Bunu bin 248 çiftle 6-10 yıllık evlilikler ve 791 çiftle 11-15 yıllık evlilikler izledi.
Ayrıca 277 çift 5 yıllık, 266 çift 4 yıllık, 301 çift 3 yıllık, 337 çift 2 yıllık ve 363 çift ise 1 yıllık evliliklerini sonlandırdı.
Boşanan 5 bin 105 çiftin çocuk sayılarına göre dağılımına bakıldığında, bin 677 çiftin çocuğunun olmadığı görüldü.
Boşanan çiftlerin bin 640’ının bir çocuğu, bin 404’ünün iki çocuğu, 298’inin üç çocuğu, 63’ünün dört çocuğu ve 18’inin beş çocuğu bulunuyordu. Ayrıca altı ve üzeri çocuk sahibi olan beş çift de evliliklerini sonlandırdı.
Salman: 20 yılda tablo tamamen değişti
Sosyolog ve Aile Danışmanı Dr. Nihal Salman, son yıllarda boşanma istatistiklerinde dikkat çekici bir değişim yaşandığını belirterek, geçmişte en fazla boşanmanın evliliğin ilk yıllarında görülürken bugün uzun süreli evliliklerde boşanmaların arttığını söyledi.
Yaklaşık 20 yıl önce dünya genelindeki boşanma verilerini inceleyen sosyologların, en yüksek boşanma oranlarının evliliğin ilk beş yılında gerçekleştiğini gözlemlediğini ifade eden Dr. Salman, “Özellikle ilk yıl boşanmaların en yoğun olduğu dönemdi. Buna karşılık 16 yıl ve üzeri evliliklerde boşanma oranları oldukça düşüktü. Ancak son 20 yılda bu tablo ülkemizde de tamamen değişti.” dedi.
“Mutluluk anlayışı değişti”
Dr. Salman, insanların evliliğe ve mutluluğa bakış açılarının dönüşüm geçirdiğini vurgulayarak uzun yıllar evli kalan bireylerin artık farklı beklentilerle hareket ettiğini kaydetti.
“İnsanlar yıllarca fedakârlık yaptıklarını, çocuklarını büyüttüklerini ve sorumluluklarını yerine getirdiklerini düşünüyor. Bu noktadan sonra ‘Ben de mutlu olmalıyım’ anlayışı öne çıkıyor.” diyen Salman, dünyada olduğu gibi ülkemizde de 16 ve üzeri yani 20, 25 ve hatta 30 yıllık evliliklerin boşanmayla sonuçlanma oranlarının arttığını söyledi.
Dr. Salman, uzun süreli evliliklerde boşanma nedenlerinin ilk yıllardaki boşanmalardan farklı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, şunları söyledi:
“İlk beş yıldaki boşanmalarda kişilik uyumsuzluğu, iletişim sorunları ve anlaşmazlıklar önemli etkenlerdir. Ancak 16 yıl ve üzeri evliliklerde artık yalnızca ‘anlaşamama’ gerekçesinden söz etmek yeterli değildir. Çünkü insanlar bu kadar uzun süre birlikte yaşamış, hayatı paylaşmışlardır. Burada daha çok bireysel mutluluk beklentilerinin öne çıktığını görüyoruz.”
“Ailenin toplumsal değeri değişiyor”
Sosyolog ve Aile Danışmanı Dr. Nihal Salman, geçmişte uzun süreli evliliklerin toplumda bir statü göstergesi olarak görüldüğünü ifade ederek, yıllar geçtikçe aile kurumuna yüklenen anlamın da değiştiğine dikkat çekti:
“Eskiden insanlar ‘Yuvam var, ailem var, çocuklarımızı birlikte büyüttük’ düşüncesiyle toplumsal bir konum elde ederdi. Ailenin devamlılığı önemli bir başarı olarak görülürdü. Bugün ise bireysel mutluluk daha fazla ön plana çıkıyor. Bu durum aileye verilen değerin değiştiğini gösteriyor.”
Dr. Salman, uzun süreli evliliklerin boşanma ile sonuçlanmasında kişilerin “Hayatımın geri kalanını daha mutlu geçirmek istiyorum.” düşüncesi içerisinde olduğunu kaydederek çiftlerin boşanma kararlarında bu düşüncelerin de etkili olduğunu belirtti.
“Çocuk sayısı arttıkça boşanma oranı düşüyor”
Boşanma istatistiklerinde değişmeyen bazı eğilimlerin de bulunduğunu söyleyen Dr. Salman, çocuk sayısı ile boşanma oranı arasında hâlâ güçlü bir ilişki olduğunu kaydetti:
“Çocuk sayısı arttıkça boşanma oranı düşüyor. Hiç çocuğu olmayan ya da yalnızca bir çocuğu bulunan çiftlerde boşanma oranları daha yüksek. Bu durum son 20 yılda değişmedi. Değişen nokta, uzun evliliklerdeki boşanmaların artması oldu. Uzun evliliklerdeki boşanmalar dünyada da arttı ama bizim ülkemizdeki rakamlar kadar olduğunu gözlemlemedim.”
“Boşanmalar örnek alınıyor”
Sosyolog ve Aile Danışmanı Dr. Salman, uzun yıllar süren evliliklerde boşanma kararının sosyal çevreden de etkilendiğini ifade ederek, küçük toplumlarda bu etkinin daha belirgin olduğuna dikkat çekti:
“Biz küçük bir toplumuz. İnsanlar çevrelerinde gördükleri örneklerden etkilenebiliyor. Arkadaşının, komşusunun ya da iş arkadaşının boşandığını gören kişiler kendi sorunlarını daha farklı değerlendirebiliyor. Sosyoloji literatüründe buna sosyal öğrenme ya da model alma davranışı diyoruz.”
“Aldatma eğilimi arttı”
Dr. Salman, son yıllarda yenilik arayışlarının ve aldatma sorunlarının da arttığına dikkat çekerek, ülkemizde yaptığı bir araştırmada kadın ve erkeklerin aldatma eğilimlerinin birbirine eşit düzeyde olduğunu tespit ettiklerini söyledi. Bu durum aile yapısı açısından ciddi bir risk oluşturduğunu ifade eden Dr. Salman, “Kadınların aldatma eğiliminin erkeklerle eşit seviyelere ulaşması, toplumdaki genel aldatma oranlarının yüksek olduğunu gösterir.” ifadelerini kullandı.
“İnsanlar yalnız kalmak için değil, mutlu olmak için boşanıyor”
Boşanma kararlarının temelinde çoğu zaman daha mutlu bir yaşam beklentisinin bulunduğunu belirten Salman, sözlerine şöyle devam etti:
“İnsanlar boşanırken yalnız kalmak için boşanmıyor. 16 ve üzeri evlilikler 50 yaşa yakın ve üzeri yaşlardır. Bu yaşlarda kişiler yeniden mutlu olma, daha iyi bir hayat kurma isteğiyle bu kararı veriyorlar. Uzun süreli evliliklerde çiftler ekonomik alt yapıda hazırlamıştır bu da boşanma sırasında ikiye bölünüyor yani taraflar feragat da ediyor. Evlenmek için iki kişinin onayı gerekirken, boşanmak için tek tarafın istemesi yeterli oluyor.. Bu nedenle bireysel mutluluk arayışının güçlenmesi boşanma oranlarına da doğrudan yansıyor.”
“Boşanma son çare olmalı”
Sosyolog ve Aile Danışmanı, Dr. Nihal Salman, boşanmanın birçok çift tarafından çözüm olarak görüldüğünü ancak bunun sanıldığı kadar kolay bir süreç olmadığını söyleyerek evliliklerde önceliğin her zaman ilişkiyi sürdürmek ve sorunları çözmek olması gerektiğinin altını çizdi.
Boşanmanın son çare olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Salman, “Birçok çift evlilikte karşı tarafın değişmesini bekliyor. Oysa değişim kaçınılmaz olsa da kişinin kontrol edebileceği tek değişim kendi davranışları ve yaklaşımıdır” diyerek bireylerin beklentilerini ve iletişim biçimlerini gözden geçirmelerinin ilişkiler üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini ifade etti.
Dr. Salman, çiftlerin çoğu zaman farkında olmadan birbirlerinden beklenti içerisine girdiklerini, karşılanmayan beklentilerin ise kırgınlıklara dönüştüğünü kaydederek, bu durumun zamanla ilişkiyi yıpratan bir kısır döngü oluşturduğunu söyledi.
“Bazı evlilikler gerçekten sona ermelidir. Ancak bana gelen danışanlarımdan benim gözlemlediğim evliliklerin yüzde 80-90’ı aslında bitmemesi gereken evliliklerdir” diyen Salman, birçok kişinin boşanmayı daha kolay bir yol olarak gördüğünü ancak özellikle çocuklu ailelerde bunun ömür boyu etkileri sürebilen bir süreç olduğuna dikkat çekti.
“Evlilik emek ister”
Dr. Salman, mutluluğun dışarıda aranacak bir şey olmadığını belirterek evliliğin emek isteyen bir kurum olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Mutluluk; eşe sevgi göstermek, ilgi vermek, uyum sağlamak için çaba harcamaktır. Evliliği sürdürmek için emek vermek gerekir. Ancak bu emeğin doğru zamanda, doğru yöntemlerle verilmesi önemlidir.”
Çiftlere evlilik eğitimlerinden yararlanmalarını ve sorunlar büyümeden profesyonel destek almalarını öneren Salman, “Evlilik eğitimleri ve problem odaklı aile terapileri birçok ilişkinin yeniden sağlıklı bir zemine oturmasına katkı sağlayabilir. Boşanma kolay bir yol gibi görünse de sonuçları ve bedelleri yıllarca sürebilen bir süreçtir” dedi.




