Hasan HastürerYazarlar

“Bir selama yılların dostluğunu satacak mısınız?”

Hasan Yırtıcı’yı yıllar önce sonsuzluğa uğurlarken sadece başarılı bir müteahhit değil, yaşadığı topluma insanlığını miras bırakmış bir Kıbrıslı Türkü de uğurlamıştık.
Bugün geriye dönüp baktığım zaman Hasan Yırtıcı’nın en belirgin özelliğinin, nerede olduğunu değil, nereden geldiğini hiç unutmaması olduğunu düşünüyorum. İnşaat sektöründe belki de ilk büyük sermayeyi biriktiren isimlerden biriydi. Ancak kazandığı para onu değiştirmedi. Gönlü de eli de açıktı. İnsanlara yardım etmeyi gösteriş için değil, hayatın doğal bir parçası olarak görürdü.
Yenicami Spor Kulübü’ne yaptığı katkılar unutulacak gibi değildir. Aynı şekilde Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği’nin Göçmenköy’de tahsis edilen arazi üzerinde lokalini inşa edebilmesinde de en büyük pay sahiplerinden biri Hasan Yırtıcı’ydı. Sadece ilk temel atılırken değil, binanın tamamlanmasına kadar her aşamada yanımızda oldu. Bir telefon kadar yakındı. “Ne gerekiyorsa yaparız” anlayışıyla hareket eden ender insanlardandı.
Hasan Yırtıcı, güne çoğunlukla Asmaaltı’nda Kumarcılar Hanı’nın kuzey tarafındaki Demokrasi Kahvehanesi’nde başlardı. Oranın müdavimlerindendi. Kahvesini içer, tavla oynar, sohbet ederdi. O masalarda sadece günlük hayat konuşulmazdı. Kıbrıs konuşulurdu, siyaset konuşulurdu, toplumun geleceği tartışılırdı.
1976’da Kıbrıs Türk Federe Devleti parlamento seçimlerinde Toplumcu Kurtuluş Partisi’nden aday olduğunda o kahvehanedeki arkadaşlarına da güven duyuyordu. Çünkü yıllarını onlarla paylaşmıştı. Adeta aynı ekmeği bölüşmüş, aynı dertlere kafa yormuştu. “Nereden geldik, nereye gidiyoruz?” sorusuna birlikte cevap aramışlardı.
Bir gün bana anlattığı anıyı hiç unutmadım.
O yıllarda cenaze törenlerinden sonra protokol araçları Demokrasi Kahvehanesi’nin önünden geçerdi. Rahmetli Başbakan Nejat Konuk da bir cenaze dönüşünde makam aracının camını açtırıp kahvehanedekilere el sallayarak selam vermiş.
Araç uzaklaştıktan sonra Hasan Yırtıcı’nın bazı arkadaşları hayranlıkla, “Koca başbakan bize selam verdi. Seçimde mutlaka ona oy vereceğim.” demişler.
Hasan Yırtıcı ise sitem ederek şu cevabı vermiş:
“Ben yıllardır sizinle aynı masada oturuyorum. Sizin sevinciniz benim sevincim, derdiniz benim derdim oldu. Şimdi bir selama yılların dostluğunu satacak mısınız?”

  ***
Bu söz aslında sadece bir seçim hikâyesi değildir. Toplumsal psikolojimizi anlatan çok önemli bir aynadır.
Kıbrıs Türk halkını çok seviyorum. Bu toplumun dayanışmasına, üretkenliğine ve mücadele azmine her zaman inandım. Ancak geçmişten gelen bir eziklik duygusunun ve zaman zaman özgüven eksikliğinin de hâlâ etkisini sürdürdüğünü görmezden gelemem.
Ne yazık ki bazen kendi değerlerimize sahip çıkmak yerine, dışarıdan gelecek küçük bir takdiri çok daha büyük bir ödül gibi algılıyoruz. Kendi insanımızı kolayca eleştirirken, dışarıdan gelen bir “aferin” için gereğinden fazla çaba harcayanları görüyoruz.
Eğer bu psikoloji siyaset yapanlarda, toplumu yönlendiren örgütlerde ya da medyada hâkim olursa
– ki öyledir- işimiz gerçekten zorlaşır.

  ***
Son günlerde Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a yönelik bazı yaklaşımları izlerken de aklıma Hasan Yırtıcı’nın o sözleri geldi. Eleştiri elbette olacaktır. Ancak aidiyet duygusunu zayıflatan, kendi kurumlarını ve kendi toplumunu değersiz göstermeyi marifet sanan anlayışın kimseye faydası olmaz.
Hasan Yırtıcı artık aramızda değil. Ama geride bıraktığı o kısa cümle, bugün de kulağımızda çınlıyor:
“Bir selama yılların dostluğunu satacak mısınız?”
Sanırım bu soru, sadece o günün kahvehanesindeki birkaç kişiye değil, bugün çok insana sorulmuş bir sorudur.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu