‘Boş verin, ciddiye almaya değmez’

Rum basınında yazılanları, pek ciddiye almam. Nedeni de gayet açıktır.
Kıbrıs Türk Toplumunda demokrasi prematüre bir doğumla olsa da resmi politikanın parçası olmayan, gazeteler de, gazeteciler de Rum toplumuna her zaman fazla olmuştur.
Rum basını, geleneksel, milliyetçi düşüncenin paralelinden kurtulamamıştır.
Bunu iki toplumlu toplantılarda da görüyoruz.
O platformda, Kıbrıslı Türk katılımcılar, çok rahat Kuzey’deki politika ve politikacıları eleştirir, Rum katılımcılardan Rum resmi politikasını açık yüreklilikle eleştirenlerin sayısı çok azdır.
Rum basınının özellikle sağ kanadı, talimata gerek olmadan, ‘Rum derin devletinin’ çizgisindedir.
Derin devlet tanımlamasını kullandığım için, düşünceden öte bir bilgi paylaşayım, Kıbrıs Türk Toplumda DERİN DEVLET YOKTUR.
Rum toplumunda yerel DERİN DEVLET VARDIR.
***
Filelefteros, başyazısında, ’Kıbrıs Türklerine, Türkiye’ye karşı birlikte mücadele edelim… Türklerin Türkiye’nin yönetimi altında mı kalacaklarına yoksa bizimle mi gideceklerine karar vermeleri gerekeceği açıktır’’ diye yazmış.
Bazı arkadaşlar bunu yorumlamayı tercih etti.
Beni de arayıp, ‘Ne diyorsun, bu konuda’ diyenler oldu.
Arayanlar, ‘Boş verin, ciddiye almaya değmez’ dedim.
Biraz daha görüşlerimi açmamı isteyenlere her fırsatta ortaya koyduklarımı seslendirdim.
***
Filelefteros’ta o yazıyı kaleme alanı zaman tünelinde yolculuk yaptırıp, EOKA’nın kuruluşu ve aktif hale geldikten sonra yaşananları anımsatmak gerekir.
‘… Bir Kıbrıslı Türk olarak, EOKA dendi mi aklıma, adaya Yunanistan’a bağlamak için oluşturulmuş silahlı bir örgüt gelir.
EOKA, asla Kıbrıs’ın bağımsızlığını hedeflemedi.
İngiliz sömürge döneminin sonlanması ve Bağımsız, Kıbrıslı Türk ve Rumların birlikte yönetecekleri bir cumhuriyet hedeflense, ismi EOKA değil başka bir isim olur. Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar, sömürge idaresine karşı ortak mücadele ederdi.
***
Bu konuyu, şimdi hayatta olmayan Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’a, başkan seçilmeden önce 2002 Ağustos’unda avukatlık ofisinde yaptığım sohbette sormuştum.
Aynen şunları söylemişti:
“… EOKA koloni yönetimine karşı bir özgürlük mücadelesiydi.
Hiçbir zaman Türklere karşı bir hareket olmadı. Bazen biz Kıbrıslıların, İngiliz koloni yönetimine karşı bağımsızlık talebimizde güçlerimizi birleştirseydik ne kadar daha etkili olabileceğimizi düşünüyorum. Bunun yerine Kıbrıslı Rumlar koloni karşıtı olan mücadelelerini Enosis’le birleştirdi; Kıbrıslı Türkler de İngilizlerin cesaretlendirmesiyle “Kıbrıs Türktür” veya “Taksim” sloganıyla pozisyonunu belirledi. Biz, her iki toplum, yanlış milliyetçilik düşünceleriyle motive edildik.
Tabii bir olay olduktan sonra konuşmak kolaydır. Ancak o dönemin şartlarını ve insanlarımızın tutumlarını da unutmamalıyız. Belki de gelecekte tarihçiler milliyetçilik kıvılcımı olmasaydı, koloni karşıtı mücadelenin olmasının imkansız olacağını iddia edecekler.”
***
İngiliz sömürge idaresine karşı ortak mücadele bir fırsattı, Rumlar akıllarından bile geçirmedi. O sohbetimizi tamamladıktan sonra Papadopulos, birlikte mücadelenin zemini olmadığını, Magalo İdea ile uyumlu örgütlenme ve mücadelenin çok daha kolay olduğunu açık açık söylemişti.
Rumlar açısından Türkiye’nin askeri varlığıyla adadan uzaklaştırılması, ulusal hedefleriyle örtüşen bir hedeftir ve kendileri açısından doğaldır.
Kıbrıslı Türklere gelince, Rumlarla birleşip Türkiye’ye karşı mücadele etmek, Kıbrıslı Türklerin aklının kenarından bile geçmez.
Müzakerelerde güven artırıcı önlemler konuşulur ya…
Güven artırıcı önlemlere Rumlardan çok Kıbrıslı Türklerin ihtiyacı vardır. Çünkü, iç içe yaşamın olduğu dönemde, Rumlar, en geniş anlamıyla Kıbrıslı Türkleri kucaklamayı, kucaklama çabası da gösterilmemiştir.
Buna en çok 1963 – 1974 arası ihtiyacımız olabilirdi. Ancak aklımızdan bile geçmesine yarayacak adım atılmadı.
… Filelefteros’un başyazısı, çok büyük olasılıkla sağlıklı düşünme koşullarında yazılmamıştır.




