Dünyadaki yerinizi, yüzölçümü küçüklüğü değil, vizyonunuzun büyüklüğü belirler (2)

Son yazımda, yoğunlukla Katar örneğinden yola çıkarak, bir ülkede yönetimin vizyonunun, o ülkenin ve toplumun kaderinde ne kadar etkin rol oynayabileceği konusunu ele almıştım.
Özelde Katar’ı örnek göstermemde etkili olan temel unsurların başında; çoğulcu demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne olan inancıma rağmen, emirlikle yönetilen bir idari sistemin de, toplumsal refahı özneleştirebileceği ve sürdürülebilir ekonomik bir yapı için, stratejik hamleler, yapılan projeksiyon ve yatırım uygulamaları sayesinde yaratılan yatırım çeşitliliği ile, gelecek ile ilgili risklerin minimum seviyeye çekilmesinde, iyi bir uygulama örneği olmasındandır.
Katar’ın 1971’e kadar olan süreci ayrı, 1971-1995 arası ayrı, 1995 sonrası ise apayrı değerlendirilmesi gereken dönemler olsa da, 1995 sonrası toplumsal refah ve gelişimin, önceki dönemlere kıyasla farkı siyah ve beyaz arasındaki fark kadar nettir.
Ülkede refah o kadar yüksek noktadadır ki, vatandaşlarından elektrik, gaz, su, sağlık ve eğitim hizmetlerinin ücretsiz olmasının yanında, gelir vergisi de alınmıyor.
Statüko, bizde çoğu zaman kötü manada kullanılsa da, aslında mevcut durumun muhafazası manasını taşır. Katar yönetimi ise, özel imtiyazlara sahip vatandaşlarının, statükosunu korumak için, düzeninden ödün vermiyor.
Özellikle ülke yönetiminde aktif rol alacak kesimin, dinamik dünya ile aynı dili konuşabilecek yüksek eğitimli bireylerden oluşmasına ayrıca özen gösteriliyor. Ülkedeki değişimin baş mimarı sayılan Şeyh Hamad bin Khalifa Al Thani, 2003 yılında, daha iyi bir hizmet sunacağına inanarak, yönetimi o yılda 33 yaşında olan, bugün ise hala ülkenin yöneticisi olan oğlu Tamim bin Hamad Al Thani’ye devretti. Bu ise ülkenin dinamik gelişimine verilen önemin farklı bir yansıması.
Ülkede, bir kısmı enerji sektöründe olmak üzere, birçoğu ise inşaat projelerinde, çalışan statüsünde kesim mevcut. Ülke ile bağları, ülkede çalıştıkları süre ile kısıtlı. Ülkede uzun süreli çalışma fırsatları olsa da, emekli olma gibi bir hakları yok. Katar ile ilgili her ne kadar olumlu noktalardan bahsetsek de, vatandaş olmayanların sosyal hakları ve çalışma koşulları ile ilgili sorunları olduğunu olumsuz, hatta başını az da olsa ağrıtan bir nokta olarak söyleyebiliriz.
Her düzen, kendi kurucusunun mantığında hizmet eder.
Tıpkı Katar’ın öncesi ve sonrası gibi. Değişen yönetim ve anlayışın toplumsal yansımaları, olumlu veya olumsuz olabiliyor.
Demokratik hukuk sistemi ile yönetilen ülkelerde ise durum, kağıt üstünde kurulu düzenin, toplumsal çoğunluğun isteği veya menfaatine hitaben tasarlandığını düşünsek de, teorinin, pratikle aynı uyumla paralel seyrinin, ancak gelişmiş ülkeler ve toplumlar için geçerli olduğunu söylemek mümkün.
Bu yazıyı yazarken amacım, hukuk düzeni ile emirlik arasında bir kıyas ya da petrol ve doğalgaz zengini Katar ile KKTC arasında mukayese yapmak olmasa da, yönetimsel yaklaşım ve anlayışın öneminin kıyasını sanırım yapabilirim.
Bugün KKTC’nin içinde bulunduğu gerek ekonomik, gerekse sosyal sorunlar, artık hasıraltı edilemeyecek noktaya gelmiştir.
Sorulması gereken soruların başında: “Bu ülkenin gerçek potansiyeli nedir?”, “Bu potansiyele ulaşmak için ne yapılmalıdır?”, “Bu vizyon ve zihniyetle bu mümkün mü?” olması gerekirken, lütfen gündemdeki konularımızı aklınızdan geçirin.
Bugüne kadar izlenen yolun doğruluğunu, toplumu doğrudan ilgilendiren, eğitim, sağlık, sosyal adalet gibi konularda yaşadığımız sorunlar, giderek uzaklaştığımız toplumsal refahtan değerlendirebilirsiniz.
Farklı bakışlar ve yeni açılımlar bizim için alternatiften öte ihtiyaçtır.
Kıbrıs Cumhuriyeti Enerji ve Ticaret Bakanı Natasa Pildes (Oxford Üniversitesi mezunu), Exxon Mobil ve Qatar Petroleum’un hidrokarbon aramalarında,10. parselde gaz sondajı yapmayı planladıklarını söylerken, olası keşfin yaklaşık 142 milyar ile 227 milyar metreküplük bir doğal gazı kapsadığını, geçtiğimiz ay, 6. parseldeki keşif sondajında iki ila üç trilyon fit küp (Tcf) doğal gazın ortaya çıkarıldığını açıklar ve ekonomik getirileri ile uğraşırken biz, nelerle uğraşıyoruz.
Bu vizyonla nereye gittiğimize siz karar verin…

