Herkes “HAİN PAHALILIKTAN” korkuyor mu?

Yıllardır, yazımı yazmadan önce bir de dünyada haber turu yaparım.
Bizi de ilgilendiren haberleri mutlaka okurum.
Bizim için de önemli olan konularda, farklı ülkelerdeki reaksiyonlara önem veririm.
***
Almanya’nın haberlerine mutlaka bakarım. Almanlar, 2. Dünya Harbinden yenilgiyle çıktı.
Ülkeyi ikiye böldüler.
Gün geldi, iki Almanya yeniden bir oldu.
Bu bir olmanın, maliyeti olmadı mı?
Elbette oldu. Ancak pozitif çok yönlü disiplinle Almanya, Avrupa’dan öte dünyanın ekonomik bütünlük bağlamından en güçlü ülkelerinden biri oldu.
1990’lı yıllardan başlayarak Almanların organizasyonunda, uluslararası toplantılara katıldım. Görgüsüz harcama alışkanlığına hiç tanık olmadım.
Kazançları ne olursa olsun, en ekonomik harcamayı tercih ettiklerini gözledim.
***
Dünyada en yüksek enflasyon % 192 ile Arjantin’de.
Peki Almanya’da enflasyon ne kadar?
Haziran ve temmuz aylarında yılık enflasyon % 2, ağustos ayında ise yıllık %2.2 ile beş ayında en yüksek noktasına ulaştı.
Bunun anlamı nedir?
Almanya’da enflasyon yani pahalılık grafiği düz.
Bu durumda Almanya’da pahalılık diye bir derdin, bir korkunun olmaması gerekir.
Hayat pahalılığı olsun veya olmasın, ya da hangi düzeyde olursa olsun, aklı başında herkes “HAİN PAHALILIKTAN” korkuyor.
Pahalılığın bizdekinde yaklaşık yirmi kat aşağıda olduğu Almanya’dan “Almanlar en çok enflasyondan korkuyor” başlıklı bir haber okudum dün akşam.
Haberin girişinden bir bölüm:
“Halkın korku ve endişelerini 34. kez mercek altına alan R+V sigorta şirketinin yaptığı “Almanların Korkuları 2025” araştırmasına 2 bin 400 kişi katıldı.
Araştırma, Almanların süpermarket fiyatları, yüksek elektrik faturaları ya da benzin fiyatları nedeniyle paralarının yetmeyeceğine dair korkularının baki olduğunu ortaya koyuyor. Enflasyon, Almanların gözünde hâlâ en büyük kabus olurken geçen yıl olduğu gibi yükselen yaşam maliyetlerine yönelik korku, toplamda 15. kez “endişeler sıralamasında” birinci sırada yer alıyor.
Katılımcıların yarıdan fazlası (yüzde 52) yaşam maliyetlerinin sürekli olarak artmasından şikayetçi oldu. Araştırma sorumlusu Grischa Brower-Rabinowitsch, ‘Enflasyon, düz bir seyirde gitse de Almanlar için hala bir kabus olmaya devam ediyor. Enerji, gıda ve hizmet fiyatlarının sürekli arttığını açıkça hissediyorlar.’ diyor.”
***
Biz pahalılıktan, enflasyondan korkmuyor muyuz?
Korkuyoruz da enflasyonun da korkusuna alıştık.
Bu alışkanlık, hiç kuşkusuz çok tehlikeli bir alışkanlıktır.
Küçük toplumumuzun en kötü alışkanlıklarından biriyle, en son tasarruf yapılacak hane içi harcamalarda kısıntı yapılırken, model yenilemesi yapılan pahalı telefonlara sahip olunmak istenir. Sahip de olunur. Örnek çok.
Lüks harcama sayılacak harcamalar ısrarla sürdürülmeye çalışılır, temel tüketim harcamalarında kılıf uydurularak kısıntı yapılır.
Hiçbir sağlık sorunu olmayan kadın, zaman uygunluğu olmasına rağmen günlük üç bin kusur TL vererek eve temizlikçi getirir. Temizlikçi çalışır o da seyreder.
***
Pahalılık ciddi, yaşamsal bir sorunumuzdur.
Bilimsel çalışmalarla yokluk, açlık seviyeleri açıklanıyor. O verilere göre KKTC’de yokluk ya da açlık sınırı kapsamında, toplam nüfusta ciddi bir grup var.
Sağlıklı beslenmenin ne olduğunu, çok sayıda insanımız bilmiyor.
Karnını doyurup açlığını giderenler, aile boyu, “İlahi yarabbi şükür” diyerek sofradan kalkıyor.
Almanlar, % 2 enflasyondan korkuyor, biz yüzde kırklardaki enflasyonla kucak kucağa yaşıyoruz.
Şikayet ve kabullenme birlikte.
Ne yaman çelişki kucaklaşması değil mi?


