Aziz KARAAZİZ

Crans Montana’da Kaldığı Yerden…

Crans Montana’da Kaldığı Yerden

Kıbrıs sorununu çözmek üzere süren müzakerelerin denklemi kolaylaştırdığını düşünenler bugünlerde son bir gayret ile konunun çözüme ulaşacağını dile getirmeye başladı.
Acaba gerçekten öyle mi..?
Taraflar bugüne kadar çözüme en fazla Annan Planı ile yaklaşmışlardı.
Referandum aşamasına gelen yegane süreçtir Annan Planı dönemi.
Ama olmadı.
Şu veya bu sebeple olmadı.
Herkesin farklı nedenleri mevcut.
O nedenle de şimdi bu fazla kıvrımlı detaya girmeyeceğim.
Esas konu sorunun geldiği noktanın ne olduğudur.
Kolaylaştı mı yoksa zorlaştı mı..?
Taraflar yarın masaya oturmak için anlaşsalar acaba ilk gün masada ne olur..?
Yönetim ve Güç Paylaşımı mı, yoksa Mülkiyet mi..?
Her iki başlık da oldukça zor.
Konular açısından değil ama, konular kolay.
Tarafların pozisyonları açısından bu iki başlık bir hayli zor.
Zorlaşmış ve giderek de zorlaşmakta.
Mesela, Yönetim ve Güç Paylaşımı.
1960’tan beridir tek başına tüm devletin yönetimini elinde tutan Rumlar bir anda bu gücü Türklerle paylaşmak isterler mi..?
Ya da, 1974’ten bu yana oluşan mülkiyet rejimi ile ekonomisini yükselten Türkler bu noktada geri adım atarlar mı..?
Çok zor..!
Zaman Kıbrıs sorununu hem zorlaştırmış hem de kolaylaştırmıştır.
Zorlaşan yanı, 1960 modeline geri dönmektir.
Kolaylaşan tarafı ise oluşan mevcut yapıya en uygun modeli bulmaktır.
Bunun için de tarafların gerçekler ışığında hareket etmesi tek şarttır.
Ne yazık ki geride kalan 60 yılı aşkın sürede artık bir ütopya haline gelen modellerden vazgeçmek zamanı gelmiştir.
Bugün bir müzakere olsa nereden başlayacağımızı bile tam olarak bilemiyoruz.
Her iki taraf da farklı açılardan konuya bakmaktadırlar.
O nedenle de masanın adını koymak bile ciddi bir zaman isteyecektir.
Kaldı ki halen bundan bile çok uzağız.
Şunu açıklıkla ifade etmek gerekir ki, Kıbrıs sorunu ideolojik inatlarla değil, mevcut duruma ve günümüz gerçeklerine en uygun bir şekilde çözülmelidir.
Bunun için de her iki toplumun ciddi bir terapiye ihtiyacı vardır.
Güven Yaratıcı Önlemler işte bu noktada önem kazanmaktadır.
Her iki tarafın da hayatına dokunacak olan günlük yaşama ilişkin uygulamaların zaman içerisinde ne kadar faydalı olduğunu görmekteyiz.
Bu örneklerin çoğaltılması lazımdır.
Olayı merasimsel bir şekilde değil, hayatın içerisinden çıkacak bir yolu izleyerek ele almak son derece akılcı bir yaklaşımdır.
O nedenle de BM veya AB gibi işlevlerini yitirmiş yapıların ardına takılmadan, Kıbrıslı bir çözüm için kafa yormak ve bu yolda emek harcamak en doğru seçenektir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu