Cenk UZUNOĞLUYazarlar

“Bahçeli’nin rolüne” ihtiyaç var!

 

Zaman Kıbrıs sorunun çözümüne ilaç olmadı. Geçen 50 yılı aşkın sürede bir çatışma olmasa da her çözüme yönelik denemedeki başarısızlıkla anlaşmaya olan umuttan da uzaklaştık. Belki de tüm tarafların aralarında hiç konuşmadan mutabık kaldıkları hesap da zaten buydu. Tersten bir bakış açısıyla konuşulmayanda mutabakat sağlandı!

Her masadan kalkıldığında çözüme yönelik bir sandalye masanın bir ayağı ile birlikte daha masadan kaydı gitti. Bir süredir “3’lü, 5’li konferans” diyorlar ama ne masa ne de oturacak sandalye var mı ki!

İki kesimde de demokrasinin çıkardığı sandık sonuçlarına bakarak yorum yapmak artık yeterli değil. Geçmişin başarısız çözüm denemeleri ile pekişmiş partiler üstü demografi ile karşı karşıyayız. Yorumlamakta pek de yetkin ve bilgi sahibi olup olunmadığından emin değilim ama her iki kesimdeki demografiyi anlamak lazım. Etkileşimsizlikle beslenen, birbirine ters bir demografik kilitlenme oluştu.

Kuzeydeki genç nesil yanı başında daha müreffeh bir düzen olduğunu görüyor. Niye biz de Avrupa Birliği müfredatının parçası olmayalım diye kendi muhasebesini yapıyor. Geçmişte yaşananlar artık geçmişte kaldı diye bir bakış açısı bir aralar revaçtaydı. Bu bakış açısı yakın zamanda bölgemizde ve Rum kesiminde yaşananlar karşısında törpülenmiş. Yine de 74’ten sonra doğan nesilde çözüm sürecine yönelik zoraki de olsa harekete geçirilebilecek çözüme yönelik motivasyon var diyebiliriz.

Bugünkü esas realite ve çözüm olacaksa aşılması gereken engel 20 yıl önce Annan planı referandumunda bile “%75 OHİ’nin” üzerine bir de Rum kesiminde gençlerin çözüme yönelik motivasyonlarının hiç olmaması eklendi. Rum tarafı modern ekonominin nimetlerinden, Avrupa Birliği’nin fonlarından, entegrasyondan faydalanıyor. İlk akla gelen o düzeni ve zenginliği paylaşmak istememeleri. Hadi onu geçin. Ortak bir devletin ne kadar iyi başlarsa başlasın en ufak bir kriz ile “fasarya” çıkaracağından dolayı istemiyorlar. Konuşulmayan farklı bir boyut daha var. En basitinden bizim tarafta günlük siyasette olan bitene bakıp kim kumarbaz, yönetim bilmez biriyle ortaklık yapmak ister diye sorsalar haksızlar mı?

Gerçekçi olmak gerekirse, demografiye partiler üstü bir şekilde kök salan “realiteyi” engel olmaktan çıkarmak için radikal “açılımlar” gerekli.

Konuya ilgi duyan diplomat ve öğretim üyelerine göre “ayrışan ekonomiler yerine tarafların birbirine ekonomik olarak bağımlı hale gelmesinin yolunu bulacak bir başlangıç lazım.”

Bunun yanında basına yansıyan haliyle BM özel temsilcisinin “toprak-tanınma-NATO” diye özetlenebilecek planı da akademik bir optimizasyon projesi olarak duruyor.

Her iki senaryoda da gündemi ve konjonktürü bunların müzakere edileceği zemine taşımadan önce fark yaratacak hangi söylem ortaya konmalı kısmı eksik.

Eksik olan bu kısmı kamuoyu oluşturucuları mı yoksa bizzat siyasi iradeyi elinde tutanlar ya da onlara en yakın olduğu tartışma götürmeyecek olanlar mı yapmalı?

Masaya oturabilmek ve herhangi bir planı konuşabilmek için “piknik ateşini” öncelikle yakabilmek lazım.

Masaya çözüm için oturulacaksa, bunun referans noktası siyasi iradeyi elinde tutanların üslubundaki ton ve içerikteki değişimdir. Bu iki unsurda tarafların karşılıklı yapacağı siyasi davranıştaki değişim olmadan bir beklenti içine girmek hiç gerçekçi değildir.

İki yıl önce Kürt sorununa çözüm arayışında ortaya konan yeni üslup ve söylemden esinlenerek bunu ifade ediyorum. Herhangi bir sorunun çözümüne ivme kazandırmak için siyasi davranış değişikliği isteniyor ise alın size yakın geçmişten radikal bir örnek! Türkiye menfaatinin nerede olduğuna dair bölgedeki gelişmeleri de öncesinde dikkate alarak derin bir analiz yapıp adım atmıştır. Çözüm henüz olmamıştır ama buna ivme kazandırmıştır.

Rum-Yunan tarafının parçası olduğu AB’nin toplamdaki menfaatinin bölgedeki güvenlik ve istikrarın sağlanması yönünde olması gerektiğini ve bunun da farklı bir uyanışa yönelik siyasi üslup ve söylem gerektirdiğini ortaya koyabilecek siyasi irade ve niyet var mıdır?

Kıbrıs’ta çözüm için müfredat yazılı olarak fazlasıyla mevcuttur. Mevcut olmayan taraflar arasındaki niyetin göstergesi olacak olan üslup ve siyasi davranıştaki değişimdir. Kamuoyunda beklentiyi doğru belirlemek adına geçen sürede hiçbir şey öğrenilmemişse bunun artık öğrenilmiş olması lazım. Taraflar arasında eksik olan kendisinden ziyade tabiri caizse “Bahçeli’nin piknik ateşini yakan rolüdür!”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu