Kıbrıs Sorunu Diplomatik Yanılgı Durumuna Dönüşmüştür…

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’in iki günlük Kıbrıs macerasının ilk yarısı tamamlandı.
Kısa süren bu yarı da bir kez daha göstermiştir ki Birleşmiş Milletler açısından Kıbrıs sorunu tamamen bir diplomatik yanılgı haline dönüşmüştür.
Diplomatik yanılgı, devletlerin ya da liderlerin dış politika süreçlerinde karşı tarafın niyetlerini, gücünü veya tepkilerini yanlış okuması, olayları kendi istedikleri gibi yorumlayarak gerçekçi olmayan stratejik kararlar alması durumudur.
Temel özelliklerini gerçekten kopma, yanlış hesaplama ve beklenti uyuşmazlığı oluşturur.
Tüm bunlar Birleşmiş Milletler’in 60 yılı aşan Kıbrıs politikasının tüm hatlarında var.
Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs’ta barış ve güven ortamını kendisinin sağladığı yanılgısı tam bir gerçekten kopma durumudur.
Kıbrıs Türk tarafının ambargo ve izolasyonlardan bezerek pes edeceğini ve karşı tarafın tüm şartlarına koşulsuz evet diyeceğini düşünmek tam bir yanlış hesaplama durumudur.
Rum tarafının en azından belli bir toprak parçasını ve yönetimde de temsili bir oranı Kıbrıs Türk Halkı ile paylaşacağını beklemek de tam bir beklenti uyuşmazlığı durumudur.
Birleşmiş Milletler gerçekten kopmuştur, çünkü Kıbrıs’ta barış ve güven ortamı 1974’ten beridir Türk Silahlı Kuvvetleri’nin varlığı ile sağlanmıştır.
Birleşmiş Milletler yanlış hesaplama yapmıştır, çünkü Kıbrıs Türkü en zor koşullar altında bile Kıbrıs’taki varlığını sürdürmeye kararlıdır.
Birleşmiş Milletler beklenti uyuşmazlığı içerisindedir, çünkü Rum tarafı en küçük parçayı dahi paylaşmak niyetinde hiç olmamıştır.
Genel Sekreter Guterres geldi, gördük.
“ortaya koyacağınız tüm çabalara desteğimiz sürecektir” dedi.
Yani, “siz çalışın biz destek verelim” dedi.
Son derece de doğal bir durum.
Birleşmiş Milletler etkin rol oynamayı tam 20 yıl önce bırakmıştır.
Annan Planı referandumunda alınan sonuç Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs konusundaki başarısızlığının vesikası olmuştur.
Artık belgelidir.
Sonradan bugünün kahramanı Guterres tarafından denenmiş olan Crans Montana da bu belgenin tasdiklenmesi durumudur.
Gelinen noktada BM Genel Sekreteri’nin takınmış olduğu basık duruş da göstermektedir ki artık bu konuyu farklı boyutta ele alma zamanı gelmiştir.
Birleşmiş Milletler zaten fiili olarak Kıbrıs sorununda devre dışı kalmıştır.
Uzun bir zaman oluyor.
Bu devre dışılık durumunun resmileşmesi ve BM’nin Kıbrıs konusundan çekildiğini açıklaması zamanı gelmiştir.
Kıbrıs’ta eğer gerçekten bir anlaşma isteyen iki taraf da varsa bu taraflar BM olmadan da bir araya gelebilmelidir.
Birisinin gelip de arkadan iteklediği durumlarda neler olduğunu geride kalan 60 yıllık sürede çok farklı versiyonlarda izledik.
Ve artık doyduk.
Kıbrıs’ta artık bağımsız müzakereler dönemine geçilmelidir.
İşte o zaman kimin bir anlaşma istediği kimin istemediği de gayet net görünecektir.


