Savrulup Dururken Geçen Zaman Ne Olacak..?

Ülke gündemi bir türlü normale dönüşmedi.
Özellikle son bir yılda dağınık bir görünümdeyiz.
Tam bir yıl önce bu günlerde konuşmaya başladığımız bir UBP kurultayı vardı.
Eylül ayı için tarih açıklanmış, yarışın kimler arasında ne koşullarda olacağını ve nasıl sonuçlanacağını merak etmeye başlamıştık.
Derken oldu, bitti ve hayat normale dönecek dediğimiz bir anda meclis başkanı seçimi krizi çıktı.
Dağıldık, iyiden savrulduk.
Zaten o günden sonra bir türlü sular durulmadı.
Hemen her hareket, en ufak bir kıpırdanma tsunami etkisi yarattı, kaosa dönüştü.
Evet, bizde film UBP kurultayında koptu.
Ve daha da düzelmez.
Ancak bir seçim temizler bu işi.
Ne yazık ki ona da daha çok var.
Hala, bir erken seçim için çok erken.
Çünkü önümüzde Cumhurbaşkanı seçimi var.
Eğer olmasaydı çoktan erken seçim tarihi belirlenmiş ve seçim takvimi işlemeye başlamıştı bile.
Biliyorum ki, UBP bir erken seçimi CTP’den daha fazla istemekte.
Hatta diyebilirim ki, CTP şu sıralar bir genel seçim istemiyor.
UBP’nin seçim kararı almaya sayısı yeterli ancak gel gör ki önce Cumhurbaşkanı seçimi olmalı.
Hepimiz için en sağlıklısı da bu..!
Peki ne olacak..?
Ekim ayına daha 6 aylık bir süre var.
Kısa sayılmaz.
Hele ki bir de ülke gündeminin savrulma hızına bakarsak, o zamana kadar biz çok yara bere alırız bu savrulmalardan.
Bir kaybolan zaman meselesi var.
O daha da mühim.
Ülkenin yatırım bekleyen altyapıları var.
Kalkınma yoluna sokulması gereken bir ekonomisi var.
Ayrıca bir de artık tedavi sürecine girmesi gereken toplum psikolojisi de var.
Çünkü çok yorulduk.
Son günlerdeki tartışmalar da bu yorgunluğu zirveye taşıdı.
Ama görünen o ki henüz bitmedi.
Daha çok tartışacağız ve daha da yorulacağız.
Bu yorgunluk içerisinde becerebilen siyaset yapacak, başarabilen oy oranını koruyacak.
Bakalım ilk yorulan ve bitap düşen kim olacak…
Meclis önünde ateşlerin yandığı bugünlerde hava sıcaklıklarının da bahar mevsiminin etkisiyle yükselmesi çoğumuzu yıpratacak.
Sözün kısası, bu yaz uzun geçecek, herkes hazır olsun…

