Derviş Doğan

Halkın Yetki Vermediği Partiler Hükümette…

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde siyasal sistemin temel dayanağı halk iradesidir. Halk, seçim sandığında oyunu verirken, ülkeyi yönetecek kadroları da dolaylı biçimde belirler. Ancak son yıllarda ortaya çıkan tablo, temsil adaletini ve demokratik meşruiyeti ciddi biçimde sorgulatır hâle gelmiştir.

 

Bugün KKTC Meclisi’nde 5 milletvekiline sahip olmayan partiler grup kuramıyor, dolayısıyla Meclis komitelerinde temsil edilemiyor. Buna rağmen, 2 ya da 3 milletvekiliyle hükümet ortaklığına girebilen partiler mevcut. Bu durum, hem seçmen iradesiyle çelişmekte hem de yürütme organının meşruiyet zeminini zayıflatmaktadır.

 

Bir başka deyişle, halkın yalnızca sınırlı bir temsil yetkisi verdiği partiler, parlamentoda karar alma mekanizmalarına yeterince katılamazken, yürütmede etkin roller üstlenebiliyorlar. Bu, demokratik denge açısından bir temsiliyet çelişkisi, hatta bir siyasal anomalidir.

 

Demokrasinin Sınavı: Temsil mi, İstikrar mı?

 

Elbette parlamenter sistemlerde koalisyon hükümetleri doğaldır. Fakat koalisyonun meşruiyeti, ortakların parlamentodaki temsiline ve seçmenden aldıkları yetkiye dayanmalıdır. 2-3 milletvekiliyle hükümet ortağı olan bir parti, mecliste halkın beklentilerini karşılayacak düzeyde temsil edilmediği hâlde, kamu kaynaklarının kullanımına ve ülke politikalarının belirlenmesine yön verebilmektedir.

 

Bu durum, “temsilde adalet” ilkesini zedelediği gibi, toplumun siyasal sisteme olan güvenini de erozyona uğratmaktadır. Halk, sandığa gittiğinde ülkenin kaderini belirleyecek büyük kararların birkaç milletvekilinin denklemiyle şekillenmesini istememektedir.

 

Sistemsel Bir Reformun Zamanı

 

Bu tabloyu düzeltmek için en etkili adım, seçim barajının yeniden düzenlenmesidir. Mevcut sistem, çok küçük partilerin meclise girmesine olanak tanımakta, ancak bu partiler mecliste etkin olamayıp hükümet ortaklığı gibi orantısız bir güç elde etmektedir.

 

Barajın makul bir seviyeye örneğin %10 civarına yükseltilmesi, hem siyasette parçalanmayı azaltacak hem de hükümet istikrarını güçlendirecektir. Böylece halkın oyları daha rasyonel biçimde temsil edilecek, yürütme organı da daha güçlü bir demokratik temele oturacaktır.

 

Sonuç Yerine

 

Demokrasi, yalnızca seçimden ibaret değildir; aynı zamanda temsilde adalet, yönetimde istikrar ve kamu yararı ilkeleriyle bir bütündür. Bugün KKTC siyasetinde karşı karşıya olduğumuz bu yapısal çelişkiler çözülmeden yeni bir seçime gitmek, bizi yine aynı kısır döngüye mahkûm edecektir.

 

Eğer gerçekten halkın iradesine ve kamu yararına dayalı bir yönetim istiyorsak, siyasi temsil sistemimizi gözden geçirmek artık bir tercih değil, zarurettir.

Barajı yükseltmek, yalnızca küçük partileri dışlamak değil; demokrasiyi güçlendirmek ve halk iradesinin ağırlığını korumak anlamına gelecektir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu