Erhürman, Dünya Barış Diliyle konuşuyor…

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın dün CUMHURBAŞKANLIĞINDA 100 GÜN basın toplantısı vardı.
Önce kapsamlı bir sunum yaptı. Dijital uyumlu, çevre dostu bir anlayışla 100 Gün kitapçığı, basılıp dağıtılmadı.
Toplantıya katılan herkes sahnedeki ekrana yansıtılan QR kodlarını cep telefonları ile okutarak, hem kitapçığa hem de ilgili videoya sahip oldu.
Erhürman sunumunun ardından, “Sizin zamanınız varsa, benim de var. En son soruya kadar tüm soruları yanıtlayacağım” dedi ve sözünde durdu.
Toplantı iki saati aşkın bir süre devam etti. Televizyon ekranlarından da herkesin evine ulaştı.
Sonuçta oldukça bilgilendirici bir sunum ve soru yanıt bölümü ortaya çıktı.

***
Uzun zaman, “Kıbrıs sorunu, Türkiye’de en az bilgiyle en çok konuşulan konudur” derdim, bir süreden beri Türkiye’nin yanına, “Kıbrıs sorunu, Türkiye ve Kıbrıs’ta en az bilgiyle en çok konuşulan konudur” der ve yazarım.
Bunu duygusal bir reaksiyon ya da yalın anlamıyla tepki olarak söylemiyorum. Günlük oluşan tepkilere göre Kıbrıs sorunu ya da Erhürman’ın politikası “eleştiriliyor”.
Elinde sihirli değnek varmış da dokundurup, tüm sorunları çözmüyormuş gibi yaklaşanlar var.
Kıbrıs sorununda en masum tarafın Kıbrıslı Türkler olduğuna inanırım. 1963 Aralık ayından başlayarak bedel ödedik. 1963, Rum tarafının orantısız EOKA gücüyle yarattığı bir sonuçtu. 20 Temmuz 1974 Barış Harekatına, 15 Temmuz Faşist Yunanistan desteğinde EOKA B’nin darbesi neden oldu.
Masumiyetimize yüzde bin inanırım. Kıbrıslı Türklerin ve TMT’nin gücü adada statüko değişimine asla yetmezdi.
***
Yaşadık, mağdur olduk ama sesimizi duyuramadık. Suçlu Rum tarafı, hem suçlu hem güçlü oldu.
20 küsur sene evvel rahmetli Rauf Denktaş’ın, hem, kazanım getirmeyen, Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki Rum işgali üzerine gitmeyen politikalarını, hem de dilini eleştiriyordum.
Rauf Denktaş, “ Dünya dili konuşun” dediğim zaman, “ Bir de Dünya dili mi çıkardınız şimdi de”, demişti.
Geçmişte, Talat ve Akıncı’nın söylemlerinde dünya dili örneklerini bulduk elbette.
Dün Tufan Erhürman’dan, yalnız dünya dilini değil, “DÜNYA BARIŞ DİLİNİN” en güzel örneğini dinledik.
Dünya Barış Dili, dünyanın özellikle içinden geçmekte olduğumuz dönemde en çok gereksinim duyduğu dildir, üsluptur, yaklaşımdır.
Erhürman, Kıbrıs Türk halkının avukatıdır, sözcüsüdür, lideridir.
Konuşurken iç tribünlere oynamadığını dün de gördük.
Kıbrıs Türk Halkının en hassas olduğu pek çok konuyu, her şey bir yana, kalıplaşmış tekraralar yapmadan, siyasi eşitlikle anlatıyor. Siyasi eşitliği açtığı zaman içinde her şeyi çıkarabiliyor.
Erhürman, Kıbrıs Cumhuriyetinin anayasal kimliğini kaybettiği günden bugüne yaşananları, Dünya Barış Diliyle, anlatırken, korkuları değil korkusuz günlerin modelini, sistemini seslenirdi.
***
Erhürman’ın göreve gelmesinin bugün 102. günü.
Erhürman, göreve geldiği ilk günden çalışıyor. Tarlada çalışıyor… Tarlada çalışanın harmanda yüzü olur.
Dünkü uzun basın toplantısı sonrası Romanya’nın Kıbrıs Büyükelçisi Sorin-Dan Mihalache ile görüşmesi vardı.

***
Ergürman dün politikalarını uzun uzun anlattı, tek tek, soruları yanıtladı. Hiç kuşkusuz, dünkü toplantıyı canlı izleyen ya da bir biçimde bilgi edinen herkesin kendi bakış açısından yorumlama hakkı var.
Bu satırların yazarı olarak, Erhürman’ın onlarca yaklaşımı içinden, kendi sözleriyle ikisinin altını çizdim.
Bir… “ Beş yıllık süreyi, Kıbrıs Türk Halkı açısından, yeniden doğuş dönemi olarak kullanmak ve bunun gereklerini, yerine getirmek niyetindeyiz. Bütün gayemiz, bütün çabamız, gayretimiz bu yönde olacaktır.”
Erhürman, Kıbrıs Türk Halkının neler yaşadığını, neleri hak ettiğini çok iyi biliyor. Yeni ve köklü bir başlangıcı gerekli görüyor, görev biliyor.
İki… “5+1 hiçbir şekilde kaçacağımız bir toplantı formatı değil, hangi toplantı söz konusu olursa katılırız. Ama bize göre doğru olan en azından masaya konulmuş Güven Yaratıcı Önlemler konusunda belli sonuçlara Lefkoşa’da ulaştıktan sonra 5+1’e gitmek ve dolayısıyla 5+1’in sonucunda da birtakım olumlu gelişmelerin açıklanmasına fırsat vermektir’ demiştik. Bu pozisyonumuzu koruduk.”
Erhürman’ın bu yaklaşımı BM’den destek görmüş hatta benimsenerek ifade edilmiştir.
Erhürman, öz olarak “ Biz Lefkoşa’da ev ödevimi yapıp, 5+1’e gidelim” dedi.
Peki BM öz olarak ne diyor?
“ Önce Lefkoşa’da ev ödevinizi yapın, sonra 5+1’e gelin.”
Bu nokta, 100 günlük süre içinde belki de elde ettiği en önemli başarıdır.
Unutmayalım, hakemle kavga ederek maç kazanılmaz. Hakemin sempatisini kazanmak, torpil anlamında değil ama istediğimiz adil yaklaşım bakımında çok önemlidir.




