Hade Ordan Diyorum..

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz’un, iki kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırının ardından yaptığı “ülke güvenli” açıklaması, artık sıradan bir siyasi refleks olmanın ötesine geçmiş durumda. Bu tür açıklamalar, yaşanan olayların ciddiyetini kavramaktan uzak olduğu gibi, toplumun aklıyla alay eder bir noktaya da varıyor. Çünkü güvenlik, bir kürsüden söylenen birkaç kelimeyle değil, insanların gündelik hayatta kendilerini ne kadar güvende hissettikleriyle ölçülür.
Bugün geldiğimiz noktada, gündüz vakti sokak ortasında silahların patladığı, masum insanların kurşunlara hedef olduğu bir ülkede yaşıyoruz. İnsanlar çocuklarını sokağa gönderirken iki kere düşünüyor, akşam evine dönerken arkasına bakıyor. Hal böyleyken “ülke güvenli” demek, yaşanan gerçekliği inkâr etmekten başka bir anlama gelmiyor. Bu inkâr ise sadece bir iletişim sorunu değil; doğrudan doğruya bir sorumluluktan kaçış biçimi.
Yetkililerin görevi, pembe tablolar çizmek değil, sorunları olduğu gibi kabul etmek ve çözüm üretmektir. Güvenlik zafiyeti varsa bunu dile getirmek bir zayıflık değil, aksine yönetme ciddiyetinin gereğidir. Ancak bizde tam tersi bir tabloyla karşı karşıyayız: Olaylar yaşanıyor, insanlar yaralanıyor, hatta sakat kalma riski ile karşı karşıya kalıyor ardından yetkililer çıkıp istatistiklere, soyut kavramlara ve içi boş güvenlik söylemlerine sığınıyor. Oysa halk istatistik değil, güvenli bir yaşam talep ediyor.
Bu noktada asıl rahatsız edici olan şey, açıklamaların tonudur. Toplumun yaşadığı korku ve öfkeyi anlamaya çalışan bir dil yok. Empati yok. Utanma yok. Sanki yaşananlar küçük, önemsiz detaylarmış gibi davranılıyor. “Ülke güvenli” denilerek konu kapatılmak isteniyor. İşte bu tavır, yönetenlerle yönetilenler arasındaki kopuşun en net göstergesidir.
Eskiden utanma duygusu diye bir şey vardı. Kamu görevlileri, en azından başarısızlık karşısında mahcubiyet hissederdi. Bugün ise yüzler adeta muşamba gibi: Ne kızarıyor ne de ağırlık hissediyor. Her şey normalmiş gibi davranmak, her eleştiriyi abartı saymak, her itirazı susturmaya çalışmak sıradanlaştı. Sayın Dursun Oğuz’un açıklamaları da bu duyarsızlığın bir yansıması olarak hafızalara kazınıyor.
Bu şartlar altında “Hadi oradan” demek ayıp değildir. Ayıp olan, silah seslerinin hayatın parçası haline geldiği bir ülkede güvenlik masalları anlatmaktır. Ayıp olan, sorumluluk almak yerine inkârı tercih etmektir. Ayıp olan, halkın yaşadığı korkuyu görmezden gelmektir. Kimse kusura bakmasın; gerçekler sloganlarla örtülmez, sorunlar yok sayılarak çözülmez. Güvenlik, ancak yüzleşerek ve samimi adımlar atılarak sağlanır. Bunun dışındaki her açıklama, sadece zaman kazanmaya yönelik boş laflardır.
