Derviş Doğan

Guterres Belgesine Dönmek

Kıbrıs sorunu, yarım yüzyılı aşkın süredir Ada’nın kaderini belirleyen en önemli mesele olmaya devam ediyor. Her yeni girişim bir umut doğuruyor, ama çoğu kez aynı tartışmaların etrafında dönüp duruluyor. Artık, geçmişi tekrarlamak yerine geleceğe bakmanın zamanı geldi.

2004’te Annan Planı’nın reddiyle birlikte önemli bir fırsat kaçırılmış, ardından gelen süreçte taraflar yeniden aynı konuları konuşmakla yıllar kaybetmişti. Gambari süreci gibi adımlar da bu döngüyü kırmaya yetmedi. Oysa 2014’te 11 Şubat Belgesi’yle başlayan ve Crans Montana’ya kadar uzanan dönem, çözüm açısından son yılların en umut verici anlarından biriydi.

Birleşmiş Milletler’in Çerçevesi: Çözümün Anahtarı

Crans Montana Konferansı’nda ortaya çıkan “Guterres Belgesi”, Kıbrıs’ta kalıcı çözüm için bugüne kadar oluşturulan en somut çerçevelerden biri olarak öne çıkıyor. Bu belge, güvenlikten siyasi eşitliğe, mülkiyetten toprak düzenlemelerine kadar en kritik başlıklarda iki tarafın hassasiyetlerini dengelemeye çalışan bir yol haritası niteliğinde.

Bugün birçok diplomat ve uzman, sürecin yeniden canlanması için en doğru başlangıç noktasının bu belge olduğunu düşünüyor. Çünkü Guterres Belgesi, sadece geçmişin değil, geleceğin de üzerine inşa edilebileceği bir zemini temsil ediyor.

Berlin Mutabakatı: Raydan Çıkan Süreci Düzeltme Girişimi

2019 Berlin Mutabakatı, Crans Montana sonrasında duran müzakere sürecini yeniden rayına oturtmak amacıyla yapıldı. Orada bir kez daha siyasi eşitlik ve etkin katılım ilkeleri teyit edildi. Bu, federasyon temelindeki çözümün hâlâ geçerliliğini koruduğunu ve uluslararası toplumun da bu yönde irade beyan ettiğini gösterdi.

GYÖ’ler Önemli Ama Yeterli Değil

Güven Yaratıcı Önlemler (GYÖ) son dönemde sıkça gündeme geliyor. Elbette, bunlar toplumlar arası güveni artırmak için önemli araçlar. Ancak nihai hedef, yalnızca güven inşa etmek değil, kalıcı bir siyasi çözüme ulaşmak olmalı. Kıbrıs halkı artık kahve masasında temenniler değil, somut ilerlemeler görmek istiyor.

Liderlik ve Sorumluluk Zamanı

Kıbrıs Rum lideri Nikos Hristodulidis, federasyon temelli çözümden yana olduğunu sık sık dile getiriyor. Kıbrıs Türk tarafı da siyasi eşitlik temelinde bir müzakereye hazır olduğunu söylüyor. Şimdi, her iki taraf için de sözleri eyleme dönüştürme zamanı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Ada’daki sürece verdiği önem, bu çabanın boşa gitmeyeceğine dair bir umut oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde, tarafları yeniden bir araya getirme yönünde diplomatik girişimlerin artması sürpriz olmayacaktır.

Sonuç: Geçmişin Dersleriyle Geleceğe Umutla Bakmak

Kıbrıs’ta geçmişte çokça zaman kaybedildi, ancak hâlâ geç değil. Guterres Belgesi’ne dönmek, geçmişin hatalarından ders çıkararak geleceğe somut bir yön çizebilmek anlamına gelir.

Çünkü Kıbrıs’ta barış, bir tarafın kazanacağı, diğerinin kaybedeceği bir denklem değildir. Gerçek kazanan, Ada’nın ortak geleceği ve her iki toplumun da huzur içinde yaşayacağı bir düzen olacaktır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu