İngiliz’in İpiyle Bu Kuyuya İnelim mi..?

Çok eski bir laftır, “asılacaksan İngiliz ipiyle asıl” diye…
Kaliteyi, sağlamlığı anlatır…
İronik bir biçimde.
Bir de “Onun ipiyle kuyuya inilmez” sözü vardır.
O da tam tersine güvensizliği anlatır.
Dünkü yazıda bahsettiğimiz konuya bugün de devam edelim.
Çünkü olay gerçekten de enteresan bir şekle dönüşüyor.
Olay neydi..?
Birleşik Krallık’ın Türkiye Ticaret Elçisi ve Manchester Rusholme Milletvekili Afzal Khan, Ercan Havalimanı üzerinden KKTC’yi ziyaret etmiş ve Rum sivil toplum örgütleri bundan rahatsızlık duyup şikayette bulunmuştu.
Olay bu kez resmi Rum hükümeti makamlarının gündemindeydi.
Rum Hükümet Sözcüsü Konstantinos Letimbiotis, Khan’ın KKTC ziyareti konusundaki bir soru üzerine açıklamada bulundu.
Bu noktayı da hemen geçmeyelim.
Rum hükümetinin böylesi bir konuda derhal açıklama yapmak yerine soru sorulmasını beklemesi üzerinde durulması gereken bir durumdur.
Ama önce Sözcü Lembiortis’in söylediklerini yorumlayalım.
Rum Dışişleri Bakanlığı’nın ilk andan itibaren İngiliz hükümetine ilgili girişimlerde bulunduğunu belirten Lembiotis, Khan’ın ziyaretinin önceden bilgilendirme yapılmaksızın kişisel sıfatıyla gerçekleştirildiğini ve göreviyle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını söylemiş.
Tam da dün işaret ettiğimiz şekil.
İngiliz hükümeti konuyu “kişisel” çerçeveye çekmekte kararlı.
Belli ki Rum hükümeti çaldığı her kapıdan aynı yanıtı almış.
Hepimiz çok iyi bilmekteyiz ki, Rum diplomasisi önce arka kapı üzerinden konuya giriş yapar, belli bir sonuç alır, ardından ön kapıda belirerek sanki ilk kez devreye girmiş ve bir defada sonuç almış gibi de şov yapar.
Ama bu sefer öyle olmadı.
Arka kapıdan sürekli aynı yanıtı alınca bu sefer ön kapı kullanılmadı.
O yüzden az önce derhal açıklama yapmak yerine soru beklendiğinin altını çizdik.
Belli ki İngiliz hükümeti KKTC’nin statüsüne yönelik olmasa da varlığının kabulüne yönelik bir adım atacak.
Daha doğrusu atmış.
Resmi olmamak ve kişisel kalmak kaydıyla her türlü hareket serbest olmuş.
Bu noktada çok da fazla bir hareket alanı kazanamayız.
Ama sonuçta Birleşik Krallık Kıbrıs’taki üç garantör ülkeden birisidir ve kısıtlı da olsa bu yönde adım atması görmezden gelinemez.
Peki biz bu durum karşısında ne yapmalıyız..?
Bu çok teknik bir soru. Daha doğrusu yanıtı çok teknik bir yanıt.
Söz konusu İngilizler olunca insan bir türlü rahat olamıyor.
İplerle ilgili sözler bu nedenle geldi aklıma.
Bakalım hangisi geçerli olacak..?

