Derviş DoğanYazarlar

Hiç  Ama Hiç İyi Değiliz…

Üç Hatta uzun zamandır iyi olmadığımızı hepimiz biliyoruz.

Bu ülkede yaşayan insanlar, artık hayatlarının ne zaman, nerede ve hangi ihmaller zincirinin ortasında tehlikeye gireceğini bilmeden yaşıyor.

Trafikte, havada, denizde…

Nereye baksak aynı tablo karşımıza çıkıyor:

Plansızlık, denetimsizlik, başıboşluk, koordinasyonsuzluk ve standartların yokluğu…

Ve bunun bedelini ne yazık ki rakamlarla değil, canlarımızla ödüyoruz.

Yıllardır nüfusumuza oranla kabul edilemeyecek kadar yüksek sayıda ölümlü trafik kazası yaşanıyor. Her kazadan sonra aynı cümleleri duyuyoruz.

“Önlem alınacak.”

“Denetimler artırılacak.”

“Gerekli düzenlemeler yapılacak.”

“Çalışmalar devam ediyor.”

Ama yıllar geçiyor, kazalar devam ediyor, insanlar ölmeye devam ediyor.

Peki değişen ne?

Değişen pek bir şey yok!

Çünkü yol güvenliği hâlâ gerçek anlamda bir devlet politikası haline getirilemedi.

Yıllardır yapılan uyarılar, uzmanların söyledikleri, yaşanan kazalar ve kaybedilen hayatlar yeterince dikkate alınmadı.

Ta ki yeni bir canımızı kaybedene kadar…

Sonra birkaç gün boyunca konuşuyoruz.

Açıklamalar yapılıyor.

Başsağlığı mesajları yayınlanıyor.

“Gerekli inceleme başlatılmıştır” deniliyor.

Sorumlulardan hesap sorulacak deniyor.

Bir süre sonra gündem değişiyor.

Ve hayat devam ediyor.

Ama herkesin hayatı aynı şekilde devam etmiyor.

Çünkü bazı aileler için hayat, kaybettikleri evlatlarının, eşlerinin, anne veya babalarının ardından bir daha asla eskisi gibi olmuyor.


Şimdi denizlerde yaşanan acı olaylarla bir kez daha aynı gerçekle yüzleşiyoruz.

Girne açıklarında yaşanan felaket, yalnızca denizde meydana gelmiş talihsiz bir olay olarak görülmemeli.

Elbette olayın tüm teknik ve hukuki boyutları bağımsız ve şeffaf biçimde araştırılmalı.

Ancak asıl sormamız gereken soru şudur:

Biz neden her felaketten sonra harekete geçiyoruz da, felaket yaşanmadan önce gerekli tedbirleri almıyoruz?

Devlet yönetmek, yalnızca olay olduktan sonra açıklama yapmak değildir.

Devlet yönetmek, olmadan önce görmektir.

Riskleri tespit etmek, denetlemek, uyarmak, önlem almak ve gerektiğinde sorumluluk üstlenmektir.

Üstelik yalnızca karada ve denizde değil, havada da benzer uyarılar yükseliyor.

Ercan Havalimanı’nda görev yapan hava trafik kontrolörlerinin uzun süredir dile getirdiği sorunlar varsa, bunların görmezden gelinmesi kabul edilebilir değildir.

Personel yetersizliği…

Yoğun çalışma temposu…

Yorgunluk…

Tükenmişlik…

Çalışma koşulları…

Bunların tamamı doğrudan uçuş güvenliği ile ilgilidir.

Hava trafik kontrolü, “idare ederiz” denilebilecek bir alan değildir.

Bir saniyelik dikkatsizliğin, bir dakikalık gecikmenin veya yetersiz personelle sürdürülen bir sistemin bedeli çok ağır olabilir.

Bu nedenle yetkililerin görevi, “henüz bir şey olmadı” demek değil;

“Bir şey olmadan önce ne yapmalıyız?”

sorusuna cevap vermektir.

Artık bir şeyleri değiştirmek zorundayız.

Çünkü bu ülkenin insanları sürekli korkuyla yaşamak istemiyor.

Çocuğunu okula gönderirken,

eşini işe uğurlarken,

yakını uçağa binerken,

denize açılırken,

aracına binerken,

“Acaba bugün başımıza bir şey gelir mi?” diye düşünmek istemiyor.

Bu normal değildir.

Bir toplumun en temel beklentisi, güven içinde yaşayabilmektir.

Ve devletin en temel görevi de vatandaşının can ve mal güvenliğini sağlamaktır.

Bunun adı lütuf değildir.

Artık başsağlığı mesajlarının ötesine geçmenin zamanı geldi.

Artık “gerekli inceleme yapılacaktır” cümlesinin arkasına saklanmanın zamanı geçti.

Artık göstermelik tedbirlerle, günü kurtaran açıklamalarla bu meseleleri geçiştiremeyiz.

Biz ihmal değil sorumluluk istiyoruz.

Sessizlik değil hesap verebilirlik istiyoruz.

Göstermelik önlemler değil, gerçek denetim ve gerçek güvenlik istiyoruz.

Verilen sözleri değil, uygulanan politikaları görmek istiyoruz.

Başsağlığı mesajlarını değil, hayat kurtaran kararları bekliyoruz.

Ve en önemlisi…

Bu ülkede yaşayan hiç kimse, yarın başına ne geleceğini bilmeden yaşamak zorunda değildir.

Çünkü devletin görevi yalnızca felaketlerden sonra yas tutmak değildir.

Devletin görevi, insanlarını felaketlerden önce korumaktır.

Artık bunun gereğini yapın.

Çünkü bizim kaybedecek bir canımız bile daha yok.

Hiç iyi değiliz!

Ve artık bunu sadece söylemek değil, değiştirmek zorundayız.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu