Anılarda yolculuk… “AB üyeliği hayal olmaktan çıkmıştır”

Tam 23 yıl önce bugün 27 Haziran 2003’te yazdım, “AB üyeliği hayal olmaktan çıkmıştır” başlıklı yazımı.
Murat Mercan, AKP kurucularından ve o dönem Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi’nde (AKPA) Türkiye Heyeti Başkanıydı. Emekliliğinden önce Tokyo ve Washington büyükelçiliği görevlerinde de bulunmuştu.

Washington’a büyükelçi olarak atanması, ABD ile ilişkilere özel katkı sağlayacağı beklentisiyle olmuştu.
Akademik birikimini siyaset ve diplomasi deneyimiyle birleştirmeyi başaran Mercan, özellikle Türkiye’nin dış politika vizyonunun uluslararası platformlarda anlatılmasında önemli görevler üstlenmişti.. Milletvekilliğinden büyükelçiliğe uzanan kariyeri boyunca sakin üslubu, müzakereye verdiği önem ve sonuç odaklı yaklaşımlarıyla dikkat çekmişti..
İşte 27 Haziran 2003 tarihinde yayımlanan yazım:
***
STRASBOURG – Murat Mercan’la ilk merhabalaşmamız İstanbul Havaalanı’nda THY’nin Strasbourg uçağına binerken oldu.
Üç saatlik yolculuğun sonunda Strasbourg’a indik. Bagajları beklerken bu kez tanışıp ayak üstü sohbet ettik.
Uçakta CTP Milletvekili Kadri Fellahoğlu ile uzun uzun konuştuğunu gözlemiştim.
Mercan’la ilk izlenimim, dış politikada yeni bir arayışa inanmasına karşılık bunu seslendirmede yeterince cesur olamadığı yönündeydi.
Klasik Türk dış politikasının yanlışlarını kabul etmelerine karşılık bunu değiştirmede adımlar çok kararlı gelmiyordu bana.
Yoğun çalışmalar içinde Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi (AKPA) binasında oturup konuştuk.
Sıcak bir sohbetti. Zaman zaman Murat Mercan, ses kayıt cihazını kendi eliyle kapatarak konuşma gereği duysa da benim açımdan oldukça yararlı bir sohbet oldu.
***

Murat Mercan, AKP İstanbul Milletvekili, aynı zamanda genel başkan yardımcılarından biri.
AKP dış politikadaki çizgisinin farklılığını soruyorum önce. Şunları söylüyor Mercan:
“AK Parti iktidara geldikten sonra arayıştan ziyade dış politikada bir dinamizm vardır. Çünkü Türkiye de AB çok önemli bir hedef ise de önceki hükümetler biraz da çok parçalılığın etkisiyle AB konusunda gerekli çabayı önceki hükümetler gösteremedi.
AKP iktidara geldikten sonra dış politikada çok dinamik bir tutum izlendi. Tabii ki Irak savaşında yaşananları bir kenara bırakırsak, AKP Türkiye’nin çıkarlarına uygun çok önemli bir açılım yapmıştır.”
AKP dış politikada deneyimsiz bir görünüm yansıtıyor. Bunu anımsattığım zaman Murat Mercan, “Aslında dış politikada bir deneyimsizliğimiz yok” deyip devam etti. “Şu andaki dışişleri bakanımız uluslararası camiada en çok sevilen dışişleri bakanlarından bir tanesidir. Dünyayı bilen bir insandır. Sayın başbakanımız, parti kurulduktan sonra birçok defalar pek çok ülkenin lideri ile görüştü ve görüşmeye devam ediyor.
Aslında bakacak olursanız bizim en başarılı olduğumuz alan dış politikadır. Kim Türkiye’de hayal edebilirdi ki AB’ye girmek artık mümkün olabilsin. Hayal olmaktan çıksın. AB’den, Avrupa ülkelerinden, devlet başkanlarından, hükümet başkanlarından, meclis başkanlarından, parlamenterlerden çok olumlu sinyaller geliyor. Kim bunları hayal edebilirdi.”
***
AKP Merkez sağ bir parti olmak istiyor. Ancak İslami görüşü hâlâ ağır basıyor. Bu konudaki görüşlerini sorduğum Mercan şu yanıtı veriyordu…
“Bizi İslami yanı ağır basan bir parti olarak nitelemek doğru değil. Biz muhafazakar insanların olduğu, belki bire bir çoğumuzun dindar olduğu, İslami gerekleri yerine getirmeye çalışan bir insanlar topluluğuyuz. Ama biz uluslararası ilişkilerde olsun, devlet yönetiminde olsun laikliği, hukukun üstünlüğünü benimsemiş bir partiyiz.
Yalnız bir şey daha var eğer Avrupa kendisi Hristiyan kulübü olmamayı düşünüyorsa bu konularda da daha hoşgörülü uzlaşmacı daha arayışlar içinde olması lazım. Zannediyorum Irak Savaşı sonrası ortaya çıkan tablo da Avrupa’nın bu arayışlarını göstermektedir.”
Murat Mercan’dan AB’nin Türkiye’ye bakışın nasıl algılandığını da öğrenmek istedim… Mercan’a göre AB, Türkiye ile ilgili düşüncesini tam olarak aşmadı. Ancak pozitif yaklaşım ağır basıyor.
İşte bu konuda Mercan’ın söyledikleri:
“AB, Türkiye ile ilgili olarak ikilem arasında gidip gelmektedir. Bunlardan bir tanesi Türkiye’nin stratejik ve toplumsal olarak vazgeçilmezliği, çok önemli olması ve Türkiye’nin entegre olmasıyla Avrupa’nın kanacağı şeyler. Bu yaklaşım AB’de Türkiye lehine yaklaşımı besliyor.
İkincisi ise Avrupa, Türkiye’nin gerek kültürel gerek ekonomik durumuyla Avrupa’ya ne kadar entegre olabileceği konusunda net bir yargıya sahip değildir. Yani ben Avrupa’nın Türkiye’yle ilgili yüzde yüz olumlu karar verdiği kanaatinde değilim.
Şu anda ağır basan pozitif yaklaşımdır. İkili ilişkilerimizin şu an için çok olumlu olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.”
AKP tüm kadrolarıyla 3 Kasım 2002 tarihinden beri siyaset sahnesinde… Neler yaşadıklarını sordum… Bir an durup yanıtını verdi.
“Üç Kasım’dan bu yana gerek Avrupa Konseyi’nde, gerek Amerika, gerekse İngiltere’de yaptığımız tüm çalışmalarda şunu gördük: Avrupa’nın Türkiye’ye olan ilgisi artmıştır. Bu ilginin uzun vadede nasıl bir Türkiye-AB ilişkileri şekillendireceği yönünde şu anda bir şey söylememiz kolay değil. Şu andaki havayı söyleyebilirim. Olumlu bir hava var. Herkes Türkiye’yi almak istiyor. O nedenle Türkiye’nin ev ödevlerini yapması konusunda çok hassaslar. Ama kesin olan eskiden var olan negatif tutum, yerini pozitif bir duruma bırakmıştır.” (27 Haziran 2003 – KIBRIS)




