KKTC Savunma Doktrini Acilen Revize Edilmeli…

Doğalgaz meselesinin zirve yaptığı zamanlarda bir ara gündeme geldi ama devamı gelmedi mesele yarım kaldı.
O zamanlarda KKTC’ye bir deniz üssü kurulmasını dile getiren çok sayıda isim olmuştu.
Sonra sustuk, konu da kapandı.
Ama gereksinim hala devam ediyor.
İsrail’in İran saldırısı sonrasında İran da İsrail’e cevap verdi.
Tel Aviv şehri başta olmak üzere bir çok hedefe balistik füzelerle saldırdı.
Gece vakti yapılan saldırıda İran füzelerinin tepemizden geçişini çıplak gözle izledik.
Allahtan hedefi şaşırıp da bizi vuran olmadı.
Gerçi temennimiz kimsenin hedef olmaması yönünde ama bir yerde insan ister istemez “önce can” demekte.
Füzeler bu sefer üzerimizden geldi geçti ama bunun hep böyle olacağını da bir garantisi yok.
Hele ki bir de İngiliz üslerinin İsrail tarafından kullanıldığı, İsrail’e buradaki üslerden destek sağlandığı iddialarını göz önüne alırsak savaşın ateşinden çok da uzak olmadığımızı anlarız.
1974 yılında oluşan duruma son derece etkili ve yeterli bir savunma doktrinimiz mevcut.
Zaman içerisinde belli oranlarda modernize de edilmiştir muhakkak.
Ancak son dönemde konjonktür son derece hızlı ve büyük çapta değişim göstermiştir.
Bu duruma karşı almamız gereken önlemler hasıl olmuştur.
Bunlardan birisi de hava savunma sistemlerinin kurulmasıdır.
KKTC’de acilen bir hava bir deniz üssü tesis edilmelidir.
Türkiye Cumhuriyeti halen uluslararası garantörlük anlaşmasından kaynaklanan hakkıyla buradadır.
Bunu bir kenarda tutalım, asla vazgeçmek söz konusu olamaz.
Hatta pazarlığa bile kapalı bir konudur.
Ama bunun yanında iki ülke arasında, yani KKTC ve TC arasında bir savunma işbirliği anlaşması yapılmalı ve derhal uygulamaya konulmalıdır.
İsrail’in bölgede yürüttüğü saldırgan tutum karşısında bu artık kaçınılmaz olmuştur.
Türk Silahlı Kuvvetleri bugün sahip olduğu imkan ve kabiliyetiyle hem Türkiye Cumhuriyeti’nin hem de dost ülkelerin güvenliği sağlayabilecek bir konumdadır.
Bu gerçeği fiiliyata dönüştürmeli ve gereken adımları atmalıyız.
Bu noktada bir zamanlar mevcut olan ve Dışişleri Bakanlığı bünyesinde bulunan Savunma Bakanlığı da artık yeniden hayata geçmelidir.
Savaşın ateşi üzerimize düşmeden atmamız gereken adımlardır bunlar…

