Aziz KARAAZİZYazarlar

Biz AB’ye Nasıl Güvenebiliriz..?

 

Çok kolay bir durum değil.
Her ne kadar da KKTC vatandaşlarının yüzde 85’i AB vatandaşı olsa da güven yaratıcı bir ortam sağlamak kolay değil.
KKTC ile AB arasında güven yaratıcı önlemler resmi olarak geçtiğimiz hafta içerisinde Cumhurbaşkanı Erhürman tarafından dile getirildi.
Cumhurbaşkanı Erhürman çok tartışılan Fitto görüşmesine ilişkin açıklamasında bu konuyu dile getirdi.
Peki ne demek istedi..?
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın “güven yaratmak” derken tam olarak kastettiği şey nedir..?
Elbette ki tamamen siyasi noktalara işaret etmiştir.
İşin içerisinde askeri bir durum olduğunu asla düşünmem.
Ekonomik konuların ise şimdilik dile getirileceğini sanmıyorum.
Esas konu siyasi anlamda tarafların güven yaratıcı bir ortam oluşturmasıdır.
Başta söylemiştik, nüfusun yüzde 85’e yakını AB vatandaşı diye.
Ancak buna rağmen ilişkiler istenilen düzeyde değil.
Bunun sorumlusu da tamamen Avrupa Birliği’dir.
Güney Kıbrıs’ı tüm Kıbrıs adına üye aldıkları gün Kıbrıs Türkleri ile araya ciddi bir güvensizlik hissi girmiştir.
Her ne kadar da Kıbrıs Türkleri AB’ye ciddi bir organizasyon olarak baksalar da siyasi anlamda ciddi bir güven sıkıntısı mevcuttur.
Avrupa Birliği zaman zaman Kıbrıslı Türkler için farklı konularda mali yardımlar uygulamaya koyarak hibe programlarını hayata geçirse de iki tarafın ilişkileri bir türlü düzene girmemektedir.
Peki ne yapılmalı..?
Çok kritik bir soru.
Bu yönde niyet ortaya koyacak ve adım atacak olan taraf AB’dir.
Bu da Rum tarafına rağmen kolaylıkla atılabilecek bir adım değildir.
Hatta o kadar zordur ki, eğer AB Kıbrıslı Türklere yönelik güven yaratıcı önlemler hayata geçirmek isterse ilk olarak Rum hükümetini ikna etmek zorunda olacaktır.
Ki hepimizin malumu olduğu üzere bu da çok kolay bir durum değildir.
Hatta neredeyse imkansız gibi bir şeydir.
O zaman ne olacak..?
Bu noktada Avrupa Birliği ilk olarak Kıbrıs meselesine dahil olma niyetinin esas nedenini ortaya koymalı ve Kıbrıslı Türkleri bu yönde ikna etmelidir.
Avrupa Birliği gerçekten bünyesindeki bir sorunu halletmek için mi konuya dahil olmaya çalışıyor yoksa Rum hükümetinin hegemonyasında bir hareketle zaten bozuk olan dengeleri daha da fazla bozmak için mi masaya oturmaya çalışıyor..?
Görüntü itibarıyla sorunun yanıtı aslında çok net.
Peki ya çözüm olmazsa ne olacağına ilişkin bir planları var mı..?
Yoksa ilelebet Rum tarafının tam üye Kıbrıslı Türklerin ise bireysel üye olduğu ortam devam mı edecek..?
Çok fazla sorular var ortada duran ve yanıt bekleyen.
Ve bunların tamamı da Kıbrıslı Türklerin kafasında..!
Bu durumda Kıbrıslı Türklerin Avrupa Birliği’ne güvenmesini ve masaya davet etmesini beklemek saflıkla eşdeğer bir davranış olur.
Önce Kıbrıslı Türklerin güveni sağlanmalı sonra masa işleri konuşulmalı.
Dengeyi bozan, güvensizlik ortamını yaratan taraf olarak Avrupa Birliği’nin atması gereken çok fazla adım var.
Kolay mı zor mu elbette önemli.
Ama en önemlisi niyetin ne olduğudur.
Ne kadar zor da olsa niyet olduktan sonra olmayacak bir iş değil…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu