İşte, ortak basın toplantısı böyle olur…

KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Ankara’ya “maç yapmaya” gitmedi.
Kıbrıs Türk Halkı’nın kendi kendini yönetme hakkının uygulaması olan KKTC’yi, Erhürman, MİŞ GİBİ CUMHURİYET SAYMIYOR.
Türkiye ile ilişkilerin yaşamsal ve vazgeçilmez önemiyle ilgili zerre kadar kuşkusu olmadığı, merak edilmeyecek kadar açıktır.
Ana evi demese de ATA EVİNE GİTTİĞİNİN içten duruşunu dün gün boyu doğallık içinde yansıttı.
Tufan Erhürman’la günün sonunda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la basının karşısına geçtiği zaman da “İşte ortak basın toplantısı böyle olur” yaklaşımına her bakımdan katkı koydu.

Popüler haber kanallarıyla birlikte çok sayıda kanal Erdoğan – Erhürman ortak basın toplantısını canlı olarak yayımladı. Böylece KKTC Cumhurbaşkanı Tuıfan Erhürman’ın merak edilen neredeyse tüm konulardaki on milyonlarca kardeşimiz dinleme, aracısız öğrenme şansı buldu.
***
Hiç kuşkum yok, hem Recep Tayy,p Erdoğan hem de Tufan Erhürman’ın ciddi çalışma ürünü konuşmalarında farklı anlamlar çıkarmaya çalışanlar olacak. Türkiye – KKTC ilişkilerinin sağlıklı yürümesinde rahatsız olanların tespit ve yaklaşımları da farklı olacak.
İyi niyetle bakıldığı zaman hem Erdoğan hem de Erhürman’ın konuşmalarında pozitif içerik olduğu çok rahat görülür.
Önce Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşma metninden seçtiklerim:
“… “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bugüne kadarki tüm cumhurbaşkanları seçildikten sonra ilk ziyaretlerini Türkiye Cumhuriyeti’ne yapmışlar ve gerek Kıbrıs sorunu, gerekse dış politikayla ilgili konulardaki görevlerini her zaman Türkiye Cumhuriyeti ile yakın istişare içinde yürütmüşlerdir.
…Milli davamız Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve Ada’daki gerçeklere uygun bir çözüme ulaşılmasına yönelik mücadelemizi Sayın Erhürman’la yakın eş güdüm içerisinde kararlılıkla sürdüreceğiz.
… Geçmişin yanlış kararları, Rum tarafına sunulan rehavet imkanı Kıbrıs Türklerinin ÖZ VATANLARINDA sonu gelmeyen bir hak mağduriyetine uğramalarına yol açtı. Bunun tadili için verilen sözler de maalesef tutulmamıştır. Sayın Cumhurbaşkanı gerek geçmiş başbakanlık dönemi gerekse 2008-2010 yıllarındaki müzakere heyeti üyeliği tecrübelerinden bu süreci çok iyi bilmektedir.
(Erhürman) Bu tecrübeleri ışığında, kendisinin Rum tarafına son dönemde verdiği mesajlarda Kıbrıs Türk’ünün egemen eşitliğinden taviz verilmeyeceğini vurgulamasını oldukça isabetli buluyorum.
…Kıbrıs meselesine en gerçekçi çözümün Ada’da iki devletin bir arada var olmasından geçtiğine inanıyoruz.
…Daha önce de söyledim, ‘dünün güneşiyle bugünün çamaşırı kurutulamaz.’ Eski dönemin ezberleriyle iğneyle kuyu kazmaya uğraşmak bizi bir yere götürmez. Dilerim Kıbrıs Türk’ünün gösterdiği cesaret ve çözüm iradesini ilerleyen dönemde karşı taraftan da görebiliriz. Bunu mümkün kılabilmek için her zamanki yapıcı, sonuç odaklı, adaletli ve insancıl yaklaşımımızı Kıbrıs Türk halkıyla birlikte sürdüreceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı’yla aramızdaki işbirliğinin daha da hızlanması için yapılabilecekleri de ele aldık.
Siyasi ve diplomatik gayretlerimiz eş güdüm halinde devam edecek
*** .”
… Ve Tufan Erhürman’ın konuşmasında aldıklarım:
“…Yalnızca aramızdaki sarsılmaz kardeşlik ilişkisi dolayısıyla değil özellikle Kıbrıs’ın güneyinde ve bölgede silahlanmanın günden güne arttığı koşullarda Kıbrıslı Türklerin kendilerini güvende hissetmelerinin hukuki dayanağı olan garantör ülke olma vasfıyla da Türkiye, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin tüm çalışmalarda dün olduğu gibi bugün de en önemli aktörlerin başında gelmektedir.
…Görev sürem içerisinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki sarsılmaz kardeşlik bağları çerçevesinde, iki ülke arasındaki ilişkileri daha da iyi bir seviyeye taşımak, ülkemi, halkımı Türkiye kamuoyunda daha da bilinir, daha da tanınır kılmak benim için en önem verdiğim çalışma alanlarından biri olacaktır.
… Büyük Lider Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu ‘Yurtta barış dünyada barış’ ilkesinden hareketle ilgili tüm taraflar çağrımızla çabalarını bu noktaya yoğunlaştırmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde ortaya koyduğu gibi Doğu Akdeniz’de çözüm yolu diyalog ve müzakeredir. Unutulmamalıdır ki, Türkiye’yi ve Kıbrıslı Türkleri yok sayan, görmezden gelen, dışlayan hiçbir formül bu bölgede uygulanabilir değildir.
… Gözlemci üye olduğumuz Türk Devletleri Teşkilatı, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatının yanı sıra Avrupa Konseyi’nde, Avrupa Birliği şemsiyesi altında sürdürülen görüşmelerde, Kıbrıs Rum liderliğiyle eşit statüde olduğumuz Birleşmiş Milletler’de ve erişebildiğimiz her yerde halkımızın hak ve çıkarlarını savunacağız.”
***

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Erhürman’ın Ankara’ya yaptığı resmi ziyaretle ilgili sosyal medya paylaşımı ise çok net bir içerik taşıyor:
” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığına seçilmesini müteakip ilk resmî yurt dışı ziyareti vesilesiyle Sayın Tufan Erhürman’ı Ankara’da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duydum.
Sayın Cumhurbaşkanı’na yeni görevinde Cenab-ı Allah’tan muvaffakiyetler diliyorum.
Millî davamız Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve Ada’daki gerçeklere uygun bir çözüme ulaşılmasına yönelik mücadelemizi Sayın Erhürman’la yakın eş güdüm içerisinde, kararlılıkla sürdüreceğiz.
Bizim Kıbrıs davasındaki duruşumuz her zaman net olmuştur.
Kıbrıs meselesine en gerçekçi çözümün, Ada’da iki devletin bir arada var olmasından geçtiğine inanıyoruz.
Kıbrıs meselesinin bugüne kadar çözümsüz kalışının temelinde, Rum tarafının Kıbrıs Türklerinin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünü reddetmesi vardır.
Rum tarafı, Kıbrıs için çözümü 1963’te silah zoruyla ele geçirdiği, bugün ise hiçbir hükmü kalmamış olan ortaklık devletinde Kıbrıslı Türkleri azınlık konumuna indirgemekte görüyor.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın Rum tarafına son dönemde verdiği mesajlarda Kıbrıs Türkü’nün egemen eşitliğinden taviz verilmeyeceğini vurgulamasını oldukça isabetli buluyorum.
Görüşmelerimizde Kıbrıs Türkü’nün refahını artırmak, gündelik hayatını kolaylaştırmak ve on yıllardır maruz kaldığı tecritten en az ölçüde etkilenmesini sağlamak üzere hayata geçirdiğimiz projeleri değerlendirdik.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumda layığıyla temsil edilebilmesi, sesini ve uğradığı haksızlıkları dünyaya duyurabilmesi için siyasi ve diplomatik gayretlerimiz eş güdüm halinde devam edecektir.”



