DünyaKıbrıs

“BM Genel Sekreteri somut sonuçlar almaya kararlı şekilde Kıbrıs’a geliyor”

 

Philenews in haberine göre “Antonio Guterres ‘tehlikeyi görmezden gelmiyor’ ve Kıbrıs sorunundaki mevcut durumu çok iyi biliyor. Bununla birlikte, önümüzdeki çarşamba günü adadaki temaslarını tamamladığında açıklamak için somut sonuçlar elde etme konusunda kararlıdır.

Philenews’ün perde gerisinde yaşananlar hakkında bilgi sahibi kaynaklardan edindiği bilgilere göre BM Genel Sekreteri’nin hedefi bir ‘Guterres artı’ çerçevesine ulaşmak. Yani, kendisinin dokuz yıl önce Crans-Montana’da iki tarafın önüne koyduğu çerçevenin de ötesine geçen bir şey.

Genel Sekreter’in niyetleri ve misyonunun başarı olasılıkları önümüzdeki pazartesi günü daha net bir şekilde ortaya çıkacak.

Maria Angela Holguin, Guterres’in gelişini hazırlamak üzere Lefkoşa’ya gelecek. Edindiğimiz bilgilere göre, BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi önümüzdeki pazartesi sabahı Başkanlık Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile bir görüşme gerçekleştirecek.

Hristodulidis – Holguin görüşmesi büyük önem taşıyor, zira bu görüşmede şunlar netlik kazanacak:

Birincisi, Türkiye’den olumlu bir yanıt alıp almadığı ve bunun Guterres’e gayriresmî bir çoklu konferansa doğru ilerleme ivmesi kazandırıp kazandırmayacağı.

İkincisi, BM Genel Sekreteri’nin adaya gönderdiği heyetin amacı netleşecektir. Tabii ki, heyetin başındaki kişinin Antonio Guterres’in niyetlerini yeterince biliyor olması şartıyla.

 

Phileleftheros’un edindiği bilgilere göre, Ulusal Konsey’deki tartışmalardan çıkan sonuç, Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’in BM Genel Sekreteri ile yapacağı görüşmelere tüm olasılıkları açık tutarak gideceği yönündedir. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı, siyasi parti liderlerinin huzurunda, Kıbrıs Rum tarafının değişmez pozisyonlarının dayandığı ilkelerden sapan hiçbir şeyi kabul etmeye niyetli olmadığını açıkça belirtti.

Nikos Hristodulidis’in belirlediği ve gerek BM ile temaslarında gerekse bir dizi kamuoyu açıklamasında net bir şekilde dile getirdiği dün Ulusal Konsey’de de yinelediği ilk hedeflerden biri, uzlaşıların teyit edilmesi ve Kıbrıs sorunundaki müzakerelerin kaldığı yerden devam etmesidir.

Lefkoşa açısından, Genel Sekreter’in sonuç alınacağı kesinleşmeden Kıbrıs sorununu yeni bir uluslararası konferansa taşımak istemeyeceği yeterince açıktır. Aynı zamanda, müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik bir konferansın toplanması Lefkoşa için hedef olmaya devam etmektedir.

Ankara ne elde edebilir?

Hem BM hem de AB Kıbrıs sorununda ve Türkiye-AB gündemindeki bazı konularda ilerleme sağlanabileceğini düşünüyor. Edindiğimiz bilgilere göre, Türkiye-AB ilişkilerinde olumlu adımların atılabileceği başlıca başlıklardan biri, Gümrük Birliği’nin güncellenerek yükseltilmesidir.

Ancak Avrupa Birliği, Antonio Costa ve Ursula von der Leyen’in Hakan Fidan ile yaptığı görüşmede, Türkiye-AB ilişkilerinde ilerleme sağlanabilmesi için öncelikle Kıbrıs sorununda ilerleme kaydedilmesi gerektiğini net bir şekilde ifade etti.

Öte yandan Ankara, NAVTEX gibi somut adımlarla BM Genel Sekreteri’nin bu misyonunu kolaylaştırmaktan ziyade gerilimi tercih ettiğini gösteriyor.

‘Sivil Toplum’ sıkıntısı

BM Genel Sekreteri’nin, iki liderle yapacağı görüşmelerin dışında, gerçekleştireceği üç temas alanından biri ‘sivil toplum’ ile olacak, diğer ikisi ise Kayıp Şahıslar Komitesi ve teknik komitelerle planlanıyor. Antonio Guterres’in bu adımı ve siyasi partileri dışarıda bırakmış olması siyasi çevrelerde rahatsızlık yaratıyor.

Dünkü Ulusal Konsey toplantısının içeriğini yakından bilen kaynaklardan öğrenildiğine göre, siyasi parti liderlerinin tamamı, BM’nin partileri devre dışı bırakmasından duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Anlaşılan o ki, Guterres’in ziyareti sırasında da BM tarafından Holguin olayındaki temas formülünün aynısı uygulandı. Parti liderlerinin Ulusal Konsey içindeki değerlendirmelerinden, Genel Sekreter’in Kişisel Temsilcisi ile yaptıkları görüşmelerde bu tür temaslara partilerin de dahil edilmesi gerektiğini vurguladıkları anlaşıldı. Aynı zamanda partilerin Kıbrıs toplumunun kendi içindeki rolüne de dikkat çektiler.

Ancak daha genel bir çerçevede, gerek Guterres’in ziyareti gerekse Holguin’in adadaki temasları sırasında İşgal Altındaki Belediyeler Birliği veya göçmen dernekleri gibi örgütlü yapıların neden hiçbir şekilde davet edilmediği sorusu gündemdeki yerini koruyor.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu