Hasan Hastürer

Karnı doyan insan yaşar… Ruhu beslenen insan ise gelişir…

Önceki akşam KKTC Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde Sevgililer Günü Konseri vardı. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve eşi Nilden Bektaş Erhürman da konseri izleyenler arasındaydı.

Konseri huzur bularak dinledim.

Dinlerken senfoni ismi çağrışımıyla 1970-1974 arası Yılmaz Taner Yönetimindeki Senfoni Orkestra Korosu’na gittim. Öğretmen Koleji öğrencisiyken o çok sesli koroda tenor grubundaydım.

Zaman zaman, siyah beyaz fotoğraflarda bulurum o yılların anı izlerini.

***

KKTC Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nı dün akşam Japon Şef Kanake Obe yönetti.

İzlerken ekonomik gerekçelerle her gün şikayetlerin yükseldiği Kuzey Kıbrıs’ta Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası olmazsa önemli bir eksiklik mi olur? Ya da olmazsa olur mu? Soruları aklımdan geçti.

   “Olmazsa olur mu?” sorusu, teknik bir soru değil.

   Olur elbette… Hayat devam eder. Elektrikler yanar, yollar yapılır, maaşlar ödenir. Devlet dediğimiz yapı, müzik olmadan da ayakta durur.

   Ama mesele ayakta durmak mı, yoksa yükselebilmek mi?

   Bir devletin büyüklüğü yalnızca bütçesiyle ölçülmez. Kültürüyle, sanatıyla, estetik üretimiyle ölçülür. Senfoni orkestrası bir lüks müdür? Evet, bir anlamda lükstür. Ama kültür dediğimiz şey zaten insanın temel ihtiyaçlarını aştığı noktada başlar.

   Karnı doyan insan yaşar.

   Ruhu beslenen insan ise gelişir.

                                                                      ***

Senfoni orkestrası, yalnızca klasik müzik çalan bir topluluk değildir. O, bir ülkenin dünyaya verdiği mesajdır: “Ben sadece siyaset konuşan bir yer değilim. Ben sanat üreten bir ülkeyim, halkım.”

   KKTC gibi uluslararası alanda tanınma sorunu yaşayan bir yapı için kültürel diplomasi daha da önemlidir. Spor ambargoları olabilir. Siyasi izolasyonlar olabilir. Ama sanatın dili evrenseldir. Beethoven çaldığınızda pasaport sormazlar. Mozart yorumladığınızda statü belgesi istemezler.

   Japon Şef Kanake Obe, böylesi bir orkestrayı yönetmeye gelirken, KKTC’nin tanınmamış olmasına takılmadı.

***

Böyle bir senfoni orkestrası olmazsa ne olur?

Olmazsa genç müzisyenler, yetişmez ya da yetişseler nereye gideceklerini sorgularlar.

   Bir toplumun sanat kurumlarını küçümsemek kolaydır. “Önce ekonomi düzelsin” denir. “Önce hastaneler, okullar” denir. Haklı yanları vardır. Ama mesele sıralama meselesi değildir; denge meselesidir.

Devlet dediğiniz şey sadece asfalt döken bir mekanizma değildir. Aynı zamanda estetik bilinç oluşturan bir yapıdır.

Bunun kültürel karşılığı uzun vadede büyüktür.

Ayrıca şunu da unutmamak gerekir… Senfoni orkestrası, elit bir azınlığın eğlencesi değildir. Doğru planlandığında halka açık konserlerle, okullara dönük etkinliklerle, açık hava organizasyonlarıyla toplumun her kesimine ulaşabilir.

Mesele orkestranın varlığı değil, işlevselliğidir. Eğer sadece protokol gecelerinde çalıyorsa, toplumla bağ kuramıyorsa, elbette sorgulanır. Ama toplumun içine iniyorsa, gençlerle temas ediyorsa, üretim yapıyorsa; o zaman “olmazsa olur mu?” sorusu zayıflar.

Bir de işin sembolik boyutu var. Cumhurbaşkanlığı bünyesinde bir senfoni orkestrası olması, devletin kültüre verdiği değerin göstergesidir. Bayrak, arma, marş neyse; kültür kurumları da odur. Çünkü devlet sadece hukuki bir yapı değil, aynı zamanda bir kimlik inşasıdır.

   KKTC’nin kimliği sadece siyasi mücadeleyle şekillenmez. Edebiyatla, tiyatroyla, müzikle de şekillenir.

Olmazsa hayat sürer mi? Evet sürer.

   Ama daha sığ sürer. Daha dar bir çerçevede sürer. Sadece günlük tartışmaların içinde sıkışmış bir toplum oluruz. Oysa nitelikli müzik, sanat etkinlikleri insanı gündelik gerilimlerden çıkarır. Farklı bir düzleme taşır.

Belki de asıl soru şudur: Biz nasıl bir toplum olmak istiyoruz?

Sadece tüketen mi? Yoksa üreten mi?

Sadece siyaset konuşan mı? Yoksa sanat da konuşan mı?

   Senfoni orkestrası bir bütçe kalemi olabilir. Ama aynı zamanda bir vizyon göstergesidir.

   Küçük toplumların büyük hayallere ihtiyacı vardır. Kültür yatırımları o hayalin parçasıdır.

   Olmazsa olur. Ama olursa daha iyi olur. Çünkü devlet, sadece yönetim değildir. Devlet, aynı zamanda ruh meselesidir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu