Deli Halid (Karsıalan) Paşa Bölüm: 2

Yazımın ilk bölümünde anlattığım Erzurum ile Kars’ın geri alınmasının arasında geçen dönemde, Deli Halid Bey’in çok önemli bir eylemi daha olur. Sivas Kongresi hazırlıklarının yapıldığı süreçte İngilizlerin önerisi üzerine Damat Ferit Paşa tarafından Trabzon’a vali olarak atanan Galip Bey ve bazı yerel yöneticiler, milli mücadele aleyhine girişimleriyle dikkat çekmeye başlar. O sıralarda Trabzon’da stratejik noktalarda İngiliz askerleri de bulunmaktadır. Mustafa Kemal Trabzon’daki bu direncin derhal kırılmasını istemektedir ve konuyu bir yazışmayla Erzurum’daki Korgeneral Kazım Karabekir’e iletir. Önerisi, o sıralar Trabzon yakınlarındaki Torul’da bulunan ancak daha henüz tümenine komuta etmeye başlamamış olan Deli Halid’in, Galip Bey’in kontrol altına alınması için gerekli girişimlerde bulunması ve bölgede ulusal direnişin örgütlenmesini koordine etmesidir. Bu nedenlerle Deli Halid’in üstü olan Kazım Karabekir Paşa’nın onay vermesini istemektedir. Aslında Mustafa Kemal çoktan kararını vermiş, ancak emir komuta zincirini bozmak istemediğinden böyle davranmıştır.
15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir ise bu hassas dönemde İngilizlere karşı dikkatli davranılmasını istemektedir. Mustafa Kemal’e verdiği yanıtta konuyu kendisinin müzakereler yoluyla çözebileceğini, Deli Halid’in karakteri gereği İngilizlerle gerginlik çıkabileceğini vurgular. Ayrıca sulh ile sonuç alınmaması halinde Galip Bey’in Kuvai Milliye, yani milislerce gözaltına alınmasını, doğrudan ordunun bu işe karıştırılmaması önerisinde de bulunur. Bunun üzerine Mustafa Kemal Deli Halid’e doğrudan eyleme geçmesi için talimat verir. Bu talimatı alan Deli Halid küçük bir müfrezeyle Sivas Kongresi’ne gidecek Trabzon temsilcilerini engelleyen Galip Bey’e karşı derhal harekete geçer. O sıralar Kazım Karabekir ile görüşmek üzere Erzurum’a davet edilen ve bu daveti kabul etmeyen Galip Bey, Torul üzerinden Gümüşhane’ye geçmektedir. Deli Halid Bey, Mustafa Kemal’den aldığı talimatla, asker üniformasını giyer, silahını beline takar ve Galip Bey’i bulunduğu mekanda kendine sadık küçük bir müfreze ile derdest ederek Erzurum’da bulunan Kazım Karabekir Paşa’nın karargahına gönderir.
Eylül 1919’da gerçekleşen bu olay üzerine Deli Halid’in Mustafa Kemal’den şifreli bir telgrafla doğrudan talimat aldığını bilmeyen Kazım Karabekir Mustafa Kemal’e şikayette bulunur. Bir süre sonra şifreli muhaberattan haberi olan Kazım Karabekir Paşa ile Mustafa Kemal’in arasında kırgınlık oluşur.
Kazım Karabekir, Deli Halid Beyle sık sık görüş ayrılıklarına düşer. Ancak askeri dehasına, cesaretine de büyük saygı gösterir. Nitekim geçen haftaki yazımdan da hatırlanacağı gibi Erzurum ve Kars’ın kurtarılmasında ona bağlı kuvvetleri hep kolordusunun öncü ve vurucu gücü olarak kullanmıştır.
Deli Halid, Doğu Cephesinden sonra, Sovyetler Birliği ile 16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Antlaşmasının ardından Batı Cephesinde görevlendirilmiştir. İlk görevi, İstanbul hattından gelebilecek tehditlere karşı Kocaeli Bölge Komutanlığı’nı yönetmektir. Bu grubun en önemli özelliği, doğrudan Genelkurmay’a bağlı olmasıydı. Ayrıca Deli Halid Bey’e “kendi kuvvetlerini kendin oluştur” talimatı verilmişti. Yani kendisine yapılandırılmış herhangi bir kuvvet verilmeyecekti. Bunun nedeni Mustafa Kemal’in o sıralar İngilizlerin karşısına formal bir orduyla çıkmak istememesiydi. Deli Halid’in gerilla/kontrgerilla/milis tecrübesi ile bu bölgede hem bir güç oluşturulacak hem de kurulmuş olan orduların bir parçası olarak görülmeyecekti. İngilizlere karşı mücadele sivil görünümlü kuvvetlere bırakılacaktı. Nitekim Deli Halid, 2.İnönü Muharebelerine bu oluşturduğu güçlerle etkin bir şekilde katılır. Kendisinin de yaralandığı 27 Mart sabahı yapılan karşı taarruzda da Türk kuvvetlerinin sağ kanadını yönetir.

Deli Halid Paşa Mustafa Kemal ile (Kaynak: https://www.ucuncugozgazetesi.com/deli-halid-karsialan-pasa-H1902514.htm/ )
General Papulyas’ın 200 kilometrelik bir cephede başlattığı ve Türk ordusunun dağılma ve yok olma riskini yaşadığı Kütahya Eskişehir muharebelerinde, Deli Halid yaptığı bir karşı saldırıyla Yunan ordusunu duraklatır. Türk kuvvetlerinin önemli bir bölümü bazı vadileri kullanarak ağır silahlarıyla birlikte Sakarya Savaşı’nın gerçekleşeceği bölgeye doğru 100 kilometre kadar çekilme olanağı bulur. Deli Halid’e bağlı birlikler ise son derece disiplinli bir şekilde Sakarya’nın doğusuna çekilir.
Kütahya Eskişehir muharebelerinde bulunan dedem Ahmed Ferit, bir gece dar bir vadi boyunca çekilerek canlarını ne kadar zor kurtardıklarını anlatırdı. Bu muharebelerde İsmet Paşa’nın önemli hatalar yaptığını da vurgulardı.

Kurtuluş Savaşı’nda yaveriyle (Kaynak: https://www.janusmezat.com/urun/11715163/deli-halit-pasa-istiklal-savasi-yillarinda-yaveri-ile-pasa-1925-te-tbmm-de-vuru)
Geri çekilme tamamlanıp Türk kuvvetleri yeniden konumlandıktan sonra, Deli Halid Bey Ağustos-Eylül aylarında gerçekleşen Sakarya Meydan Muharebesi’nde de en kritik noktalarda görev alır. Başlangıçta 6500 mevcutlu çok güçlü bir tümenle cephenin ortasında görevlendirilir. Ancak, Prens Andreas komutasındaki Yunan güçleri güneyde batıya doğru ilerleyerek Türk ordusunu çevirme harekatına başlayınca, Deli Halid Bey’in kuvvetleri cephenin sol kanadına kaydırılır. Burada son derece kanlı çatışmalara giren kuvvetleri Beylikköprü, Güzelce Dağ ve Çal Dağı’ında büyük yararlılıklar gösterir. Çevirme harekatının başarısız olmasında son derece etken olur. Çatışmaların en sert ve sonuçları açısından önemli olan bu kritik bölümüne grup komutanlarıyla istişare yapmaya gelen Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’nın çağrısına da oyalayıcı muallak yanıtlar vererek gitmez. Zira onun için cephe hattının en önünde bulunmak çok daha önemlidir. Toplantı onun dışındaki komutanlarla yapılır. Deli Halid Bey’in bu başına buyruk ve eşgüdüme önem vermeyen tutumları diğer komutanlar tarafından hep kritize edilmiştir. Ancak o, Teşkilatı Mahsusa’dan beri hep bağımsız hareket etmiş bir Kuvvai Milliyeci, yani gerilla lideridir.
Pek anlatılmaz ama, Sakarya Savaşı esnasında Türk ordusunun %30’u cepheden firar etmiştir. Bu firarların daha da artmasını engelleyen kişilerden biri de tahmin edileceği gibi Deli Halid’dir. Birliklerin yoğun Yunan saldırıları karşısında bozulmasının önüne geçmek için yine sert tedbirler almaktan kaçınmamıştır. İleri avcı hattında bir çözülme başladığında ve sekiz on kişi başlarındaki subayla geri çekilmeye başladığında karşılarına dikilir ve namussuz tabancasıyla ilk olarak kaçan subayı vururmuş. En ön saflarda savaşan Albay Deli Halid de, daha önce anlatmış olduğum gibi, boynundan ve göğsünden ağır şekilde yaralanmasına rağmen mevziini terk etmemiş ve 12. Grup Komutanı olarak görevine devam etmiştir.
(Haftaya Büyük Taarruz, Bursa’nın Alınışı ve Deli Halid Paşa’nın ölümü)
Not: Bu yazı dizisinde kullanılan tüm kaynaklar üçüncü bölümün sonunda listelenecektir.




