Son Sözü Türkiye Söyleyecek..!

Ya da şu şekilde de söyleyebiliriz:
“Türkiye ne derse o olacak..!”
Kıbrıs konusunda hafta içerisinde gerçekleşen üçlü görüşme sonrasında, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Guterres’in Kişisel Temsilcisi Holguin bu kez garantör ülkeler olan anavatanlarda temaslarda bulunacak.
Holguin bu çerçevede ilk durağı olan Atina’ya geçerek orada bir dizi temasta bulundu.
Şimdi sırada Ankara var.
Ankara öncesinde Holguin’in gerçekleştirdiği Atina görüşmelerinde öne çıkan en dikkat çekici yorum, sürecin gidişatında Türkiye’nin tutumunun belirleyici olacağı şeklindeki ifadeler oldu.
Atina’da Başbakan Miçotakis ve Dışişleri Bakanı Yerapetridis ile görüşen Holguin, Pazartesi de Ankara’da TC Dışişleri Bakanı Fidan ile görüşecek.
Tüm gözlerin çevrili olduğu bu görüşmede Türkiye’nin tutumu sonraki adımlar için belirleyici olacak.
Yani, eğer Türkiye federasyon konusundaki kararlılığını sürdürürse süreç bu yönde ilerleyecek.
Bu noktada eklenmesi gereken yorum, “Türkiye elbette belirleyici bir ülkedir ama sürecin esas kaderi Rum tarafının bir çözüme varılmasına ilişkin samimiyetidir” olmalıdır.
Çünkü Türkiye mutlaka federasyon konusundaki tutumunu sürdürecektir. Federasyonun artık olmayacağı şeklindeki görüşler Holguin’e bir kez daha iletilecektir.
Ama kanımca Türkiye sadece bunu söylemeyecek, bir çözüm masası kurulabilmesi için Rum tarafının yapması gerekenler olduğu da Bayan Holguin’e hatırlatılacaktır.
En başta da Kıbrıs Türk tarafının en başından ortaya koymuş olduğu metodolojiye ilişkin öneriler kendisine anımsatılacak ve bu konudaki kararlılığın altı çizilecektir.
Bu noktada artık işin ciddiyeti herkes tarafından iyice anlaşılmalıdır.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın “sırf müzakere olsun diye müzakere yapmayacağız” sözleri son derece önemlidir.
Bu sözler öylesine söylenmiş sözler değildir. Birilerinin gazını almak ve ortamı sakinleştirmek için söylenmiş sözler de değildir.
Üçlü görüşme sonrasında yapmış olduğu ve metodolji önerilerinin dördünün de eksiksiz sağlanması gerektiği şeklindeki açıklamasını da unutmamalıyız.
Bu çerçevede pazartesi günü Ankara’da Bayan Holguin’e ifade edilecek olanlar sürecin bundan sonraki seyrine yönelik ipuçları değil, somut ilkelerdir.
O nedenle de Türkiye’nin söyleyecekleri Holguin tarafından doğru anlaşılır ve doğru bir şekilde ele alınırsa Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin son derece yapıcı ve önemli adımlar atılacaktır.
Yok eğer bunu yapmak yerine Rum tarafının zaman geçirmek maksatlı söylemlerine kapılıp gidilirse işte o zaman Türk tarafı mutlaka gereğini yapacaktır.
Bu dönem Rum tarafının son şansıdır.
Umarım idrakına varırlar…

