Hakan Fidan, TC devletinin, yürüyen kozmik odalarından biridir…

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın önceki gün Bakü’de Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile düzenlediği basın toplantısını baştan sona televizyondan izledim.
İzlerken fark ettim… Şimdiye kadar Hakan Fidan’ın hiçbir basın toplantısını bu kadar dikkatle ve sonuna kadar izlememişim.
Hakan Fidan denildiği zaman akla öncelikle Millî İstihbarat Teşkilatı gelir. Kolay değil… Yaklaşık 13 yıl MİT’in başında bulundu. Dolayısıyla ismi; güvenlik, istihbarat ve devletlerin kamuoyuna açıklanmayan derin faaliyetleriyle birlikte anılıyor.
Doğruya doğru…
Dışişleri Bakanlığına getirildiği zaman bu tercihi ben de bir miktar sorgulamıştım. Çünkü klasik anlamda Hariciye kökenli bir bürokrat değildi. Hakkında genel bir bilgiye sahiptim ama ayrıntılı özgeçmişini bildiğimi söyleyemezdim.
Basın toplantısının ardından eksik bilgilerimi tamamlamak için bilgisayarın başına geçtim, yapay zekâya yalın bir soru sordum: “Hakan Fidan kimdir?”
Karşıma yalnızca “Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanıdır” yanıtının çıkmasını elbette beklemiyordum. Nitekim beklediğimden daha zengin bir özgeçmişle karşılaştım.
Asker kökenli… Yurtdışında NATO görevi sırasında, University of Maryland University College’da Siyaset ve Yönetim Bilimi alanında lisans eğitimini tamamladı. Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde yüksek lisans ve doktora yaptı. TSK’deki hizmetinin ardından akademik çalışmalara yöneldi… Hacettepe ve Bilkent üniversitelerinde uluslararası ilişkiler dersleri verdi.
TİKA Başkanlığında, Başbakanlıkta ve MİT’te görev üstlendi.
Yani Dışişleri Bakanlığı koltuğuna gökten inmemiş.
***
Basın toplantısını izlerken, Fidan’ın geçtiği yollarla bugün oturduğu makam arasındaki ilişkiyi düşündüm. Düşüncem beni daha genel bir soruya götürdü…
Hangi ülkelerde Dışişleri Bakanlığı çok daha önemlidir?
Uluslararası sorunları bulunan ülkelerde… Çevresindeki gelişmeler bölgeyi ve dünyayı etkileyen ülkelerde… Coğrafi ve stratejik konumu, büyük güçlerin hesaplarını üzerine çeken ülkelerde… Uluslararası kimliğinin, uluslararası etkinliğinden geçtiğini bilen ülkelerde…
Türkiye bütün bu tanımlamaların içindedir.
Böyle bir ülkenin dış politikası yalnızca diplomatik nezaketle yürütülemez. Diplomasi bilgisine askerî kültür, güvenlik anlayışı, derin istihbarat birikimi ve güçlü bir tarih okuması da eklenmelidir.
***
Yalın bir söz vardır:
“Adama göre iş değil, işe göre adam…” Görünen o ki Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ekibini oluştururken bu prensiple hareket ediyor.
Hakan Fidan’ın gittiği yerlerde, doğudan batıya farklı ülkelerin temsilcileri tarafından dikkatle dinlenmesinde sahip olduğu bu birikimin önemli payı vardır. Abartılı bulunabilir ama benim gözümde Fidan, Türkiye Cumhuriyeti devletinin yürüyen kozmik odalarından biridir.
Siyasete tepeden inmiş bir isim değildir. Devletin farklı katlarında görev yaparak, deneyim biriktirerek bugünkü noktaya gelmiştir. Kabinenin en özellikli ve en güçlü birikime sahip bakanlarından biri olarak nitelenebilir.
İskandinav ülkelerinden çok iyi yetişmiş bir diplomatı getirip Türk vatandaşı ve ardından Dışişleri Bakanı yapsanız bile Türkiye’nin güvenlik kaygılarını, çevresindeki ateş çemberini ve devlet hafızasını Hakan Fidan kadar bilmesi mümkün değildir.
***
Bugün Millî Savunma Bakanlığı makamında eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler’in, Dışişleri Bakanlığında ise eski MİT Başkanı Hakan Fidan’ın bulunması tesadüf değildir. Bu, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu koşulların şekillendirdiği bir tercihtir.
Ve bu seçimler aslında bir yerde de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderlik ve vizyonunun göstergesidir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hakan Fidan’dan kolay kolay vazgeçeceğini sanmıyorum. Ancak günün birinde görev değişikliği yaşanırsa, mevcut MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın adı Dışişleri Bakanlığı için güçlü bir ihtimal olarak gündeme gelebilir.
Bu yalnızca bir öngörüdür.
Kesin olan şudur: Günümüzde diplomasi, yalnızca iyi konuşmak değil, masaya oturmadan önce masadaki herkesin elindeki kartları bilmektir.
***
Son bir ekleme… Dünyadaki gelişmeler Büyükelçilerde aranan özelliklerin de yeniden belirlenmesine neden olacağa benziyor… Mektepli hariciyeciler, en donanımlar elde edemezse görev yerlerini, asker ya da MİT kökenliler önde olmak üzere farklı meslek kökenli insan kaynaklarına kaptıracaklar.
ABD’de kritik büyükelçi atamalarına baktığımız zaman ne demek istediğim daha kolay anlaşılır.




