Derviş DoğanYazarlar

Sorun Kurumların Çatısı Değil, Denetimin Kendisi

Limanlar ve denizcilik…

Birbirinden bağımsız düşünülebilecek iki alan mı?

Yoksa deniz güvenliği, gemilerin teknik yeterliliği, liman operasyonları, denetimler, seyir emniyeti ve uluslararası kurallar açısından birbirini tamamlayan, entegre biçimde yönetilmesi gereken iki alan mı?

Tam da buradan sormak gerekiyor:

AB ülkeleri dahil, hangi ülkede limanlar ile denizcilik otoriteleri birbirinden tamamen ayrı ve kopuk iki yapı olarak konumlandırılmıştır?

Eğer böyle bir model öneriliyorsa, bunun gerekçesi nedir?

Amaç nedir?

Kurumları birbirinden ayırdığınızda hangi sorun çözülecek?

Daha da önemlisi, kurumları ayırmanın kazaların önüne geçeceğinin garantisi var mı?

Bunun garantisini kim verecek?

Hatta bunu bir siyasi parti önerisi olarak ortaya koyuyorsanız, “Bu yapısal değişiklikle kazalar önlenecektir” garantisini parti olarak verebiliyor musunuz?

Elbette hiçbir ülkede kurumların doğru yapılandırılması önemsiz değildir. Organizasyon şemaları, görev tanımları ve yetki paylaşımı önemlidir.

Ancak deniz kazalarının temel nedeni her zaman kurumların aynı çatı altında veya farklı çatılar altında bulunması değildir.

Asıl mesele çoğu zaman çok daha yalındır:

Denetim yapılıyor mu?

Yasalar uygulanıyor mu?

Uluslararası denizcilik kurallarına gerçekten uyuluyor mu?

Gemilerin teknik durumları, bakım ve onarımları, güvenlik sistemleri ve sefer yeterlilikleri gerektiği gibi kontrol ediliyor mu?

Kurallara uymayanlara caydırıcı yaptırım uygulanıyor mu?

Ve belki de en önemlisi:

Mevcut yasalar, cezalar ve denetim mekanizmaları bugünün denizcilik gerçeklerine cevap verebilecek durumda mı?

Sorun burada.

Kurumların tabelasını değiştirmek, yetkileri başka bir binaya taşımak veya iki kurumu birbirinden ayırmak tek başına deniz güvenliğini artırmaz.

Tam tersine, görev ve sorumlulukların daha da parçalanması; koordinasyon sorunlarını, yetki karmaşasını ve hesap verebilirlik problemlerini artırabilir.

Bizim ihtiyacımız olan şey yeni bir organizasyon şeması çizmekten önce etkin, bağımsız, teknik kapasitesi yüksek ve hesap verebilir bir denizcilik otoritesi oluşturmaktır.

Liman ve denizcilik birbirinden koparılmamalıdır.

Çünkü limanda başlayan bir operasyon, denizde devam eder.

Geminin limana kabulünden teknik kontrollerine, yükleme-boşaltma faaliyetlerinden personel yeterliliğine, emniyet sistemlerinden sefer güvenliğine kadar bütün süreçler birbirinin devamıdır.

Bu nedenle liman yönetimi ile denizcilik otoritesinin koordinasyon içinde, mümkün olduğunca bütüncül bir anlayışla yönetilmesi gerekir.

Fakat bunun yanında bir şart daha vardır:

Uluslararası denizcilik kuralları harfiyen uygulanmalıdır.

IMO kuralları, SOLAS, MARPOL ve diğer ilgili uluslararası standartlar yalnızca mevzuat kitaplarında duran metinler olmaktan çıkarılmalı; sahada gerçekten uygulanmalıdır.

Denetim göstermelik olmamalıdır.

Eksiklik tespit edildiğinde gereği yapılmalıdır.

Geminin yaşı, bakım durumu, makine ve ekipmanları, yangın ve can kurtarma sistemleri, seyir cihazları ve diğer emniyet unsurları gerçek anlamda kontrol edilmelidir.

Kurala uymayanın karşısında da caydırıcı bir hukuk düzeni bulunmalıdır.

Çünkü denizcilikte güvenlik, iyi niyetle değil; standart, denetim, yaptırım ve sürekli kontrolle sağlanır.

Bugün tartışmamız gereken mesele bu olmalıdır.

“Liman ayrı olsun, denizcilik ayrı olsun” demek kolaydır.

Asıl zor olan, hangi kurumun altında olursa olsun, işini gerçekten yapan bir otorite kurmaktır.

Yetkisi olan ama denetleyemeyen bir kurumun anlamı yoktur.

Denetleyen ama yaptırım uygulayamayan bir sistemin anlamı yoktur.

Yasa olup uygulanmıyorsa, yasa da tek başına çözüm değildir.

Ve bütün bunların sonunda şu soruyu sormak zorundayız:

Biz gerçekten kurumları mı değiştirmek istiyoruz, yoksa sistemi mi düzeltmek istiyoruz?

Çünkü denizde can güvenliğini sağlayacak olan şey, kurumların tabelası değildir.

Kuralların uygulanmasıdır.

Denetimin bağımsız ve etkin olmasıdır.

Yaptırımın caydırıcı olmasıdır.

Ve bütün bunları yapabilecek güçlü, teknik ve hesap verebilir bir denizcilik otoritesinin varlığıdır.

Liman ve denizcilik birlikte yönetilmeli; ancak bu birliktelik, denetimsizliğin bahanesi değil, uluslararası standartların eksiksiz uygulanmasının güvencesi olmalıdır.

Çünkü artık kimsenin yeni bir organizasyon şemasına değil, işleyen bir denetim sistemine ihtiyacı var.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu