Derviş DoğanYazarlar

Barış’ı Liderlerden Önce Halk İnşa Edebilir

Güven artırıcı önlemler denildiğinde gözümüzü hemen liderlere, müzakere masalarına ve siyasi kararlara çeviriyoruz.

Oysa bazen barış için atılması gereken ilk adımın bir liderin kaleminden çıkması, bir hükümetin kararıyla alınması ya da bir müzakere masasının sonucunda ortaya çıkması gerekmiyor.

Bazen bir insanın cesareti, bir toplumun önüne geçmeye yeter.

Çünkü barış yalnızca anlaşmalarla kurulmaz.

Barış, önce insanların birbirine bakışını değiştirmesiyle başlar.

Kıbrıs’ta yıllardır liderlerin ne söylediğini, hangi kelimeyi kullandığını, hangi haritayı masaya koyduğunu, hangi kırmızı çizgiyi savunduğunu tartışıyoruz.

Oysa hayat bize başka bir şey söylüyor:

Toplumlar hazırsa liderler de değişmek zorunda kalır.

Güven artırıcı önlemler ille de liderlerin karşılıklı imzasını beklemek zorunda değildir.

Kıbrıs’ın kuzeyinde ve güneyinde yaşayan insanlar, karşı tarafı yalnızca siyasi söylemlerden ibaret görmeyi reddederek kendi aralarında köprüler kurabilir.

Bir iş insanı ticaret yaparak…

Bir öğrenci arkadaşlık kurarak…

Bir sporcu aynı sahayı paylaşarak…

Bir sanatçı aynı sahnede buluşarak…

Bir vatandaş karşı taraftaki komşusunun acısını kendi acısı gibi hissederek…

Bunların her biri aslında küçük görünen ama büyük anlam taşıyan güven artırıcı adımlardır.

Çünkü barış, yalnızca liderlerin birbirine güvenmesi değildir.

Barış, toplumların birbirinden korkmamayı öğrenmesidir.

İşte bu nedenle Stelios’un attığı adımı önemsiyorum.

Belki birileri bunu küçük bir hareket olarak görebilir.

Ben öyle görmüyorum.

Çünkü Kıbrıs’ın ihtiyacı olan şey tam da budur:

Klişelerin dışına çıkabilen, karşılıksız adım atabilen, “önce onlar yapsın” demeyen insanlar…

Stelios’u bu cesareti nedeniyle kutluyoruz.

Çünkü karşılık beklemeden atılan her olumlu adım, aslında karşı tarafa bir mesajdır:

“Senden korkmuyorum. Sana düşman olmak istemiyorum. Birlikte daha iyi bir gelecek mümkün.”

Ve belki de liderlerin yıllardır başaramadığı şeyi toplumların kendisi başarabilir.

Liderler, toplumların önünde yürüyebilir.

Ama bazen toplumlar liderlerin önüne geçer ve onlara yolu gösterir.

Kıbrıs’ta gerçek güven artırıcı önlemlerin en değerlisi de belki budur.

Birbirimizi beklememek…

Birbirimizden ilk adımı beklememek…

“Önce onlar ne yapacak?” dememek…

Çünkü barışın kazandıracağı hayatı görebilen insanlar, barışı yalnızca müzakere masasında beklemez.

Barış için yaşar, barış için davranır ve barışın mümkün olduğunu kendi hayatlarıyla gösterir.

Belki de liderlerin ihtiyacı olan şey yeni bir müzakere formülü değil, toplumların onlara vereceği bu cesur mesajdır:

“Biz hazırız. Siz de hazır olun.”

Stelios’u bir kez daha kutluyoruz.

Çünkü bazen tarih, büyük kararlarla değil, küçük ama cesur bir insanın attığı adımla değişmeye başlar.

Güven artırıcı önlemler denildiğinde gözümüzü hemen liderlere, müzakere masalarına ve siyasi kararlara çeviriyoruz.

Oysa bazen barış için atılması gereken ilk adımın bir liderin kaleminden çıkması, bir hükümetin kararıyla alınması ya da bir müzakere masasının sonucunda ortaya çıkması gerekmiyor.

Bazen bir insanın cesareti, bir toplumun önüne geçmeye yeter.

Çünkü barış yalnızca anlaşmalarla kurulmaz.

Barış, önce insanların birbirine bakışını değiştirmesiyle başlar.

Kıbrıs’ta yıllardır liderlerin ne söylediğini, hangi kelimeyi kullandığını, hangi haritayı masaya koyduğunu, hangi kırmızı çizgiyi savunduğunu tartışıyoruz.

Oysa hayat bize başka bir şey söylüyor:

Toplumlar hazırsa liderler de değişmek zorunda kalır.

Güven artırıcı önlemler ille de liderlerin karşılıklı imzasını beklemek zorunda değildir.

Kıbrıs’ın kuzeyinde ve güneyinde yaşayan insanlar, karşı tarafı yalnızca siyasi söylemlerden ibaret görmeyi reddederek kendi aralarında köprüler kurabilir.

Bir iş insanı ticaret yaparak…

Bir öğrenci arkadaşlık kurarak…

Bir sporcu aynı sahayı paylaşarak…

Bir sanatçı aynı sahnede buluşarak…

Bir vatandaş karşı taraftaki komşusunun acısını kendi acısı gibi hissederek…

Bunların her biri aslında küçük görünen ama büyük anlam taşıyan güven artırıcı adımlardır.

Çünkü barış, yalnızca liderlerin birbirine güvenmesi değildir.

Barış, toplumların birbirinden korkmamayı öğrenmesidir.

İşte bu nedenle Stelios’un attığı adımı önemsiyorum.

Belki birileri bunu küçük bir hareket olarak görebilir.

Ben öyle görmüyorum.

Çünkü Kıbrıs’ın ihtiyacı olan şey tam da budur:

Klişelerin dışına çıkabilen, karşılıksız adım atabilen, “önce onlar yapsın” demeyen insanlar…

Stelios’u bu cesareti nedeniyle kutluyoruz.

Çünkü karşılık beklemeden atılan her olumlu adım, aslında karşı tarafa bir mesajdır:

“Senden korkmuyorum. Sana düşman olmak istemiyorum. Birlikte daha iyi bir gelecek mümkün.”

Ve belki de liderlerin yıllardır başaramadığı şeyi toplumların kendisi başarabilir.

Liderler, toplumların önünde yürüyebilir.

Ama bazen toplumlar liderlerin önüne geçer ve onlara yolu gösterir.

Kıbrıs’ta gerçek güven artırıcı önlemlerin en değerlisi de belki budur.

Birbirimizi beklememek…

Birbirimizden ilk adımı beklememek…

“Önce onlar ne yapacak?” dememek…

Çünkü barışın kazandıracağı hayatı görebilen insanlar, barışı yalnızca müzakere masasında beklemez.

Barış için yaşar, barış için davranır ve barışın mümkün olduğunu kendi hayatlarıyla gösterir.

Belki de liderlerin ihtiyacı olan şey yeni bir müzakere formülü değil, toplumların onlara vereceği bu cesur mesajdır:

“Biz hazırız. Siz de hazır olun.”

Stelios’u bir kez daha kutluyoruz.

Çünkü bazen tarih, büyük kararlarla değil, küçük ama cesur bir insanın attığı adımla değişmeye başlar.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu