Hasan HastürerYazarlar

İhtiyacımız, siyaseti çözüm üretmenin aracı yapmaktır…

30 Ağustos’ta yaşadığımız deniz faciasının üzerinden 10 gün geçti.
On gün  geçti ama yara kapanmadı. Kapanacak gibi de değil. Hâlâ kayıp olarak anılan, akıbeti netleşmemiş insanlarımız var.
“İnsanlarımız” diyorum.
Çünkü acının pasaportu olmaz.
Acının milliyeti olmaz.
Acı kapıyı çaldığı zaman insanı insan olarak görürüz. Bizim kültürümüzün belki de en güçlü yanlarından biri budur. Ama yalnızca üzülmekle, yalnızca başsağlığı dilemekle, yalnızca birkaç gün yüksek sesle konuşmakla bu iş bitmez.
Eğer gerçekten bir daha böylesi facialar yaşamak istemiyorsak, önce kendimize şu soruyu sormamız gerekir: Biz neyi eksik yaptık?
Kurallar mı eksikti?
Denetim mi yapılmadı?
Yapıldıysa gereği mi yerine getirilmedi?
Kim, hangi sorumluluğu taşıyordu?
Bu soruların üstü örtülürse, birkaç hafta sonra gündem değişir, acı sahipleri acılarıyla baş başa kalır, sistem de hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam eder. İşte asıl tehlike budur.
***
Şimdi bir geçiş dönemindeyiz.
Bu dönemde çok dikkatli olmamız gereken bir başka konu da deniz taşımacılığının tamamını suçlu sandalyesine oturtmamaktır.
Hele KKTC kökenli deniz taşımacılığını topyekûn itibarsızlaştırmak, güvenilmez ilan etmek, sonunda da sektörün tasfiyesine kapı aralamak büyük yanlış olur.
Yanlış yapan kimse bedelini ödeyecek. Eksik varsa giderilecek.
Gemiler, şirketler, limanlar, kurumlar denetlenecek.
Gerekirse denetleyenler de denetlenecek.
Ama bunu yaparken denizcilikle ulaşım sektörü – özel de olsa- geçmişte KTHY’de olduğu gibi yok olma sürecine sokulmayacak.  Böyle bir tehlike mi var? Ben, gün gele geç kalmış olabilirim diye yazıyorum.
***
Kendi kurumsal yapımızda eksiklik varsa, bunu da açıkça kabul edeceğiz.
İhtiyaç duyulursa Türkiye ile eşgüdüm içinde denetim sistemimizi yeniden kuracağız.
Çünkü biz kendi evimizin önünü temizlemezsek, yarın KKTC çıkışlı gemiler en yakın Türkiye limanlarında bile kuşkuyla karşılanır.
“Sabıkalı gemi”, “sabıkalı şirket”, sonunda “sabıkalı sektör” algısı oluşur.
Algı bir kez yerleşti mi onu silmek, bir rapor yazmak kadar kolay olmaz.
***
Bir adada yaşıyoruz. Deniz ulaşımı bizim için seçenek değil, zorunluluktur. Yolcu taşımacılığında hava yolu güçlü bir alternatiftir. Ama yük taşımacılığında aynı şeyi söyleyemezsiniz.
Deniz taşımacılığı ciddi biçimde aksarsa yalnız liman durmaz.
Market rafı etkilenir.
Akaryakıt etkilenir.
İnşaat etkilenir.
Üretim etkilenir.
Sanayi etkilenir.
Ticaret etkilenir.
Kısacası hayat etkilenir.

Faciadan sonra her yazımda aynı şeyi söyledim. Acı üzerinden siyaset yapılmasın. Acı değnek yapılıp birilerinin kafasına vurulmasın. Bunu televizyonda da söyledim, radyoda da.
Ama siyaset susmayacak.
Tam tersine, şimdi siyaset konuşacak.
Ama koltuk için değil.
Parti çıkarı için değil.
Rakibini ezmek için hiç değil.
Kuralları düzeltmek, denetimi güçlendirmek, eksikleri gidermek, insan hayatını korumak için siyaset yapılacak.
***
Kişisel çıkar için siyaseti kullanmak başka, siyaseti çare üretmek için kullanmak başkadır.
Bugün ihtiyacımız acıyı, siyasi değnek yapmak değil, siyaseti, çözüm üretmenin aracı yapmaktır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu